AVRUPA NOTLARI

 

IMG_2128Avrupa notları, 12- 29 Ağustos 2016 tarihleri arasında yapmış olduğum Avrupa şehirleri gezisinde tutulmuştur.

Avrupa Notları- 1
Dedeağaç…

a- Sınırlar kadar saçma bir şey yok şu dünyada...
İnsanlar yeryüzünü güya sınırlar ile ayırmış. Oysa iletişim, ticaret ve bilgi ile sınırlar kaldırılmış, sınır koyanların ve çizenlerin haberi yok!

a- İnsanlar darbenin sonucunu öğrenmek istiyorlar. İlginç olan konuştuğumuz Yunanistanlı bir Türk, darbedeki şehit ve yaralılardan ziyade idamın geri gelmesi ve uygulanabileceğinden dolayı üzüntüsünü paylaştı.

a- İlk ülke Yunanistan… Pasaportta KKTC damgasını görünce birden Kıbrıs ihtilafı görevlinin aklına geliyor. O yazının görünmesini engellemeye çalışıyor.

a- Kriz ve konfor arasında sıkışmış bir toplum-devlet; Yunanistan…
Avrupa Birliği, adamları iyice tembelliğe itmiş. Güvenlik ve Ekonomi AB’ye havale edilmiş.
AB birçok ülkeyi fonlarla besleyerek ülkeleri hazıra alıştırmış. Ülkeler kontrol altında ama büyüme çok yavaş.

a- İnsan… Yunanlılar- Avrupalılar…
Var oluş sancıları çekerler mi?
Neye üzülür, neye sevinirler?
Hangi tanrıya tapınırlar?
Kurtulmaya ihtiyaçları var mı?
Kurtarıcı bekliyorlar mı?

a- Açık arazilerde güneş panelleri sıkça bulunuyor.
Biz de güneşi bol ülkede henüz bunun değerini bilemedik.

a- Mezarlıklarda ağaç çok az ama mezarlar çok gösterişli…
Mezarlıklar mermerin soğukluğunu ve saflığını birlikte yaşıyor.

 

Avrupa Notları- 2
Selanik…

b- Atatürk’ün doğduğu şehir… Her adımda Osmanlı’nın inşa ettiği eserlerin izleri… Hakeza Roma ve Bizans’ında… Geometrik bir şehir…

b- Hamur- Kahve ve İçki… Yemek kültürü bu üçlü üzerinden yürüyor. Bu da mekân olarak kafe ve birahanelerin varlığını artırıyor.

b- Avrupa, müslüman toplumda en çok kadınları örtünme ve dışarıya kapalılık yönünden eleştirir. Doğu ise avrupalı kadının açıklığı ve dışarıya çok fazla açıklığı yönünden eleştirir.
Medeniyetin akışını kadınlar mı belirleyecek? Yoksa müdahaleye açık, yönlendirilebilir kadın profili üzerinden mi süreç devam edecek?

b- Uluslar küreselleşme ile savaşıyor. Şehirler, binalar, arabalar, giyimler, telefonlar, yemekler vd. hep aynı… Küresel kapitalist akıl yerel olanı değiştiriyor. Ve herkese benzetiyor. Küreselleşmeye direnen tek şey; dil ve din… Din ve dil emperyal- şirk aklının değişim iradesine karşı direnen son kaleler…

IMG_1914.JPG

b- Şehir ve hayatın öznesi olarak; Kilise…

İnsan mabedsiz yapamıyor- yapamaz. Mabedlere giren-gelen insanların psikolojisi anında değişiyor. İtaatkar, saygılı, sakin bir şekilde dua ediyor. Çoğu Roma tapınaklarının üzerine Kiliseler yapılmış. Kiliseler Roma tapınak- ibadet geleneğini yeni bir formda sunuşudur.

İkonlar, resimler, heykeller, mumlar, dilek kağıtları, kutsanan azizler- azizeler…

Artık bir ibadet mekanından çok müze halini almış.
Birçok şey en başta dualar para ile yapılıyor. Meryem’in masumiyeti ve İsa’nın acıları sömürülmeye devam ediyor. Bir taraftan da kiliseden aradığını bulamayan insanlar,
yeni mabedler ve tapınılacak şeyler arıyorlar. Kilise insanların varoluşsal tevhidi arayışına cevap veremiyor. Hristiyanlık yeni yorum ve pratikler üretemiyor.
Dini yorum ve metinler üretilmiyor. Bunun yerine paganist karakterini gittikçe artırıyor.
Zamanın yenilendiği bir yer değil durdurulduğu ve yabancılaştığı yer olmaya devam ediyor.

Kilise; bir yandan da insanlığın bir gün tekrar gelip sığınacağına inanıyor.

b- İnsanlar yeniden mabede dönüş yapacaklar mı?
Cami- Kilise- Havra insanlığın ibadet mekanları olmayı sürdürecekler mi?
Yeni inşa ettikleri- edecekleri mabedler mi olacak?

 

Avrupa Notları- 3
Üsküp…

c- “Bir Zamanlar Bizimdi!”
Üsküp’e girerken cami minarelerini görünce bize ait bir yer olduğu hissine kapılıyorsun.

Yaklaşık 500 yıl Osmanlı’nın hükmettiği bu yerler halen bizim mi, değil mi? şüpheye düşüyorsun. Ezan’ın okunduğu her yer bizimdir.
Ezan varlığın ve aidiyetin en büyük sembolüdür.

