RÜSTEM BUDAK’IN “ALIN YAZILARI” “HANGİ TÜRKİYE”- OSMAN AKTAŞ

logo 2
Hangi Türkiye
“Türkiye: Asya’nın Batısı-Avrupanın Doğusu” Adlı yazı Tarihsel Süreç icinde Türk’ün Dünyadaki Yerini saptamaya çalısan Rüstem Budak, Bugünkü Türk muhteviyatının oluşumuna da değinmekte. Önce Çin Moğol Bizans A.Ş., Fars arap A.Ş., İpucu ettik kültürleriyle Kendi varlığını ileri düzeylere ulaştırmaya çalısan bu uzak doğulu topluluk, göçebelikten yerleşik düzene geçme çabası icinde çırpınıp durmuş, merkezi yerleşkeler Dışında bunu çok da başarabilmiş Değildir. Zira 1983 Yılına Kadar köy ziyaretinde yayla Arasında Anadolu halkı mekik dokumaya devam Etmiştir. Hatta Anadolu kentlerinde yaşayanlar bile yılın en az on iki ayini şu Veya bu ŞARTLAR Altında köyde geçirmek suretiyle göçebeliğini sürdürmüştür.
, Türklerin aldıkları kültürle Kendilerini yüceltme Yalnız Rustam Budak’tan Farklı düşündüğümüz yükseltmeleri Konusunda ettik Rüstem BudakTürklerin karşılaştıkları kültürle Kendilerini yenileyip geliştirdiklerini söylemekte. Oysa ben Cardio Düşünmüyorum; Türkler Maniheizme Göktürk girdiklerinde alfabesini bırakıp Maniheizmin alfabesini kullanmaya başlamışlar, X Yüzyılda Müslüman olunca Arap alfabesini almışlar, akabinde Kültürel Değişiklikler de Oldukca Hızlı Gelişmiş. Sarık, kaftan, hırka, çarşaf Bunların çoğu yerin epey başında geliyor.
Bir kaç âlim Dışında bilimde Büyük ilerlemeler olmamış. Hatta İbni Sina gibi önemli Diğer Bir tıp bilgininin Çalışmaları da din Unsurları bahane edilerek engellenmeye çalışılmış, bu zorlamalar Sonucu ibni sina memleketinden kaçmak Zorunda kalmistir. Mimaride imkb Ermeni Bizans mimarisini kullanmışlar ettik. Tek mimari Özellik Türk çadırı kültüründen kalma cami kubbeleri … Tek Başarılı olunan taraf imkb meydan savşları olmuş. O kadar övündüğümüz topu safra Bir Macar yapıyor.
Maymun iştahlılıkta üstümüze yok. Arap, Fars, Fransız, İngiliz, Alman, Amerika, zencileşmişiz. Onun kültürü denemişiz, börü, sarık, fes, şapka … Hippilik, dazlaklık, kulaklarda küpe, vücutlarda dövme, ağız, burun, göbek, kaşlara Çeşitli Demirler, halka taktırmalar filan … Sonra demokrat olma çabasına girişmişiz. Vatana, millete sövüp nobel almışız. Haksızlığa uğrayanın next to olacağız diye bazen Ermeni, bazen Rum, bazen Yunan olmuşuz. Ama nedense Hocalı’da, Arakan’da, Doğu Türkistan’da, Irak’ta, Suriye’de öldürülen Türkler Için bir türlü Türk olamamışız. Acaba neden? Kendimizden utandığımızdan mı, başkasına özendiğimizden mi, neden? Neden kendimize ait Olanlara Sahip çıkmak, Geliştirmek Yerine hep başkalarına Sahip çıkıp taklitte karar kılıyoruz. Aruz ölçüsüyle şiir yazacağız, diye Kendimizi yırtıp, bir Farslı şairi aşamayarak … Bu uğurda dilimizdeki Tüm English kelimeleri Bir kenara bırakarak … “ifadesi, jel Ey Osmanlı Geri Jel” diye Kendimizi avutarak …
Ama Şunu Kabil katılıyorumRüstem Budak’a aynen ettik ediyorum: “Yaşamak İçin vatan bulduk ancak düşüncelerimiz Için henüz yurt bulamadık” ve “Güçlü olduğumuza inancımızın tam Olması Gerekir. Komplocu Düşünce teorileriyle ancak korku üretiriz, umut değil … “
“Cumhuriyetim Büyük Sorgusu: Darı Kim? Devlet Ne? “Yazısı uzerinde göster Aslında Geçen hiç bir yorum yapıldı yapmamak, değerlendirmemek … yani yazıyı Dogrudan okuyucunun okuması Degerlendirmesi eleştirmemek ettik ettik içimden … Bu düşünceme ek Olarak bu Yazının içeriğindeki Toplumsal gerçekliğin yorumumda Rüstem Budak’la birebir düşüncelerimiz örtüştüğünden, fazla Bir şey söylemedenyazının kısaca neden bahsettiği uzerinde durup, Yazının büyüsünü bozmadan okuyucuya Yorumu bırakmak istiyorum.
Yazı, 1789 Fransız İhtilali sonrası milliyetçilik akımıyla Tüm Farklı ırkların bağımsızlık furyası Üzerine. Bu Yüzden Osmanlı da da aynı şey oldu. Ne islamcılık, ne Türkçülük, ne de Osmanlıcılık akımları SONUÇ verdi. yenildi osmanlı, dağıldı cumhuriyet Kuruldu ettik.
Cumhuriyet … Kıyafet, alfabe, ezan değişti. Medrese, tekke, zaviye camiler kapatıldı ettik. Laiklik, hürriyet, cumhuriyet, demokrasi Kavramları yeniden yönetenlere Göre tanımlandı ettik. Tek parti Tek Başına 27 yıl istediklerini istemeyenlere yaptırma çabası icinde uğraştı durdu dayatmanın Ölümlü sunuçlar doğuramayacağı düşüncesine İSTEM dışı canlı tanık olma Zorunda kalarak.
