YAZI AHLAKI

kelime

q- Benim bir kitab yazmadım- yazamadım diye üzülme…

Herkesin yazdığı bir kitap muhakkak vardır: Ameller Kitabı.

 

q- İnsanoğlunun ölümsüzleşmek için icat ettiği araçtır, Kitap…

 

q- Dillerimiz, mideden(nefisten- çıkardan- hırstan- heva ve hevesten) konuşmamalıdır.

Dillerimiz, akıl(düşünce- delil- merak- soru) ve kalpten(his- duygu- adalet- ruh) konuşmalıdır.

 

q- Söz söylemeden önce, yazı yazmadan önce, tweet atmadan önce, facebookta paylaşım yapmadan önce, bir yazıya yorum yapmadan önce, bir habere- iddiaya yorum yapmadan önce evet önce; kalbine- aklına danış…

Dünyada bunlar her daim danışmanlık hizmeti sunuyorlar.

Yararlanarak hakikate yaklaşmış ve kimseye zulmetmemiş olursun.

 

q- Sosyal Medya’da(Twitter ve Facebook’ta) yazılan mesajı dikkatli okumadan, mesaj hakkında düşünmeden, akli melekeleri harkete geçirip akletmeden-,farklı bakış açıları ile yorumlamadan ve üzerinde birazcık bekleyip ne dediğini anlamaya çalışmadan hareket edildiği için bundan bilgi, hikmet ve hakikat çıkmaz.

Yanlış anlama- yanlış söz- pişmanlık verecek sözler- öfke patlamaları- nefsani çatışmalar çıkar.

 

q- Tercümeleri Müslümanlar yapmalı…

Dünya insanlık tecrübesinin ürünü eserleri tercüme edenler, kendi ideoloji ve dil ruhunu eserlere yansıtırlar.

Bugün müslümanlar, başta batı medeniyetinin eserleri olmak üzere, eserleri sol ve kapitalist akla, ruha ve dile sahip insanların yaptığı tercümelerden okumaktadırlar. Bu eserleri okuyanlar, İslami perspektiflerine katkı yapmaktan ziyade, İslami anlayıştan uzaklaşmaktadırlar.

Türkiye’deki önemli tercümelerin büyük kısmı Cumhuriyet döneminde belli bir proje dâhilinde seküler laikçi akılla yapıldı. Müslümanların çoğunluğu zaten bu eserleri okumayı hoş görmüyorlardı.

İslami akıl ve endişeye sahip aydın ve yazarların yaptıkları tercümeler ise çok sınırlı kaldı. Bazı yayınevleri klasik kitapları, tercüme değil deforme ederek çevirdiler.

Sol’un kültürel iktidarında tercümelerin hep onların dili ve aklı ile yapılmasının büyük katkısı bulunmaktadır. Zaten dikkat edilirse, Sol ve Liberal çevreler bu damardan beslenmektedirler.

Müslümanlar, okudukları kitapların tercümelerini yapamadıkça, bu eserler İslamlaşmaya hizmet edemeyecektir.

Batı veya Doğu… Arap veya Rus… eserlerin etkisi, çeviriyi yapan kişi veya kesimin gücüne bağlıdır. Çevirileri yapan kişinin ideolojisi- dil gücü etkiye yön verir.

 

q- Adam Olmanın Şartları…

Kitaba ve dergiye para vererek almayan, almak için harçlığından artırmayan, kitap almak için fırsat kollamayan, kitabı gördüğünde heyecanlanmayan insan ADAM olmaya çok uzaktır.

 

q- Anladığını zannettiğin anda; hiç anlamadığın, az anladığın, eksik anladığın ve yanlış anladığın bir şey karşına çıkar.

İnsan nefesi taşıdığı müddetçe ANLAM’ın peşinde, izinde, yolunda, sathında, içinde, dışında mücadeleye, arayışa ve kavgaya devam etmelidir.

 

q- Aydınlar- Alimler- Entellektüeller- Akademisyenlerin kitaplardaki kelimeleri ile kendi hayatları arasında büyük uçurumlar var.

Okurlar kitaplarını okudukları kişilerle; tanıştıkları, konuştukları, yol aldıkları zaman, büyük çoğunluğu “Keşke o yazarla- şairle- entellektüelle- akademsiyenle tanışmamış olsaydım” veya “Ben bir daha o kişinin bir daha kitabımı elime almam”  der.

O yazarlardan sadece istedikleri kendilerini dinlemeleriydi… Yaşantı ile yazıların birbirine zıt hal aldığı yaşantılar…

Söz-yazı ve amelin birbirini bütünlediği yazarlar- entellektüeller- akademisyenler insanlar ile ilişkileri farklı oluyor.

