MÜCAHİT- MÜTEAHHİT DENKLEMİNDE İSLAMCILIK

müteahhite. Eski Mücahitler, Müteahhit oldu, iddiası ile eleştiriliyor.

Halbuki;

Sadece Müteahhit değil…

Mücahitler Fabrika kurmalı…

Mücahitler ithalat- ihracat yapmalı…

Mücahitler yazılım üretmeli…

Mücahitler bürokrat olmalı…

Mücahitler alim olmalı…

Mücahitler proje üretmeli…

Mücahitler işçi olmalı…

Mücahitler siyasete atılmalı…

Mücahitler film çevirmeli…

Mücahitler çiftçi olmalı…

Ama; bütün bunları Müslümanca yapmalı…

Müslümanca yapıp yapmadığını ise ancak yapmaya başlayınca anlayabiliriz.

Eski Mücahitlerin dünyaya müdahalesi istenmiyor, siz mücadele ettiniz, tamam. Biz kalan kısmını yaparız,  denilerek rengini vermesi engelleniyor.

Yaklaşımda öncelikle -mücahitlerin- farklı alanlarda var oluşu yadırganıyor. Söylemlerde öne çıkan; “mücahitler neden müteaahit oldu?” Bu yaklaşımla da kapitalizme karşı çıkacağım derken Kapitalizme arka çıkılıyor. Sınıfsal geçiş istenmiyor.

Farklı alanlarda üretilen pratiklerinde değişimi- daha iyisi olabilmesi için eleştiri- nasihat şarttır.

Müteahhit olduktan sonra Mücahit kalabilmeli… Müslüman olabilmeli…

Bir aşamadan bir aşamaya süren mücadele… Müteahhit olunca Mücahitliği koruyabilenlerde var.

Müteahhit olmalı dava erleri, varsa hakikat hüneri insanlığa göstermeli.

Diğer türlü mücahidler din işleri diye sadece söz buna izafe edilen boyutları ile ilgilensin demek; korkaklıktır, acizliktir, kendisine inanmamaktır, imanına iman etmemektir.

 

e. Müslümanlar;

kafirlerle,
zalimlerle,
fasıklarla,
müstekbirlerle,
tağutlarla,
münafıklarla,
müşriklerle,
mücadelede de
Müslümanca
davranmıyorlar.

 

e. Müslümanların bu topraklardaki yeni binyılı başladı. 2002 ile zamanın ruhu değişti.

İslam eksenli olmayan parti ve örgütlerin bu topraklardaki hakimiyet umudu çöktü.

Müslümanlar içinden yeni muhalefet tarzları çıkabilir. bu zenginleştirecektir.

Kafirler- Gavurlar, müslümanlar içinden ayarttıkları- aldattıkları dostları ile Müslümanlara saldıracaklardır.

Müslümanlar farklı ideolojiler- dinlere mensup insanları koruyacaklardır.

 

e. Müslümanlar ve Cemaat- Tarikatlar arasında iktidar- mülk- makam- mevki- servet yarışı değil adalet- hayır- iyilik- güzel söz yarışı olmalıdır.

 

e. Türkiye’de İslam’a Davet…

Müslümanların birincil varlık sorumluluklarından olan
İslam’a davet nasıl olmalıdır?

İslam’a davet;
dil,
söz,
davranış,
örneklik,
yazı,
sinema,
müzik,
sanat,
ticaret,
televizyon,
kurslar
ile inşa edilmesi zorunludur.

Türkiye içindeki eğitim, siyasi, sağlık, sosyal ve ekonomik alanlardaki sorunları ve krizleri
tesbit edip, çözüm sunduklarında bu davetin gerçek anlamda var olduğu anlaşılacaktır.

 

e. İslamcıların en büyük sorunu; yerelleşememeleridir.

Yaşadıkları;
Mahallenin,
Köyün,
Şehrin
insanları, ticareti, gelişimi sorunları, yaşantısı, mimarisi, trafiği, temizliği, yerleşimi, sağlığı, sporu, parkı, yolu, suyu, elektriği, kültürü, sanatının dünü, bugünü ve yarını onları ilgilendirmez.
Bunlarla ilgilenmeye başladıkları zaman, değişimin ve dirilişin öncüsü olabilirler.

 

e. Örgütlü İslami Mücadele kaçınılmazdır.

Örgütlü İslami Mücadele; dil, inanç, kitap, teori, pratik ile kendisini ortaya koymalıdır.

Örgütlü İslami Mücadele; sivil, şeffaf, seçkinci olmayan, yenilikçi, değerlerine bağlı ve kardeşliği esas almalıdır.

Örgütlü İslami Mücadele; aklı, kalbi, vicdanı ve vahyi esas almalıdır.

Bunun yanında dikkat etmek lazım…

Örgütlü Dindarlık; insanı, insanlıktan ve müslümanlıktan çıkarabiliyor.

 

e. Abdestli Kapitalistlerden bir şey çıkmayacağı gibi Abdestli Sosyalistlerden de bir şey çıkmaz.

Baas Sosyalizmi ile HDPkk arasında hiç bir fark yoktur.

İslamcılar, kendileri kalabildiği ölçüde umut olabilmişlerdir, olacaklardır.

Yama-nmış halde ancak işlevi gördükçe kullanılır, sonra atılır.

 

e. O günler… Bu günler aldatmacası!

28 Şubat ve öncesinde İslamcıların ne kadar samimi, gayretli olduğuna ve zamanın asr-ı saadet olduğuna dair tesbitler çok kullanılıyor.

Bunu da en çok, İslamcılar ve Ak Parti’yi güya sıkıştırmak, mahkum etmek için kullanıyorlar.

Şimdi ise İslamcıların o günlerden çok gerilerde olduğu ve artık o samimiyetten çok uzak olunduğu iddia ediliyor.

Her dönem ve insanın şartları farklıdır. O günlerde imtihanlarını veremeyenler oldu. Açanlar, kaçanlar, korkanlar, sıvışanlar… Zorlukları ve kolaylıkları olan günlerdi.

Bugün olan şeylerin çoğunluğunun gerçekleşeceği 28 Şubat ve öncesinde denilseydi, insanlar alay ederlerdi.

Ne geçmişi tamamen yüceltmek veya tamamen mahkum etmek, ne bugünü tamamen yüceltmek veya tamamen mahkum etmek, akli, dengeli, sahih, doğru bir yaklaşım değildir.

 

e. Sadece müslümanlar değil başka din ve ideolojilerden olup Tevhidi bir şuur ve damara mensup olanlar da ÜMMET’in bir parçasıdır.

 

e. İslami Hareket’in Türkiye’de varlık sebeplerini hatırlaması ve yenilemesi gerekir.

İslami Hareket olmadan, Türkiye’nin özgürleşmesi, bağımsızlaşması ve adil olması mümkün değildir.

 

 

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s