O günlerin takip eden din karsiti Görüntü ettik ettik yaptırımların Sonuçları bu günleri doğurdu. Cardio sakat zihniyet A.Ş. dayatmalar devam ettikçe ileride Farklı A.Ş. istenmeyen Sonuçları doğabilecektir. Umut ediyoruz ki, Toplumsal Beklentilerin gerceklesmesi, hak sahiplerini bulması özgürlüklerin ettik, Huzur ettik Güvenin toplumda kötülüklere egemen Olması sağlanır da gerceklesmesi muhtemel kötü sonuçlarla Yüzleşmek Zorunda kalmayız.
“Muhammed İkbal’in Türkiye’deki Değişim Sürecine Bakışı” başlığını Taşıyan bu Yazının muhteviyatı göster Aslında yeniden Bir kitap, Hatta Bir Kaç kitap yazdıracak Kadar Geniş. AYRICA Rüstem Budak yazı Kurgusu A.Ş. akıcı anlatımıyla okuyucuyu Konunun icine öylesine çekiyor ki, adeta zihninizde Bir Ülke KURUP, bir Ülke yıkıp ideal Bir kişiden İdeal Bir Topluma kavuşmanın sanal Dünyasında kayboluyorsunuz. Ben okurken Bir rüyanın serüvenine başladım ziyaretinde yazı bitince uyandim, ama etkisinden kurtulamadım.
Muhammmed İkbal gençliğimden beri beğeniyle okuyup taktir ettiğim Bir yazar. Hatta Kendi yaşam biçimimi oluştururken etkilendiğim önemli Diğer isimlerden biri …
Babadan oğula devreden Bir halifeliğin olamayacağı Görüşü bende de MEVCUT olduğundan Osmanlı halifelik Sistemini benimsediğimi söyleyemem. Halifelik mutlak Bir seçimle olmalı, ancak seçmenlerin bu Konunun hassasiyetini ilmini yapmış olmalari importance teşkil etmektedir.
Cumhuriyetle Yapılan Yeniliklerin bütün, yaşam biçimlerinde ön plana çıkması, Halkın Kur’an-ı Kerim’den uzaklaştırılmaya çalışılması, beklenen istendik Değişimleri sağlayamamış, tatmin Olan halk Değil, devrimi yapan Azınlık grup olmustur.
Türkler fikirleriyle Kendi fikirlerini Topluma Sünen-i Budak, Türklerin gerek Düşünsel, ONUN ziyaretinde Diğer Müslüman Ülkeler Arasında Bir değerlendirme yapan Muhammed İkbal A.Ş. gerek yaşamsal bakımdan Diğer Müslümanlardan daha ileri düzeyde İslam’ı algılayıp yasadiklari tezini Sunuyor. Buna esasen ben de katılıyorum. Benim Türkler Konusunda Karşı çıktığım Müslüman Olduğu iddia edilen Diğer Ülkelerden daha ileri düzeyde oluşları Değil, Kur’an hükümlerine ne Dereceli Bağlı kalıp, uyguladıkları … bakıyorum da Kur’an hükümlerinin Türkiye Müslümanları Arasında da yaşamsal boyutta insanı Ölümlü Yönde onu hangi bir değişime ulaştırmadığı goruluyor. O zaman, hükümlere mutlak bağlılık yoksa, bir Arap, bir Fars, bir Hintli ile Bir Türk Arasında fark da yoktur. Kur’an hükümlerine mutlak bağlılık olsaydı, yine bir Türk, bir Kürt, bir Arap Arasında yine fark olmayacaktı. Benim beklentim, Kur’an sadakati doğrultusunda gelişmelerin oluşumu … Bu ne Osmanlı’da ne cumhuriyette başarılmış degil. İki rejim de Kur’an-ı Kerim’den yararlanmış, ama Kuran hükümlerini mutlak anlamda yaşam Biçimi seçmemişlerdir.
Ziya Gökalp, Reşit Rahmeti Arat, Mehmet Emin Yurdakul, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan gibi isimler Türkçülük ideolojisini ön plana çıkardıklarından İslamdan uzaklaşma ister istemez Ortaya çıkmıştır. Ben Kur’an-ı Kerim’in Türkçe’sinin bilinmesinden yanayım, ancak Arapçasının hiç öğrenilmemesi gerektigi düşüncesinde de değilim. Hele ezanın Türkçe okunması Konusunda diretilmesi Tam bir vehamet … Çünkü ezan Bir sembol; yeryüzünda Yaşayan insan denen Varlık hangi din, hangi dil, hangi ırk, hangi kabileden olursa olsun bu Sesin Müslümanları tapınmaya çağırdığını anlıyor. Bunu değiştirmekle Binlerce Yıllık kilisenin canını değiştirmeye benziyor. Bütün çatışmalara Karsin ne halk, ne yöneticilerden biri çıkıp da Canin çalınması Bir anlam ifade etmiyor, kimse de anlamıyor, Eklendi bunun Yerine saygın Bir sanatçı eline gitarını alsın da çan kulesinde çalsın, dememiş. Hani Avrupalının ileri düşüncesini alıyorduk? DÜNYANIN EN kanlı devrimi Fransız devrimi olmasina Karsin onlarda da kilisenin işleyiş biçimine Müdahale Edilmesi kimsenin aklından bile geçmemiş. Biz hem, İslam’ın Toplumsal yapıdaki işleyiş esaslarına Müdahale ediyor, hem de bizden daha iyi Müslümanlar olmadığını savunuyoruz. Onlarin dinlerine gösterdiği saygıyı gösterme becerisine Sahip olacak Kadar olgunluğa Ne Kadar ulaşabilmişiz, dersiniz.
Umut ediyoruz ki, “komplocu, vehimdar, korkuya, tehdite Dayalı Bir anlayış öncelenmiştir. Türkiyenin gercek anlamda kendini anlaması A.Ş. tanıma süreci ‘engellenmektedir. Son iki yüz Yıldır Farklı A.Ş. dönemsel sorunlarla meşgul edilen Türk aklı kendini tanımaktan uzak hale gelmistir. Bu tutum hem aydınlarında, hem yer edinmistir halkında. Müslüman toplum ettik devletlerin Kendi içe donuk tanımlamalarını yeniden Gözden geçirmelidirler. “Rüstem Budak’ın bu görüşleri gerçekleşir A.Ş. gönlümüzdeki yaşam Biçimi devlet bazında yaşanır hale gelir.