Bazı yazı ehli de bilerek ve isteyerek okuyucu ile yazıda göründüğü gibi olmak istemiyor.

Araya mesafe koyuyor, okuyucusunu aşağılıyor, konuşmuyor ve adam yerine koymuyor.

Bazı okuyucularda böylesi şekilde aşağılanınca daha çok hoşuna gidiyor. Tapınacak şekilde yazarın- şairin- akademisyenin müptelası oluyor.

Bu noktada aydınları değerlendirme ölçüsü ne olacak: Düşünce- Yazı mı? Yaşantı- amel mi?

Aydınların yaşantıları ile ilgili iki yaklaşım var:
1- Aydınların düşünce ve yazı ile ortaya koyduğu emekler- üretimlere bakarak hayırlı bir çizgi üzerinde olduğunu iddia ediyorlar.

2- Aydınların toplum, siyaset, darbe, parti, aile, ibadet, ekonomi alanlarındaki
bireysel yaşantı- amelini dikkate alanlar, bu çizginin- örnekliğin hakikat üzere olmadığını iddia ediyorlar.

Bu sorun şu anda; aydınlarda yaygın şekilde yaşanıyor. Aydınların çoğu; “biz düşünürüz- yazarız- konuşuruz” ama yaşantı- amelimiz başka olabilir, noktasındalar.

Sağ- Sol, İslamcı- Laik, Dindar- Muhafazakâr, Kemalist- Ulusalcı kesimde sözlerinin- yazılarını kibrini ruhunda- sözlerinde- yaşantısında yaşayan ne kadar çok insan var?

 

q- İnsan’dan önce Kelimelerin İman etmesi lazımdır.

İman etmemiş kelimelerle konuşan ve yaşayan insan da iman edemez.

 

q- Kitaplar; RAF zindanından kurtarılmayı bekleyen bilgi- hikmet- hakikat- anlam mahkumlarıdır.

 

q- İnsan sözü nasıl söyler?

Konuşarak mı? Konuşturarak mı? Susarak mı? Bakarak mı? Kusarak mı?

İnsanların çoğu sözü; konuşarak, susarak, bakarak değil kusarak konuşuyor.

Hakikat ehli sözü kusmaz, sözü konuşur/ konuşturur.

 

q- SÖZ’e sahip çıkma zamanı…

İnsanın dinlediği Söz, konuştuğu Söz, okuduğu yazılı Söz; Hakikate- Hidayete götürmelidir.

Hakikate- Hidayete götürmeyen söz; batıldır- boştur- zulümdür.

 

q- Yazdıklarımız ile yaptıklarımızın dengesizliği…

Facebook- Twitter- İnstagram- Watsap ve diğerleri… Yazıyoruz… Okuyoruz… Paylaşıyoruz…

Ama yazdıklarımızın- paylaştıklarımızın %99’u yaptığımız şeyler değil…

Yaptığımız şeyler; yani amaçla- çabayla- emekle yapılan şeyler değil.

Asl olan yaptığımız şeyleri konuşmak olmalı iken, biz yapmadığımız şeyler hakkında konuşuyoruz.

Bu dengesizlik sürdükçe; bir şeyler yapmış kabul edeceğiz ama aslında hiçbir şey yapmamış olacağız.

 

q- Modern dünyanın en azılı ve en masum suçluları- katilleri- yalancıları;

Gazeteciler- Aydınlar- Entellektüeller…

Yazıları ve sözleriyle; cinayet işletirler, fitne çıkarırlar, hedef gösterirler, kitleleri dolduruşa getirirler, kumpasları uygulatırlar.

Sonra da bizim elimizde silah yok, masumuz diyerek suçu üstlenmezler, inkar ederler.

Herkes sorumluluğunu bilsin ve yaptıklarının- yaptırdıklarının hesabı versin.

 

q- Aklı Baş’a almak gerek… O’nun yeri Baş’tır. Üste, öne, yükseğe, liderliğe almak gerek…

Baş’a değil; midesine- nefsine, korkularına, çıkarlarına, cehaletine, beline, eline, diline alırsa,

o Akıl’dan fayda- güzellik- hikmet- bilgi- çözüm beklenemez.

O Akıl’dan çıksa çıksa, zarar- çirkinlik- kaos- zulüm çıkar.

O yüzden insanlar 2’ye ayrılır: 1- Aklını Baş’a alanlar, 2- Aklını düşürenler- kaybedenler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s