YENİDEN İNŞA EDİLMEYİ BEKLEYEN KÂBE

 

kabev. Kâbe’de insanlığın büyük yürüyüşü devam ediyor.

Allah’ın evinde, Allah’a yönelmiş beden ve ruh durmaksızın yürüyüşünü sürdürüyor.

Kâbe Elçileri, Hacc ve Umre’den sonra yurtlarına dönüyorlar…

Hacılar, Kâbe’den dönerken…

Dağılıyorlar yeryüzünün damarlarına…

İlahi neşve yürekleri sarıyor.

Evlere insanlığın tevhidinin birliği yayılıyor.

Şehirlere kurtuluş müjdesi taşınıyor.

Ülkelere barışın çağrısı yenileniyor.

Dünyaya İbrahimi diriliş mesajı veriliyor.

İnsanlığın varoluş umudunu diri olduğunu bir kez daha gösteriyorlar.

Kâbe’ye gelen milyonlarca insan gönüllü Kâbe elçileri olarak evlerine dönerler.

Kâbe elçileri; çocuk, yaşlı, genç, kadın, erkek, zengin, fakir… Her yaş ve toplumsal sınıftan…

Kâbe elçileri; Kâbe’nin onlara yüklediği mesajı evlerine, işyerlerine, mahallelerine, şehirlerine ve ülkelerine taşımakla yükümlüdürler.

Bazıları Kâbe elçiliği görevini layıkıyla yaparken,

Bazıları daha Kâbe’nin yanından ayrılırken bu görevlerini unuturlar.

Her işte insanın payına düşen farklıdır. Düşen pay da kişinin niyetine ve ameline göre değişir. Hacı olan Hacılar o ülkeye müjdeler ile dönmüştür. İnsanların Tevhid’te birleşerek barış- adalet sağlayacaklarını gözleriyle gördüler. Şimdi geldikleri her evde ayrı bir heyecan yaşanıyor. Bunu yaşamak ve anlamak için önce iman etmek gerekiyor. İman etmeyenler anlayamazlar.

 

v. Hacc’ta Müslümanlar her yıl Büyük Buluşma- HACC’ı gerçekleştiriyorlar.

Akıtılan kardeş kanını konuşmadan,
müslümanların birbirleri arasındaki ayrılıkları gidermeden,
birbirlerine karşı olan fitne- gıybet- dedikoduları ortadan kaldırmadan,
şeytanı taşlarken kendi şeytanlarıyla dostluklarını yıkmadan,
zalim yöneticilerin zulmünden nasıl kurtulacaklarını tartışmadan,
sinema- medya- sosyal medya- ekonomi sorunlarını ele almadan,
batı ve doğu medeniyetlerinden olan ve insanlığın tehdidi olanları nasıl engelleyeceklerinin yolunu bulmadan,
evlerine dönüyorlar.

 

v. Barış yurdu, İmkan yurdu, Mümkün yurdu, Rahmet yurdu, Kalp yurdu, Akıl yurdu, Şuur yurdu olan Kâbe bizi davet ediyor.

 

v. Mekke’de ve Yaşadığın Her Yerde Hacc Zamanı…

İnsanlık özünü aramak  ve hakikati keşfetmek- anlamak için yola çıktı.

Fıtratın tevhidi halini keşfediyor.

Bütün ırk-renk-sınıf- dil olan göstergelerden arınıp “ihram” giyecek.

Kaybettiği yolu “Kâbe”de “tavaf”ta bulacak.

İnsanlık için ne yapacağını “sa’y”da öğrenecek.

Kardeşleri ile buluşup, tevbe etmeyi “arafat”ta gerçekleştirecek.

Yolda kendilerini bekleyen tehlike için “müzdelife”de hazırlık yapılır.

Hakikat yolunun üzerinde pusu kuran düşmanlarla “mina”da savaşacak.

Varlığın teslimiyetinin en büyük göstergesi için “kurban” kesecek.

Ve dağılacak yeryüzüne kurtuluş müjdesi “İslam”ı yaymak için…

 

v. Kâbe Akıl- Kalp- Nefs Şifa Hastahanesi…

Kâbe büyük bir insanlık hastahanesi gibidir.

Akli- kalbi- nefsani hastalıklara şifa vardır.

Türkiye’deki Hastalar- Hastalıklar…

Şeytani hastalık olan milliyetçiliği keşfetmeye çalışan Milliyetçi Kürtler…

Tarihsel tecrübeyi baskı aracına dönüştüren Milliyetçi Türkler…

Gelenekten gelen alışkanlıkları dine dönüştüren Muhafazakar Müslümanlar…

Dinde yenilenme adına irfan ve hikmetten nasiplenmeyen İslamcılar…

İktidardaki- yargıdaki- askerdeki- emniyetteki bürokratlar…

Allah ile aralarına ısrarla aracı koymaya çalışan Tarikatlar…

Gizliliği dine dönüştürüp çeteleşen cemaatler…

Bütün insanlara inmiş Kur’an’ı anlamayı ve okutmayı sadece kendilerine hasreden tarikatlar…

Para- Makam- Güç sahibi olunca ideallerini terk eden Müslümanlar…

Aleviliği Tevhid merkezinde dönüştürmek istemeyen Aleviler…

İnsanları- Mülkü- Gücü sadece belli bir sınıfın elinde olması gerektiğini düşünüp, onun da kendileri olduğunu sanan güç- para kabileleri…

İnsanların dini anlamak ve yaşamak için kendilerine muhtaç olduğunu iddia eden din adamları…

Dini zamana ve zemine göre yorum katan Diyanet İşleri Başkanlığı…

Söylemden eyleme geçemeyen- amelsiz Dindarlar- İlahiyat Hocaları…

Dini atalar dininden ibaret sanan Anadolu’nun halkları…

Allah’ın Kıblesine dönmüş olmayı birlikteliğin temeli saymayan tekfirciler…

İslam’ın mesajını güncellemek adına nefislerinin ve çıkarlarının esiri olup dini özünden- Kabe dışında yeni din- ev inşa etmeye çalışanlar…

Din’in ticarete- siyasete- kültüre dair söyleyeceği bir şeyi olmadığını iddia eden laikler- kemalistler…

Emeğin hakkını bir tek Sosyalistlerin savunabileceğini düşünen Solcular…

Allah’ın yeryüzü işlerine karışmadığını iddia eden laik müslümanlar…

Mülkün sahibinin Allah olduğunu ancak bunu kendilerinin aklı- tecrübesi elde ettiklerini iddia edip paylaşmaya yanaşmayan kapitalist müslümanlar…

Kâbe Akıl- Kalp- Nefs Şifa Hastahanesi bizleri bekliyor.

 

v. Kâbe yeniden İnşa edilmeyi bekliyor…

Duvarları dimdik ayakta ama onu ayakta tutan değerler, Müslümanlar tarafından ayaklar altına alınmış.

Üzerindeki örtüsü her daim yenileniyor ama Müslümanlar Takva elbiselerini giymiyorlar.

Kabe peygamber dönemi cahiliyenin putlarından temizlenmiş ama Müslümanlar kendileriyle birlikte taşıdıkları görünmez putları Kâbe’ye taşıyorlar.

Kâbe;

Yeniden inşa edilmeli…

Adem’in yaptığı gibi temelleri oturtulmalı…

İbrahim’in yaptığı gibi İslam temelleri üzerinde yükseltilmeli…

Muhammed’in yaptığı yenilenmeli, arındırılmalı, temizlenmeli…

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s