“Türk Modernleşmesinin Derin Krizi” Adlı yazıda gerek Rüstem Budak, gerek alıntı Yaptığı Peyami Safa, gerekse okuyucu Olarak benTürk’ün Modernleşme çabalarını özünde Değil, batı Dünyasında aramasını elem verici utandırıcı buluyoruz ettik. Ancak özünden Bir yenileşme çıkarabilecek A.Ş. Modernleşme sürecini başarıyla gerçekleştirecek birikim ile kendine güven duygusu bulunması Gereken kimselerin olmayışı da Ayrı Bir sorun Olarak karşımıza çıkıyor.
Cardio Ortamı paylaşan Farklı toplumlara mensup bireylerin Birlikte yaşama MEVCUT değerlerini paylaşmaları Yerine birilerinin diğerlerine üstünlük KURUP egemen olmaya çalışması Toplumsal çatışmanın doğmasına neden olmakta ettik. Eklendi bunun Kaynağı yine Fransız İhtilali, yine milliyetçilik akımı … milliyetçilik Anadolu gibi kozmik Bir kültür ziyaretinde halka Sahip Olan Yerlerde huzur A.Ş. güveni Ortadan kaldırmaya Yönelik yapılabilecek en tehlikeli Toplumsal devinimdir. Herkesi Türk kabul etme ettik ettirme hakkına Sahip olamazsınız. Bu Türk olmayanlara fiziki Şiddet olmasa da psikolojik şiddetten baska birsey Değildir. Buna mukabil Anadolu’da Yaşayan halkı Türk Kabil edip, hepsinin inancını Osmanlı gibi Sünni inancıyla Bir tutup yola çıkınca batı dünyasından fikir aramak adeta Bir zorunluluk Haline geliyor. İşte bu konuyu Rüstem Budak bu yazısında nefis bır sekılde işlemiş.
“Cumhuriyetin Yeni Versiyoru: Hegemonya mı? Medeniyet mi? “Adlı yazı medeniyetin oluşum sürecini belirleyen Bir nitelikle başlıyor. Yazının devamında KİŞİLERİN liderlik konumunda gösterdikleri tutarlılık A.Ş. onlarin Topluma kazandırdıklarının kalıcılığı bahsinde Hz. Muhammed İslamın yaygınlaşmasıyla Gelişen medeniyet anlatılıyor ettik.
Batı ile doğu karşılaştırıldığı yazı Osmanlı’dan Cumhuriyete uzuyor Misak-ı Milli, Suriye, Kıbrıs, Irak, Filistin, Kürt, Alevi Sorunları, demoktatikleşme, Ermenilerle çizilen yol haritası, enerji Geçiş hattı, AB perspektifi görüntüsünde, Medeniyetler düzeyinde Ulusal çabalarla Stratejik Gelişmeler A.Ş. Olarak önümüze koymakta.
bırakan problemli devletler ki İsrail, Afrika, Doğu Türkistan Bizi Sürekli arada, Doğu Türkistan dramı göster Aslında Filistin Kadar yıpratıcı olmasina Rağmen nedense çok da gündem tutmayan / tutturulmayan Özel Bir yere sahipler. Buna Kafkaslardaki Çeçenlerle Kırım Tatarlarını da Eklemek sanırım isabetli Bir karar OLACAKTIR.
Cumhuriyetin Kendi dinamizmi İçindeki çatışmaların giderilmesi, dýþ Dünyadaki Türk Müslümanların kaybolan haklarının yeniden kazanılması İçin Yardım isteyen bakışlarındaki masum A.Ş. mahzunluğun yüreğimizi yıpratmasına Bir Çözüm aranması, Avrupa, Amerika, Rusya, İran, Arap ülkelerinin bizden beklentilerine Yanıt verebilme çabasını gösterme uğraşı verilmesi doğrultusunda hangi sorunla A.Ş. Ne Kadar uğraşıp, kaosu azaltıp, gözyaşlarını dindirip, Yaşanmaz ortamları yaşanır kılacak ortamların hazırlanmasındaki çabalar, tahammülsüzlükler konu edilmekte.
Seksen altı Yılın Bir değerlendirmesini Rüstem budak’ın kaleminden okuyoruz, demek sanırım Yazının Bir özeti OLACAKTIR.
“Türkiye 33’lerin Kısa Hikâyesi” nde kisa bir girişle hangi Konunun nasıl işleneceği açıklanıyor “Biz Erzurum’da 33 kişiydik” Adlı yazıya geliyor ettik. Bu yazıda Budak, cumhuriyetin kıyafet devrimini sorguluyor. Şapka devrimi … bu değişime muhalefet eden halk ettik gerektiğine vurgu yapıldı, bilemiyorum, ama izleri Bugünkü İktidarın% 49 oy Almási, bir Için akla Hizmet A.Ş. mantık kişilerden istiklal hahkemesi kararıyla Erzurum’da idam edilen otuz üç kişi, biri kadın … Bu hangi o kadar olmasa da en az% 20 civarında Bir kitlenin de iktidar yanlışı olmasalar da bu zalimliğin karsiti olduklarını söylemek sanırım yanlış olmaz. BU korkunç olay Arif Ay’ın Bir şiiriyle daha da çıkacağı dramatize. Ve bitmiyor … 1968’de Üniversitelerde sorgulanan Başörtüsü, 12 Eylül akabinde Kenan Evren’in başörtüsüne gösterdiği tepki, 1986 yilindan itibaren sanki nabız yoklarmış gibi ara ara Üniversitelerde Yasaklanan Başörtüsü, 28 Şubat denilen maskaralık ziyaretinde İmam hatiplerde Yaşanan Vahşet el Kadar sabilerin uğradıkları bürokratik zulüm … Bugünkü iktidar Ve … Ve bütün, OLUMSUZ yönlerinbe Karsin Vazgeçilmez oluşu … Dün ONLAR yapıyordu zalimliği, Halkın Gücünü kullanarak şimdi bunlar … Arada hak etmeyenler de zulme kurban gidiyor. “Burası Türkiye” …
