İSTİŞARE NAMAZI

namaz1

a. Kur’an ve İnsan…

Kur’an;

Muhammed’in risaletiyle Allah’ın insanlara indirmiş olduğu,

Muhammed’in insan ve toplum dönüşümünü gerçekleştirme yolunda

Tevhid- Allah merkezli yol haritasıdır.

Kur’an; İnsan merkezlidir.

İnsanın tutumları, kişilikleri, sözleri, yaklaşımları ile

Sünnetullah’ın birleşimidir.

 

b. İstişare Namazı…

Namaz’da;

Psikolojik,

Sosyolojik,

Siyasi,

Kültürel,

Bireysel,

Toplumsal,

Yerel,

Küresel,

Ailevi

durumları vahiy ve ruh olarak Allah ile istişare etmektir.

 

c. Allah’ı Nerede Aramalı?

Allah’ı yeryüzünde arayın.

Evinizde, sokağınızda, aranızda, konuşmalarınızda, işlerinizde ve davranışlarınızda arayın.

Uzakta, ulaşılmayacak yerde aramayın.

Birey olarak şahdamarınızdan daha yakın, mekan olarak evinizden daha yakın…

 

ç. Namaz’da Huşu demek transa geçmek midir?

Namaz’da Huşu denildiğinde Allah ile trans bir iletişimden bahsedilir.

Allah dışında hiçbir şeyin düşünülmemesi gerektiği iddia edilir.

Dünyevi hiçbir meselenin akla getirilmemesi ve

gelmesi halinde namazın zedelendiğinden bahsedilir.

Oysa Namaz;

Allah ile kulun istişare zamanıdır.

Kulun Allah ile dertleşme zamanıdır.

Türkiye ve Dünya sorunlarını Allah ile konuşma zamanıdır.

Kulun iki namaz vakti arasında yaşadıklarının muhasebesini yapmak zamanıdır.

Ayetlerde ifade edilen ekonomik- siyasi- sosyolojik- psikolojik- kültürel meseleleri

Allah ile konuşma zamanıdır.

 

d. Yaratıcı Fikirler İmkanı Olarak; Namaz…

Namaz, insanın Rabb’i ile istişare buluşmasıdır.

Bu buluşmada İnsan zihni en yaratıcı fikirler, yaklaşımlar, tesbitler ve çözümler bulabiliyor.

Bazı kesimler; insanın bu yaratıcı arayışını vesvese diyerek mahkum ediyor

ve namazın bereketinden insanları alıkoyuyorlar.

Namazda iken, korkmayın, düşünün…

Aklınıza gelecek yaratıcı irade ve yaklaşımları önemseyin.

Bunlar vesvese değildir. Allah’ın rahmetini vesvese diyerek mahkum etmeyin.

 

e. Şii Mitoloji ve Sünni Saltanat

Müslümanlar hala kanbağı ile

hidayet- hilafet bağı arasında ilişkiyi çözemediği için birbirini öldürüyor.

Müslümanlar Hz. Muhammed’in vefat anından beri bunun için ölüyor.

Hz. Ali, peygamberin soyundan olduğu için

Hilafet’in kendi hakkı olduğunu iddia etti ve bunun için mücadele etti.

Şiiler, hilafet Ehl-i Beyt’in hakkıdır deyip mitolojiye,

Sünniler hilafet Kureyş’indir deyip saltanatçılığa

kaymasının sebebi budur.

Bugün halen peygamberin soyunun kutsallığına inanıp,

bunu çeşitli sıfatlarla(seyyid- şerif) öne çıkaran ve pazarlayan milyonlarca insan var.

Müslümanlar; peygamberin anne ve babası dahi olsa

mü’min- tevhidi olmaları şüpheli iken

kendisinden sonrakilerin de çıkıp bu soy bağı üzerinden

hilafet, hidayet ve cennet garantisi aramalarının yanlışlığına ne zaman varacaklar.

 

f. Otorite dini değil İnsanlığın dini…

Her Otorite tartışılmalıdır.

En başta Dini otoriteler…

(Diyanet İmamları- Şeyhler- Alimler- Aydınlar- Hocaefendiler-

Ayetullahlar- Alevi Dedeler- Vatikan- Papazlar-

Hahamlar- Budist Rahipler- El- Ezher alimleri- Suud Sünni alimleri…)

En çok da dini otoriteler kendilerini tartışmasız kabul edilmekte- ettirilmekte,

dokunulmazlık zırhı ile korunmaktadırlar.

Çünkü toplumsal- siyasal- sermaye otoritesini

meşrulaştıran- güçlendiren- yönlendiren dini otoritelerdir.

Dini otoriteler, kendilerini meşrulaştırmak için,

Allah adına hareket ettiklerinden algıları- inançları- düşünceleri

daha etkili bir şekilde yönlendirmektedirler.

Çözüm;

Allah’ın dininin, Halkın dini haline gelmesidir.

Kim ki Allah’ın dini Halkın dini değilde,

sarayın- tekkenin- dergahın- tapınağın- mabedin

dini haline getiriyorsa, ona karşı mücadele edilmelidir.

 

g. Kime Nasihat?

Nasihat- uyarı genelde başbakandan halka, liderden kendine tabi olanlara,

şeyhten müritlere, öğretmenlerden öğrencilere, âlimlerden talebelere,

aydınlardan insanlara, cemaat abilerinden küçüklere-üyelere, müdürden çalışanlara, patronlardan işçilere, anne-babadan çocuklara yönelik olarak vardır.

Oysaki bu nasihat- uyarı konumu- gücü- imkânı- fırsatı eşitlenmediği müddetçe

hakikatin ortaya çıkması ve uygulanması beklenemez.

 

ğ. Yılların İmtihanı…

Yıllar takvimlerin yapraklarından bir bir iniyor.

Yüklendiğimizi emanetin ve hilafetin imtihanı her geçen boynumuzu büküyor.

Korku ve ümit arasındaki şahitliğimizde amellerimiz birikmeye devam ediyor

Birey olarak verdiğimiz imtihanın neticeleri tüm alemi anında etkilemektedir.

Bu etki insanlığın tevhid, adalet, özgürlük ve emek ekseninde buluşması için olmalıdır.

Çoğu insanın- devletin- örgütün- grubun etkisi köleleştirme- ezme- sömürme- yalana davet etme şeklinde olacaktır.

Gelecek yıl- yıllarda; ülkeleri- yürekleri- kalpleri- akılları- evleri- sokakları

işgal edilen tüm yerlerin özgürleşmesi için mücadele etmeliyiz.

 

h. Ya Rabbi!

Bildiklerimizle amel etmeyi,

Bilmediklerimizi bilmeyi,

Yanlış bildiklerimizi düzeltmeyi,

nasip et.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s