SORUŞTURMA: EDEBİYAT DÜNYASINDA LOBİCİLİK

kitap“Edebiyat dünyasında bir lobicilikten bahsetmek mümkün müdür; bugün sizce bir edebiyat mafyası var mıdır?”

RÜSTEM BUDAK

“Söz ve ahlak ilişkisi koparılmıştır. Pazarlama- piyasa anlayışı mafyatik eğilimleri güçlendirmiştir. “

Halkların ve devletlerin zaman içinde yaşadığı değişimler doğrudan edebiyat dünyasını da etkilemektedir. Yüzyılımızda birbirine bağlantılı iki alan edebiyatın kimliğini ve üretimini etkilemektedir: 1- İdeolojik zemin, 2- Sermaye- piyasa. Bu iki alan üzerinden yürüyen büyük bir mücadele var. İdeolojik zemin üzerinden lobicilik, piyasa üzerinden mafioso eğilimleri güçlenmektedir. İdeolojik zemin üzerinden oluşan stk, cemaat, örgüt kurumlar önceliği kendi fikir- görüş- eğilimlerini kitle düzeyinde hâkim olabilmesi için iç lobicilik faaliyeti öne çıkar. Kurulan kurumlar, firmalar, yayınevleri, dağıtımcılar içinde öncelik tanıma ve diğerini yok sayma noktasında güçlü lobicilik faaliyeti yapılır. Son dönemde buna camia- cemiyet- cemaat- örgüt yazarı olma anlayışı ile aidiyet üzerinden hâkimiyet mücadelesi verilmektedir. Ki buna son dönemde sosyal medya imkânlarının dâhil edilmesi ile mücadele şiddetini artırıyor. Gazetelerin kitap eklerinde karşılıklı tanışıklı tanıtım yazıları, belli bir ücret tarifesi ile yazdırılan kitap yazıları, birbirini öne çıkartmak için televizyon- radyo ve reklâm aracılığıyla pazarlama çabaları, var olduğundan daha başka ve önde gösterme çabaları, kendilerine dağıtım firmalarında birini öne çıkartma diğerini değersizleştirme ve yok sayma gayretleri lobi faaliyetleri çerçevesinde ilerlemektedir.

Lobicilik faaliyetinin en aktif olduğu yerlerden birisi de edebiyatın değişik türleri ile ilgili verilen ödüllerdir. Bu ödüllerde içerden veya dışardan etki ve müdahale ile ödüllerin yönü tayin edilebilmektedir. Ödülleri organize edenler, ödül kurulu ve diğer aktif unsurlar, ödüllerin yönünü tayin etmektedirler.

Yıl içinde düzenlenen şiir akşamları ve edebiyat programlarında özellikle ideoloji- dergi- sosyal çevre- hemşehri faktörü devreye girer. Herkes bu lobilerin yön verdiği tavsiyeler üzerinden katılımı ve etkinliği oluşturur. Bu döngüde herkes birbirini kendi programlarına davet ederek işbirliğini güçlendirir.

Edebiyat içinde ekol- okul olan bazı yazarlar, kendi çizgisinde edebi ürünler veren kişiler için lobicilik yürütmeyi, bu sürecin zorunlu sonucu olarak görürler. Bu yazar- şairler, kendi müntesiplerinin şiir- yazı programlarında-akşamlarında yer alması, ödüllü yarışmalarında ödül kazanması, yayınevlerinde kitaplarının çıkması ve bazı konumlarda yer almaları için ilişkileri kullanıp kazanımlar sağlamaya çalışırlar. Müntesipleride onun için doğum günü programları, eserlerinin pazarlanması, üniversitelerde onursal hocalık ünvanları, yaş yıldönümü programları düzenlemek için yarışırlar.

İstanbul, taşra ilişkisinde lobi faktörünün üstünü örttüğü gerçekler ortaya çıkmaz. İstanbul, edebiyat dili ve gücü olarak her daim kendi içinde dayanışma halindedir. Taşrada olan üretimlere önce dudak büker, sonra kabul etmeye başlar, ardından kendi içine alır absorbe ederek kendisi var etmiş gibi pazarlamaya başlar. Taşra ise yürüteceği lobisi olmaktan mahrum olduğu için, İstanbul lobisinin insafına kendisini bırakır.

Piyasa ekonomisinin neo-liberal anlayışı edebiyat dünyasına da sirayet etmiştir. Söz ve kalemin namusu neo- liberal piyasa ekonomisinin pazarında satılığa çıkarılmıştır. Söz ve ahlak ilişkisi koparılmıştır. Pazarlama- piyasa anlayışı mafyatik eğilimleri güçlendirmiştir. Öncelikle ekonominin diğer alanlarında olduğu gibi tekelleşme çabası her şeyi egemenliği altına almaktadır. Küçük yayınevlerinin varlığına piyasa artık izin vermemektedir. Oluşturulan dağıtım tekelleri, yeni bir imkânın, fırsatın ortaya çıkmasını engellemektedir.

Kitabevleri zincirleri mafyatik ilişkilerle kitapların raflarda yer almasını izin vermemektedirler. Dergilerde edebi tenkit yerine övgü- efsaneleştirme çabası ile sanal teşvikler hâkim oldu. Toplumsal talepleri kalıcı çabalar, yerli arayışlar, örnek eserler çizgisinde karşılamak varken ithal ürünleri piyasa içinde yer alması için tüm imkânlar seferber edilmektedir. Dünya edebiyatı ürünlerinin içerik, kalite, seviye, dil, üslup demeden halkın yabancı isme ve markaya olan eğilimlerini kullanarak kalitesizliğin dip yaptığı kitaplar büyük kampanyalar eşliğinde pazarın yolunu tutmaktadır. Tercüme eserleri okumanın- okutmanın dayanılmaz hafifliği içinde yayınevleri dünyanın cürufunu topluma boca etmekte artık profesyonelleştiler.

KAYNAK: http://kacakyolcu.com/sorduk-sorusturduk/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s