Adlı alt başlıkla Cardio yazıya devam ediyor Budak “Sınıra 33 Can dizilmiş”. Van sınır bölgesi Özalp ilçesinde Mustafa Muğlalı denen biri Tarafından sınır kaçakçılığı yapıyor ettik kaos çıkarıyorlar gerekçesiyle kurşuna dizilerek öldürülen otuz üç masum insan … Bunlar ötbas edilmeye çalışılıyor, Ahmet Arif’in “33 Kurşun” ama Şiirine de konu olacak Kadar duyulup yayılıyor Ülkeye. Kagitlar uzerinde örtbas etmenin yolları deneniyor, bu da mumkun Olmayınca Mustafa Muğlalı denen bu katil yargıya sevk ediliyor ziyaretinde 20 Yila mahkum ediliyor. Ve çok daha enteresan 2004 Yılında bu katilin adı Özalp ilçesinde Bir Kislaya veriliyor …
“Barış Yoluna Döşenen 33 Can” Bingöl-Elazığ karayolunda katledilen silahsız askerlerin dramını barışın ettik 24 Mayıs 1993 Yılında kardeşligin baltalanışını anlatmakta A.Ş. yazı. Vaktiyle, Kürtler Bir millettir, kendilerine ait Bir dilleri Vardır, bunlar yok sayılamaz, Mustafa Kemal bu Konuda hata yapmıştır, diyen İbrahim Kaypakkaya’nın akibeti de Cardio olmamış mı? Ne çok İnsanın Toprağa verildikten en az otuz kırk yıl gibi Bir Süre Sonra haklılıkları zaruretten ya, ya da sosyal baskılardan Hakları iadesine gidilmiştir. Ne diyelim alçakları yukseltmek Elimizden gelmiyor …
“Sivas’ta Yanar 33 İnsan” başlıklı kısımda Budak, 33 rakamını ölen alevi vatandaslar Için kullanmakta. Ama Burada rakamsal bir yanlışlık var; Sivas’ta ölen 33 Değil, 37 candır. AYRICA yabancı uyruklu Bir kisi bulunmaktaydı bu ölenler Arasında.
Sivas Katliamı …. çok ilginçtir ki, onun yıl Kırşehir Hacı Bektaş’ta Yapılan anma töreni ilk defa o yıl Sivas’ta yapılmasına karar veriliyor.
Sivas’ta provakatör olduğu kesin Olan birileri Aziz Nesin ile Bir konuşma yapıyorlar sordukları sorular yapacakları işi kendileri ziyaretinde kendileri gibi olanlarca meşrulaştırma nitelikte … Aziz Nesin’in neye inaniyor ve? Aziz Nesin’in neye inandığı kimi neden ilgilendiriyor? Soruyu soranlar ya da cevap Karşısında çıldıranlar ya da çıldırmış görüntüsü ile eylemlerini sürdürenler acaba Kendilerini Allah Olarak mı görüyorlardı? Aziz Nesin beraberindekilere cehennem yaşattılar ettik. Yoksa Aziz Nesin İslami terminolojiye Uygun yanıtlar verseydi onlara cenneti mi yaşatacaklardı? Bence hayır, onun hal-i Karda Aynı şeyi yapacaklardı, Açıklanan Gerekçe değişmiş olacakti. Allah Müslümanlara Kafirun Rahmân Allah’ın ismiyle Olan Rahim A.Ş. “suresinde. 1- De ki: Ey kafirler 2- Tapmam o taptıklarınıza! 3- Siz de benim kulluk ettiğime tapanlardan değilsiniz. 4- Hem ben tapıcı değilim Sizin taptıklarınıza.5- Hem de siz, benim Kulluk ettiğime tapıcılardan değilsiniz.6- Sizin dininiz boyut, benim Dinim Bana “goruluyor Ki Allah safra iman Konusunun Farklı düşüncelere Sahip İnsanlarla müslümanların tartışmasını istemiyor. Bunlar BıRakın tartışmayı Kendi inançlarından olmayan insanları yakıyorlar Ne Kadar müslümanlar demiyorum. Bunlar Ne Kadar insanlar acaba?
 alın yazıları
Gömülmüş arazilerdeki Delilleri Anında bulup birilerini içeri tıkmakta hiç zaman kaybetmeyen Bir devlet, nasıl oluyor da sivas katliamının faillerini bulmakta zorlanıyor, akıl ALIR gibi Bir Şey degil. İkincisi yargıya teslim edildiği söylenen KİŞİLERİN KACI gerçek fail ettik Yakalanan? Biz bu Ülkede sehven delillerin birilerine yamandığını ziyaretinde on iki üçyıl Sonra suçsuzluğu anlaşılıp serbest bırakıldığınıgördük. Hatta yaşı büyütülmek suretiyle idam edilen “Onun on iki taraftan da astık” arkasından ziyaretinde diye pişkinlik gösterenleri ettik “Asmasa da beslese mıydık?” Diyen alçakları da Gördük. Bu Yüzden gerçek katiller kimler, Anlamak kolay degil. katili İzmir’de İnsanın 17 bin resim yaparak öldü. Ama aç oldugu icin baklava çalan çocuk 4 yıl hapis yattı. (Gerçi “Baklava çalan çocuğu kurtaracağız” diyerek Bir yığın Karil hırsız arsız insan müsveddesi suç makinelerini de serbest bıraktılar. O da Ayrı Bir konu ama …) Sehven yatanlar cabası … Aleviler onu zaman Olduğu gibi yine sağduyulu davranmış, katillerin devlet eliyle bulunmasını isteyerek, Toplumsal çatışmaya meydan davranışlardan kaçınmışlardır. Olan 37 cana olmuş, bu olaydan çıkar sağlayanlar salyalarını akıtarak zevkle birbirlerine bu Hazin olayı anlatmaya devam ettiklerinden eminim.
“Başbağlar’da Yatar 33 İnsan”, yine Alevi Sünni çatışmasını körükleme amacıyla Yapılan Bir saldırı … 33 kişiyi kurşunlayanlar akabinde köyü de ateşe vermişlerdi.
Rakam 33 olmasa da 1993’te Erzurum Yavi Köyü’ne Yapılan saldırı da 38 ölü ettik 50’yi aşkın yaralı Kayıtlar Altına alınmıştır. Bütün bu ölenlere Allah’tan rahmet diliyor, mekanlari cennet olsun, diyorum.
