BATI DÜŞÜNCESİNDE MUCİZE TARTIŞMALARI

MUCİZE

“Nesilden nesile, asırdan asıra geçti diye bir fikrin tamamen yanlış olmayacağını iddia etmek ham bir hayalden ibarettir.”” Bayle

İslam dünyasındaki mucize algısı düşünüş ve gelecek tasavvurunda önemli yer tutar. Diğer düşünüş ve inanışlarda bu algının seyrine bakmak, tartışmaları anlamaya katkı sağlayacaktır. İnsanlar- toplumlar birbirinden farklılığını ifade edecek birçok sınıflandırma ve tanımlamalar yapılmaktadır. Dünyanın hangi coğrafyasında bulunursa bulunsun insanlık iletişim ve etkileşim içerisindedir. Din- ideoloji- coğrafya ve diğer farklılıklar olsa da yaşanan süreçler açısından birçok benzerlikler bulunmaktadır.

Batı düşüncesinin oluşumunda önemli kırılma noktası oluşturan 15. y.y.da yaşanan tartışmalara göz atmakta fayda vardır. Batının 15 y.y.dan bu yana yaşadığı dönüşüm ve değişimler günümüzde İslam- Doğu’nun arayışlarına paralellikler bulunmaktadır. Batıda kilise ve din adamlarının toplumsal- siyasal her kademede sağladıkları üstünlük ve etkinlikten dolayı değişimlerin de merkezini oluşturmaktaydı. Batılı düşünür- aydınlar din algısı ve bunun oluşturduğu kurumların değişimin önündeki engel olarak gördüler. Bu engeli tanımlamak- anlamak ve çözümlemek çabasına giriştiler. Din algısının toplumsal- bireysel etki alanlarından biri de mucize- büyü gibi alanlardan gelmekteydi. Din adamları (kardinaller- papa- papazlar- rahipler- keşişler- rahibeler) ve halk din anlayışında mucizeler önemli yer tutmaktaydı. Hıristiyan terminolojisindeki Hz. İsa- Meryem- havariler başta olmak üzere bir çok konuda mucizevî olarak nitelendirilen olaylar merkeze alınarak din anlayışı oluşturulmuştur. Her dönemde ve halen kişilerin yaşadıkları olayların mucize olarak belirtilen ve yorumlanan olaylar ekseninde hareket edilmektedir.

Batıda düşünce dönüşümünün ilk dönemlerinde tartışılan kavramlardan biri de mucizedir. Batılı düşünür ve aydınlar mucizeye farklı bakmaktaydılar. Onlara göre “Mucizeler birer düşmandı, çünkü bunlar tabiat kanunlarını ihlal ediyor, büyük iddialar taşıyordu. Mucizeler halkı iğfal ediyordu; rasyonalistlerin kazanmak istedikleri de işte bu kiliseye gidip dua eden kadınlar ve erkeklerdi.” (Hazard, 1981: 170) Mucizenin var oluşu 3 temele dayandığı belirtiliyordu. Bunlar; otorite, çoğunluğun benimsenmesi ve adet. Birinci olarak; Rahipler otoritelerini sağlamlaştırmak ve kalıcı kılmak için gerek geçmişte yaşananları gerekse de kendi hayatlarından bazı olayları mucize!leştirerek halkın ve siyasilerin kendilerine itaatini sağlıyorlardı. İkinci olarak; Mucize olarak nitelendirilen olayların çoğunluk olarak nitelendirilen kesimler tarafından benimsenmesi ve geçmişten taşınan bir değer olarak düşünülerek kuşaktan kuşağa aktarımı sağlanıyordu. Üçüncü olarak; mucizeler artık toplum hafızasında yer edinmiş yanlış algılanışlar olsa bile terk edilmeyen “adet”lere dönüşmüş bulunmaktaydı.

15. y.y. din algısında önemli yer edinen mucize anlayışının bu üç temel noktada yerleşik bir durumunu göz önüne alan Batılı düşünürler buna karşı mücadelelerinde bu hususları göz önüne alarak tartışmaya açtılar. Bu tartışmada o yıllarda güncel bir olay gündeme geldi. Aralık 1680 de çıkan haberlere göre kuyruklu yıldızın görünmesi önemli olayların gerçekleşeceğine işaret kabul edilmekteydi. “Herkes kuyruklu yıldızdan bahsediyor; hiç şüphesiz bu yılın başlangıcında rastladığımız en büyük hadise de budur. Astronomlar yıldızın seyrini takip etmekle uğraşıyorlar ve halk onun bin türlü belaya işaret olduğunu söylüyor” (Hazard, 1981- 170) 1 Ocak 1681’den itibaren bir tartışma oluştu. Bazılarına göre kuyruklu yıldızlar arzın çıkardığı büyük gaz kitleleriydi. Bazılarına göre bunlar gökcisimleri olduğundan arz ile bir bağlantıları yoktu. Bazılarına göre ise – ki halkın büyük çoğunluğu böyle düşünüyordu- ne zaman kuyruklu yıldız çıksa arkasından hemen bir felaket gelmiş oluyor. Günahkârlık son haddine eriştiğinden, Tanrı gazabını bildiriyor, göklerden bize haber göndermektedir. Bu olay bazılarına göre ise halkın bu konudaki düşüncesini destekleyecek bir unsur bulunmamakta, Kitapta ise bunu haklı gösterecek bir işarete rastlamamaktayız. Pierre Bayle (1647-1706)şöyle bir çağrıda bulunur; “Bırakın kuyruklu yıldızları kendi hallerine! Onların insanlarla bir alışverişi yok. Ancak batıl düşünce, budalalık veya kafa tembelliği gibi hata kaynakları onların bizimle ilgili olduğu düşüncesine yol açabilir.” (Hazard, 1981- 172)