Ben Sivas’a karsilik Başbağlar katliamının Yapıldığı düşüncesinde değilim. Her on iki katliamın da Cardio zihniyet A.Ş. kişilerce yapıldığını sanıyorum. Birbirini takip eden bu olaylar Cardio dini, Cardio kültürü paylaşan on iki Topluluğu birbirine kırdırarak hem denge, hem rant sağlamaya Dayalı saldırılar oldugunu düşünüyorum. Soğuk kanlı karşılanan bu vahim olayların gerekçelerini gördüğünü düşündüğüm gerek Aleviler, gerekse Sünniler tetiplenen oyuna gelmemişlerdir. Yazık ki, devlet kendinden bekleneni Yerine getirmediğinden bu eylem ziyaretinde vahim olaylar devam edebilir / EDECEK gibi de görünüyor. Devletin bu tertip ettik düzeni bozup bu katliamları yapanlara gegbekli müeyyideyi vicdanları rahatlatacak sekılde Uygulaması elzemdir.
“Bozkurt mankurt A.Ş.” başlıklı Yazının girişinde yazar, geleneğin Akademik söyleşisiyle yer değiştirdiğine değinerek “Bozkurt” ve “Mankurt’un” kavramlarının toplumdaki etkisiyle Günümüzün değerlendirileceğini söylüyor. Ve bu on iki unsurun tarihteki Yerine bizleri götürüyor.
“Bozkurt Destanı” nda düşman saldırısıyla katledilen Bir ulustan geriye Cılız, kol ettik bacakları kesilmiş Bir Çocuğun kalışı, yardıma gelen Bir dişi kurt ettik onunla izdivaç yapan bu çocuğun evlenip Türeyen nesliyle atalarının öcünü Almasi anlatılıyor.
“Mankurt’un” başlıklı yazıda da yine “Mankurt’un” la Ilgili Bilgi yer aliyor. “Mankurt’un” Kişinin saçlarının usturayla kazınması Sonucu ya işkenbe ya da Islak Bir derinin traş edilen başa sarılıp yine deri Bir sırımla bağlanıp kızgın güneşte kurutulması … Bu işkence sonucunda kurban şanslıysa ölmesi, değilse aklını hafızasını yitirmesinden söz ediliyor ettik. Hayatta kalıp aklını yitiren kurbanlara “Mankurt’un” deniyor ki, bu kanlı canlı ama insan olmayan yaratıklara Kendi Aileleri Dahil hedef gösterilen herkes öldürtülebiliyor. bunu Çinlilerin Kırgızlar uzerinde denediklerini Cengiz Aytmatov’un “Gün Uzar Yüzyıl Olur” ve denildiğini Bu canlı hafızasız ölüm makinelerine “Mankurt’un” Adlı romanından öğreniiyoruz.
Esas konuya gelelim; ” Bozkurt’un Mankurt’a Dönüşümü ” Adlı yazıda yazar bekleneni söylüyor. Yüzyüze başa çıkılamayan Güçlü Karakterleri yok etmenin en Etkili yolu varlığı mankurtlaştırmak. Türkler Anadolu’ya çekilip Kendi varlıklarıyla başbaşa kalınca batılılar müttefik Düşlerini mankurtlaştırmak yoluyla beyinlere sokup depo bekçiliği göreviyle Türkleri onure etme yoluna gitmişler, ödül Olarak da Avrupa Birliği’ne alma vaatleriyle Cardio masalı sürdürmüşlerdir. Egemen güçlerin mankurtlaştırdığı Yöneticilerin ziyaretinde bu Yöneticilerin mankurtlaştırmakta Olduğu Halkın mutlaka bu durumun Farkında Olan anarşistlerin halkı ziyaretinde Yönetimi mankurtluktan kurtarma çabası icinde olmalari Gerekmektedir. Bu beklenti, temenni hem benim, hem de Rüstem Budak’ın umut çabasını gösteriyor ettik.
“Büyük Devlet Operasyonu” … Benim kitap İçindeki yazılardan en çok beğendiğim yazılardan biri de bu yazı. Cumhuriyet döneminin makyajla kapatılmaya çalışılan harabe kısımlarını makyajdan arındırıp ya da ışık geçirmez gözlükleri çıkartıp gösterdiğibir yazı … öncekiler daha mı iyiydi? Hayır, ama Bize yıllarca Eklendi mükemmel Olarak gösterilmeye çalışılan şeyin, çin hilesiyle üretilmiş Bir bozuk malzemeden baska birsey olmadigi anlatılıyor. Yazının büyüsünü bozmamak Için açıklayıcı Bir anlatım sunmuyorum. OKUCU okusun değerlendirsin ettik.
“Cemaatleşen Partiler, Partileşen Cemaatler” cumhuriyetin ilk yıllarında tarikat, zaviye, yasaklanması ettik cemaatlerin ettik Tekke bu kuruluşların Baskı Altına alınıp, hareketlerinin engellenmesi Sonucu bu durum Kurum Mensupları Tarafından Bir hırs, bir nefret oluşumuna neden olmuş, bir nevi yer Altına çekilmişler, yasaklar Çeşitli nedenlerle gevşetilince kaldıkları yerden çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Bu sosyal Kuruluşlar toplumda küçümsenmeyecek Kadar Fazla olduğundan iktidar hayalleriyle hareket onu Yasal parti bu oluşumlara sırtını Dayama geregi duymuştur eden. Bu durum partinin cemaatleşmesine, sırtını dayadığı Cemaatin de partileşmesine, yani İktidarın gayr-i resmi ortağı olmasina neden olmustur. Yazıda Rüstem Budak bu cemaatlerin siyasallaşması A.Ş. Siyasal yapının cemaatleşme serüvenini, ve, cemaat Kuruluşları yakınlaştıkları siyasi partilerle Birlikte vermekte.
Yazının son bölümünde Rüstem Budak, kavramların içerdiği Anlamlar uzerinde oynamanın ziyaretinde bunu hazırlayan yönetici konumundaki İnsanların Kendi çıkar ziyaretinde emelleri doğrultusunda anlamlandırmanın yararından çok Topluma Zarar Verdiği düşüncelerini sunarak sonlandırıyor.
“Büyük Millet Çalıştayı” Adlı yazı Rüstem Budak’ın Olmasını İstediği, ama olmasi, gerek Toplumun, gerek Yönetimin birbirlerine Rüstem Budak A.Ş. bana çok uzak olmasıyla Ilgili … Bu Yazının Farklı kültürlerin geleceğimizde önemli Diğer birirkim Temeller oluşturması ve …
Egemen güçlerin Bizim adımıza iradeyi kullanırken tasvip etmediğimiz kararlar alip Uygulamaya koymaları … Azınlık majority demeden bizlerin kurduğu cumhuriyetin nimetlerini kullanıp bizi hiçe sayan zihniyetin deşifre edilip önümüzden çekilmelerini sağlamak … Korkularla bizleri Bir Arada tutup hepimize Kendi Isteklerini yaptıranların emellerini sürdürmelerini engellemek … Biz yani Anadolu topraklarını kullananlar birbirimizi çok iyi tanıyorken, Bizim birbirimizi tanımadığımız lanse ediliyor ettik bizi Kendi mantık A.Ş. çıkarları doğrultusunda birbirimize tanıtmaya çalışıyorlar. Bu tanıştırma işlemini bozacak ettik birbirimizitanıdığımızı, bu sömürü düzeninin sürüngenlerine göstermek … Bu ülkenin vatandaşlarının inanç ziyaretinde Kültürel değerlerinin güvencede Olmasını sağlayacakbir sistem ziyaretinde bu sistemi doğru işletecek Kullanıcıların bulunduğu teminini sağlamak …
Hakim güçler millete Karşı ittifak geliştirdiler bunu sürdürmekteler ettik. Bizim bu ittifakı bozup Kendi millet benliğimizi Azınlık majority demeden Ortaya koyma zorunluluğumuz var.
“Büyük Millet” yapacağı çalıştayla karşısındaki korku senaryolarına Dayalı engel A.Ş. Kisileri yok etmenin yollarini geliştirmelidir. Umut Özlemle bunu ettik biliyor bekliyoruz ettik.
“Türkiye’nin Büyük Barışı: Tehditler-İmkânlar” Yazının giriş bölümü Anadolu halkinin Kendi dinamizmi icinde sürdürdüğü barışın cumhuriyetle Birlikte bozulması Olarak anlatılıyor bu bakışla Ilgili sürecin yeniden kazanılarak dýþ mihraklara Dayanıklılık oluşturulmasının sağlanması geregi uzerinde duruluyor. AYRICA Batı’nın düya savaşlarıyla yeryüzüne yeni siyasi şekiller kazandırmaya çabaladıkları bu sureçte cumhuriyetin kendini tanıma ziyaretinde ayakta kalabilme uğraşları dillendiriliyor. Ancak onu Yöneticiler zamanki gibi kendilerine Verilen Rolleri en iyi sekilde oynama yolunda gayret saf ettiklerini göz ardı etmemek Gerekiyor.
“Müslim-Gayr-i Müslim” alt başlığıyla devam eden yazı, gayr-i Müslimlerin barış icinde yaşarken bu durumdan rahatsız olanlarin yaydıkları korku A.Ş. fitne Sonucu Tehcir A.Ş. tehditlerle yerlerinden yurtlarından edilen masum İnsanların düşürüldüğü vehametten söz edip, Bu insanların ellerinden Alınan haklarının iadesinin gerçekleştirilmesinin getireceği mutluluk savunuyor. Elbette hak Sahiplerinin haklarına kavuşması Kur’an doğrultusunda Bizim de gerçekleşmesini istedigimiz Bir beklenti.
“Devlet-Millet” alt başlığıyla yazılan yazıda birbirini tamamlamasi, birbirinin gücüyle varlıklarını sürdürmesi beklenen bu on iki Varlığın çatışması konu ediliyor. Tarihsel sureçte alışılmış devlet geleneği Bir anda farklılaşınca Millette Başlayan bocalama Alınan kararların ettik, çıkarılan yasaların Toplumsal yapının beklentilerine Uygun Olmaması Sonucu devlet-millet çatışması kaçınılmaz oluyor. baskılarla sindirilmeye çalışılıyor A.Ş. tehdit Bu çatışma yine.
“Dindar-laik” Osmanlı’nın son dönemlerdeki bu başarısızlığını dine bağlayan Bir kesim, cumhuriyetle bunu laiklik adı Altında devleti Dinden arındırma yoluna gidiyor. Dindar ya da Kendisini dindar Kabil eden Halkın Kendi Devletinin Dinden uzaklaştırılması, ister istemez devletle milleti Karşı karşıya daha zor hale getiriyor. Çünkü Devletin Dinden arındırılması tek Bir konu Üzerinden olmuyor. Kılık-kıyafet, haram-helal, ibadet, sosyal yaşam gibi Toplumun her kesiminde Başlayan değişimi beraberinde düzenliyor. Düzenleyenler hariç Halkın hiç bir kesimi bu durumdan memnun olmuyor. Baskıyla YALNIZCA Halkın beklenti istekleri ertelenmiş Oluyor ettik. İşte bu ertelenme bugün yeniden Gündeme alindigi Için İktidarın hataları safra doğru Kabil edilerek Halkın yarısının güven taraftarlığını kazanıyor. Rüstem Budak da imgelemimizi meşgul eden bu manzarayı dillendirmekte.
“Alevi-Sünni” İslam’ın belki de ilk personal çıkar A.Ş. kıskançlık duygusuyla Ortaya çıkan ayrışması Ali Muaviye çatışmasıyla İslam’ın parçalanma aşamasıdır ettik. Siyasi çıkarlar din adamı konumunda olanlarin da siyasi emellerle fetva vermeleri İslam’da dört hak mezhep olgusunu doğuruyor. Kime Göre dört, niye dört belli değil. Mezhep kurucularının imamlık makamında anılmasının meşruiyeti Varsa dört imam Değil, bir Sürü imam var.