Fontenelle (1657-1757), Pierre Bayle’den sonra mucize algısı üzerindeki tartışmalara katılır. Bu dönemde yaşanan bir diğer olay ile mucizelerin birey zihnindeki oluşumu ile ilgili ipuçları vermektedir. Hikayenin özeti: 1593 yılında Silezya’da yedi yaşında bir çocuğun bütün dişleri düşmüş, fakat azı dişlerinden birinin yerine altın bir diş gelmişti: 1595 yılında Helmstad üniversitesinde tıp profesörü olan Horstius adında biri bu diş hakkında bir yazı yazdı ve onun kısmen tabii, kısmen de mucizevi bir şey olduğunu, Tanrının çocuğa bu dişi Türklerden çok ızdırap çeken Hıristiyanları teselli vermek üzere verdiğini anlattı. Gerçekten tuhaf bir teselli vasıtası olmuştu. Bu dişin Hıristiyanlarla veya Türklerle ne ilgisi olabilirdi? (Hazard, 1981) Rullandus bu işin tarihini yazar. İki yıl sonra Ingolsteterus adında biri Rullandus’a itiraz eder. Rullandus’da ona bir cevap yazar. Tüm bunlar yaşanırken bu dişin altın olduğuna dair açık- seçik bilgi vermiyorlardı. Çocuğun dişi muayene edilmek üzere kuyumcuya gönderildiğinde anlaşıldı ki dişin üzerine altın varak fevkalade bir maharetle yapıştırılmıştı. Önce kitaplar yazıldı, sonra kuyumcuya danışıldı. Fontenelle, bu hikâyeden hareketle insanların üç büyük alaka konusuna temas ediyor: İlim, tarih ve din. Önce bir olay ilim kullanılarak ve onun adına bir iddia olarak ortaya konuluyor, ardından bir geleneği oluşturularak tarihselleştirilmekte, sonrasında ise bu dini bir öğe olarak benimsenmekte- benimsetilmeye çalışılmaktadır.

Pierre Bayle mucizelere şu şekilde yaklaşımı benimser: “Ne diye izahında güçlük çektiğimiz her şeyin bir mucize olduğu neticesine varıyoruz? Mucizeler akla aykırı şeylerdir. Tanrı’nın sonsuz büyüklüğüne uygun olan şey, kendi koymuş olduğu kanunları muhafaza etmesidir. Onun bu kanunlara müdahale ederek onları bozduğunu düşünmek kadar kötü bir şey olamaz. Hem neye müdahale etsin? Kâinatın gidişine kıyasla, bir kralın doğumu veya ölümü gibi gayet basit, önemsiz şeylere mi? (Hazard, 1981-173) Tanrının tabiatın akışına müdahale etmediğini ve insanlarında bu olaylardan hareketle bir algılayış geliştirmelerine karşı çıkar. “Hıristiyanların her türlü fenalığı işledikleri bir vakıa değil midir? Günlük hayatta, tanrıya imanla en iğrenç ahlaksızlıklar bir arada görülmüyor mu?” (Hazard, 1981-175) Batı dünyası bu dönemde dindarların kendilerini Tanrı adına kendi kendilerine verdikleri güvencelere sığınarak, onun adına kendi çıkarlarına hizmet edecek dini yorum getirerek, yanlışlarına örtü kılarak ve olayları mucize olarak ifade etmelerinin nasıl bir değer taşıdığını tartışır.

Dünyada hangi coğrafya ve millet olursa olsun peygamberlerin yaşadıklarını mucize- bazı kişilerin(papaz- rahip- haham- ermiş- şeyh- imam- keşiş) yaşadıklarını “keramet” üzerinden ifade ederek anlam arayışı halen önemli yeri tutmaktadır. Var olan bir düşünüşü taşımanın bir maliyeti ve güç kullanma ihtiyacı yoktur. Var olan düşünceler; sorgulanarak, tartışarak anlaşılmalıdır. Geçmişten bugüne kalan her şey kutsal ve gerçek değildir. Bunları gözü kapalı kabul etmenin kimseye sağlayacağı bir fayda yoktur. Batının yaklaşık 400 yıl önce yaptığı iç hesaplaşmayı, İslam dünyası henüz yapabilme cesareti ve özgüvenine sahip değildir. İslam dünyası yeni bir medeniyet tasavvuruna sahip olmak istiyorsa tüm algılayışlarını gözden geçirmek ve tartışmak mecburiyetindedir.

Kaynakça:Hazard, Paul. 1981. Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme. Ötüken Yayınları. İstanbul

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s