Şia, Vahabi, Harici, Hanifi, Hanbeli, Şafii, Maliki, Caferi dört etti galiba. Mezhepçilerde sayı sayma Biraz Farklı. Saydığımız mezhepler hak mezhep mi, batıl mezhep mi? Hak A.Ş. batıl Allah’a Göre imkb mezheplerin Kur’anla bağdaşması Gerekir. OYSA ne Kur’an-ı Kerim’de, ne de Peygamberin Hadislerinde mezheplere dair Bilgiyi BıRakın imeye dahi ben rastlamadım. O zaman hak kavramını Kuran degil peygamber ettik, mezhep mefhumundan çıkar sağlaanlar kullanmışlar. Bu da bana göre mezhep kavramının İslami oldugunu Düşünmüyorum.
Kur’a-ı Kerim’de Allah, Müslümanın canı, malı, namusunu birbirlerine haram kılmıştır. Mezhep çatışmalarında birbirlerini öldürenlerin Allah’ın ayetlerini hiçe sayıp, emirlerini hafife aldıklarının Bir göstergesi değil mi?
Iran-Turan çatışmasına gerek osmanlı, gerek İran Cardio mezhep mantığını kullanarak birbirlerini yok etme Planları yapmıyorlar mı? İşte Osmanlı da başlayıp cumhuriyette devam eden alevi zulmünün gerekçesi bu siyasi çatışmalar değil mi? Korku ile sindirme, karşı güçle çatışmaya sokup, o korkuyu alt etme İçin Yardım etme görüntüsü … Rüstem Budak bu manzarayı bütün, çıplaklığıyla resmetmekte …
“Sol-Sağ” I. ve II. Dünya savaşı sonrasında kendilerine sağladıkları rantla yetinmeyen kapitalist güçlerle bu Gucun Karşısında durmaya çalısan sosyalist güçlerin Ülkeler Üzerindeki taraftarlarını Sağ A.Ş. sol kavramlarıyla nitelendirmektelerdi. 12 Eylül darbesine Kadar Türkiye’de de bu çatışma sürdürüldü. Ancak kimse niye neyi kurtarmaya çalıştığını çok da net Olarak bilmiyordu ettik. Bu serüven 12 Eylül darbesiyle oğul BULDU. Tarflar kahvehanelerde, Okullarda, kantinlerde, sokaklarda birbirlerini dinleyip anlamaya çalışmadıklarından bu korkunç kıyımı yaşatan darbeyle hapishanelerde konuşma A.Ş. affare Ortamı yakalayıp pişmanlıkları yakalama becerisine ulaştılar. İşte Rüstem Budak gerek darbe öncesi, gerekse darbe sonrası Yaşanan Serüvenleri anlatmakta bu yazısında.
“Türk-Kürt” Cardio Toprakları, Cardio ortak kültürleri Farklı dillerle de olsa Yaşayan TÜRK- Kürt milleti bin yılı aşkın Bir Süre kardeşliğinden odun vermemis A.Ş. Başka hiç bir milletlerde görülmeyen birlikteliği sürdürmüştür. Ancak bu birliktelik Ulusal power Haline dönüşüp Farklı kesimlerin tehditi Olarak algılanınca, aradaki bu bağları koparıp, bu gücü Yok etme yoluna gidilmiş, NE Türklerin, NE Kürtlerin Tek Başına Bir Güç Olması da Cardio tehlikeyi doğuracağından Sürekli birbiriyle uğraş ziyaretinde bu yöndeki dengenin bozulmzmzsına özellikle dikkat edilmekte .
Cumhuriyet Döneminde tek ucu vatandaş yaratma tarihi çabaları Kürt halkını yok saymış, Türk Kabil Edilmiş Herkes. İstanbul Tüerkçesi yazı dili ve resmi dil Kabil Edilmiş ettik. English bilmeyen Kürt, Rum, Ermanilere Kendi benliklerinden vazgeçmeleri Olağanüstü gayretle iknaya çalışılmış serüven Rüstem Budak’ın kaleminden anlatılmış met ettik …
“SONUÇ Yerine” Adlı yazı ile Rüstem Budak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ya da iktidar Sahiplerinin bunca elem, bunca vahim, bunca gözardıların A.Ş. haksızlıkların sonuçlandırılıp hakkın hak Sahiplerine verilişinin gerceklesmesi geregi uzerinde duruyor. Bunlar olmazsa ne huzur, ne mutluluk, ne insanlık olmayacağı uzerinde ısrarla duruyor yazar.
“Türkiye-Balkanlar-Ortadoğu Ortaasya Hattı” yazısıyla Avrupa-Asya Ortadoğu Üzerindeki hareketliliğe değinen Rüstem Budak A.Ş., “Balkanlar Adlı yazıyla devam ediyor. Bu yazıda Osmanlı’nın Balkanları Müslümanlaştırdığı çekildiğinde Başlayan kaos anlatılıyor ettik. Bıraktığı Yerlerde Başlayan Hristiyan- İslam çatışması next to ırklara Dayalı çatışmaların da sürdüğünden söz ediliyor. Bunlar özellikle Bosna, Sancak, Karabağ, Kosova, Sırbistan Hırvatistan A.Ş. tr çok bu durumdan etkilenen YERLER. Bu ülkelerin next to Yunanistan, Bulgaristen Sınırları icinde kalan Türk Müslümanlarınçektikleri A.Ş. eziyetler de önemli Diğer ölçüde sıkıntı yaratmakta olduklarını anlatıyor.
1. Balkan çoğrafyasında Yaşayan Avrupa Için Potansiyel tehlike arz eden Müslüman nüfusun Avrupalılartarafından tasviye edilmek istenmesi, eritilmesi Için soykırım Dahil şeyin yapıldığına değiniliyor onu Gereken ettik.
2. Balkanların tek güven icinde oldukları Dönemin Osmanlı dönemi Olduğu, bu dönem Sonunda Sürekli hareketlilik bununsa Müslüman topluluklara Zarar Verdiği anlatılmakta, değişkenlik yaşandığı ettik.
3. Osmanlı Tarihsel sürecini tamamlama aşamasına geldiginde Misak- Milli sınırlarına çekilmesi ile Birlikte ne Balkanlar, ne Kafkaslar, ne Ortadoğu’da kalan Müslümanlara yardım etme gücünün kalmadığından söz ediliyor ziyaretinde İslam’la Birlikte Türk Kimliği de ön plana çıkıyor.
4. Anadolu el uzanıp yardım edilemeyen Balkan Göçmenleri Için Anadolu’da iskanlar sağlandığı A.Ş. Mülkiyet sahibi yapıldıklarından söz ediliyor.
5. Osmanlı’nın Bir Roman projeksiyonu konumunda Olduğu, batıya sırtını yaslayıp hareketlerini sürdürdüğü Balkanlara yerleştirdiği Türk nüfusun barışı sağlamaktan çok yiy niyet ettik yardım severlikleriyle bölge halkinin Müslüman olmalarına vesile oldukları anlatılmakta.
6. Bölge haklının egemen güçler Tarafından kimlik eroyonuna uğratılmaları A.Ş. yok edilmeleri taciz tecavüzler oldugu, ancak Bunların çoğu yerin epey tarihte Yer almadıkları Konusuna değiniliyor ettik.
7. Makedonya Kosova soykırımlarına değinilmekte ettik. Bununla Birlikte aralarında Yaşayan Türk Müslüman A.Ş. Halklardan haberdar olmamız anlatılıyor.
8. Balkan halkinin Kendi ayakları uzerinde durma onuru uzerinde gösterdikleri çabalardan ettik Bunları sivil toplum Kuruluşları yoluyla yaptıklarından söz ediliyor.
9. Avrupa Birliği beklentisi, özgürlüklerin devamı Veya sürekliliği Konusunda Avrupa Birliğinin yaptırımlarının düşünülmesi, soykırımlara müeyyide uygulanması (Bosna’da olanlardan Dolayi kuşku duyulsa da) beklentisi anlatılıyor.
10. Kardeşlik, eşitlik, hak adalet söylemleri Yerine somut ettik ettik uygulamayayönelikbeklentiler icinde olanlarin beklentilerinin gerçekleştirilmesi isteniyor. Geçmiş geçmiş demek Yerine Geçmişin güven umudu yeniden diriltilmesi gerektigi vurgulanıyor ettik.
11. Balkanlardan gelenler de Balkanlarda kalanların Sorunlarının çözümü onlarin beklentilerine Uygun’un ilginin gösterilmesine değiniliyor ettik.
12. Eğitimden iş Alanına, ekonomiden Kültürel dayanışmaya her konuda eksiklerin giderilmesi Için ÇABA gösterilmesine değinilmekte.
“Ortadoğu” alt başlıklı yazısında Rüstem Budak, Ortadoğu tasviriyle başlıyor yazısına ziyaretinde Osmanlı hakimiyetinin Getirdiği sükut bozulalı çalkantı hala devam ediyor. İşkenceler, soykırımlar, iktidar karsiti ayaklanmalar, Çeşitli bahanelerle Amerika ziyaretinde Avrupa devletlerinin sözde barışı ile gerçekte işgallleri şurup gidiyor. Ortadoğu konumuyla Ilgili Türkiye’nin tutumu merak konusu oluyor. Türkiye’de imkb konu İslamcı düşünceye Sahip Olanlara yani Müslümanlara havale ediliyor. Ne Basın ne siyasi partiler, ne de sivil toplum örgütleri isteksiz A.Ş. kararsızlık icinde Yazin yarimyamalak kınamaktan öteye geçemediklerini anlatıyor yazar. Filistin, Irak, Suriye Türkmenleri hep aynı mantık icinde Gündemden olabildiğince uzak tutulmaya çalışıldığını söylemek sanırım yanlış olmaz. Şu Bir Kaç aydır, MHP zihniyetli kisiler haricinde Çin’in Doğu Türkistan uzerinde Yaptığı işkence ettik soykırım politikası Müslümanlar ya da Müslüman oldugunu söyleyenler Dahil kimse Tarafından dillendirilmiyor, dillendirilmeye çalışılmıyor. Acaba Müslüman Olduğu iddiasıyla Ortaya çıkan kisiler Toplumun Diğer kesimleri terefından kendilerine irkçı denilebileceği korkusundan mı Bu insanların yok olmalarına gömz yumup, kulak tıkıyuorlar, yoksa onlari insan, anlayamıyorum Müslüman görmediklerinden mil A.Ş.. Diğer sivil toplum örgütlerine gelince, ONLAR daha Bir Farklı bakıyorlar: türk kelimesi ırkçılığın Temel taşı ziyaretinde bu yok olursa yeryüzü ırkçılıktan temizlenecekmiş hissi mantığıyla hareket ediyorlar ettik. Ezilen, horlanan, Haksızlığa uğrayan bir Türk imkb bırak kalsın. Çünkü destek ırkçılık olur. Sahip olunacak VARLIKLAR Türk Dışında kim Varsa ONLAR … Ve bunlara tepki Olarak Türk hariç kimseyi umursamayanlar … Bu A.Ş. mantık bu duyguyla hareket eden Bir topluluğun savunduğu adalet, hak, özgürlük gibi kavramların hangisi amacına ulaşacaktır? Gerçi bu kaygıyı ben ve benim gibi düşünenler Dışında Taşıyan yoktur, diğerleri Cardio hayal Dünyaları icinde Farklı yönü kıble Kabil eden Müslümanlar gibiler. Onu insan, onu topluluğun sorunu Kendi sorunumuz gibi görmedikçe ne insan, ne Müslüman işte, ne de devrimci olma ihtimalimiz yoktur. Rüstem Budak da bundan söz ediyor.
“Kafkaslar-Orta Asya” alt başlıklı yazıya gelince; Kafkas toplulukları ile Türkiye Arasında kurulamayan bağ ziyaretinde bu bağların hangi şartlarda kurulabildiği anlatılıyor A.Ş. SONUÇ Olarak Türkiye icinde bulundugu bölge itibari ile proje programlar üreterek kendinden beklenen KONUMDA bulunmanın gereğini yerine getirme yollarından söz ederek bölümü sonlandırıyor Rüstem Budak A.Ş..
14 Aralık 15
Bodrum

http://www.edebiyatvesanatakademisi.com/elestiriler/rustem-budak-in-alin-yazilari-hangi-turkiye-14064.aspx

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s