“Bir zamanlar bizimdi!” ve “Ne zaman bizim olacak!” arasında kalmışız.

c- Vardar nehri sadece şehri ikiye bölmüyor.
Hristiyan ve Müslüman toplumları ikiye ayıran nehir karşıtlık içinde birlik barındırıyor.

c- Makedonya yönetimi; dağın zirvesine diktiği büyük haç, roma mimarisi ile yapılan binalar ve ülkenin siyasal- askeri- edebiyat alanındaki kişilerin heykelleri ile hafıza oluşturmaya çalışıyorlar. İhtişamlı heykeller, ihtişamlı görülen geçmişi geri getirmeye güç yetirmiyor.

IMG_2033

c- Müslüman toplumun tarihsel hafızası çarşı ve camiler, Makedonya’nın hazırladığı şehir rehberinde yer bulamıyor. Nostalji içinde boğulan ve yeni kuşaklar için yeni imkanlar barındırmayan müslüman toplum bölgesi kısırlaştırmaya tabi tutuluyor.

c- Avrupa- Batı medeniyetinin farklı din ve kültürlerle birlikte yaşama tecrübesi diğer İslam medeniyetine göre zayıf… Kendilerine benzemeyenleri azaltmak ve etkisizleştirmek için her programı uyguluyorlar. Son yüzyılda dünyanın farklı bölgelerinden hassaten Afrika, Ortadoğu, Asya’dan gelen göçmenler yeni bir soykırım tehlikesi ile karşı karşıyalar.

Avrupa medeniyeti kendi içinde hümanist, kendi dışına karşı faşist bir tutumu var.

 

Avrupa Notları- 4

Budapeşte…

d- Avrupa’nın Tanrısı: Kadın(Dişi)
“Allah’a ortak koşanlar Allah’ı bırakarak ancak inasa(dişilere) taparlar.”
(Nisa- 117)
Batı dişil karakteri taşıyor. Şehir hayatında insanlar içinde kadın(dişi) kimlik taşımadan,
hayatı kendi etrafında şekillendiriyor. Resim, müzik, edebiyat, tüketim, üretim, moda, sinema kadın(dişi) karakterde oluşuyor.

d- Savaş yaşamamış şehirlerin, tarihsel sürekliliği ve çeşitliliği daha fazla…
Budapeşte şehir kimliğini bu anlamda muhafaza ediyor. Estetiğin müthiş örneklerini barındırıyor.

d- Heykel doğu toplumlarında tapınma öğesi… Batıda ise kalıcılığın, hatıranın ve kuşaklar arası aktarımın aracı… Heykel sanatının güzel örnekleri şehrin kimliği olmuş. Üsküp’te heykel ideolojik karaktere büründüğü için şehri boğmuş.

IMG_2106

d- Gördüğün şehir ile görmediğin şehir...
Şehirin görünenleri ile şehrin görünmeyenleri…
Şehrin bilinmeyenleri ile şehrin bilinenleri…
Şehrin sevilenleri ile şehrin sevilmeyenleri…

d- Binalar… Köprüler… Heykeller… Mağazalar…
Ama bu şehrin asgari ücretlileri…
bu şehrin suskunları…
bu şehrin evsizleri…
bu şehrin yalnızları…
bu şehrin emektarları…
bu şehrin gecekonduları…
da var.
Onları tanımadan bilmeden şehir eksik kalıyor.

d- Müze şehir… Eskiden kalan herşey turizm endüstrisinin parçası haline gelmiş.
İçinde yaşam üretilen değil dondurulmuş…

 

Avrupa Notları- 5
Viyana…

d- Estergon Kalesi… Osmanlı’nın genişleme döneminde ulaştığı son sınır… Osmanlı neden buradaydı? Osmanlı bir daha gelir mi? Bu soruları Avrupa sürekli soruyor. Biz ise daha sormadık.

d- Avrupa’nın ortak gündemi; İslam… İslam sürekli gündemde… Dergilerde manşet, yazılarda gündem… Siyasette ve ekonomide tartışılıyor. Göçmenler, Türkiye, Ortadoğu, yerleşenlerin uyum süreci, yeni kuşakların ekonomi ve siyasetteki gücü, yerlilerin ve yönetimin tehditleri…

d- Türkiye, Avrupa- Batı medeniyetinin bir parçasıdır.  Bu süreç AB’ye alınıp alınmama durumu ile sınırlı değildir. Osmanlı- Türkiye- Türkiyelilerin Avrupa ile ilişkileri öyle bir seviyedeki bunları koparmak mümkün değildir. Bu ilişki hem Türkiye-İslam hem de Avrupa- Hıristiyanlık için vazgeçilmezdir. Türkiyeliler bu ilişkileri çoğunlukla hayal kırıklıkları ile dolu olsa da şu bir gerçek ki; bu ilişkinin artırılması ve derinleştirilmesi gerekiyor.

IMG_2442

d- Avrupalıların İslam algısı; Osmanlının fetihçi karakteri -bu onlara göre işgalci- ile Ortadoğu’dan yansıyan ve artık onların ülkelerinde de fiili bir şekilde kendisini hissettiren İslam ile özdeşleştirilen örgütler üzerinden oluşmaktadır. Bunu ise ancak iş- ticaret için Avrupa’da bulunan müslümanlar bu algıyı değiştirebilir. Çünkü bunlar toplum ile birebir temas etmekte ve İslam adına bir pratik gösterge teşkil etmektedirler.

d- 3. Viyana Seferi başladı. Türkiye Avrupa karşısındaki gerileyişini 15 Temmuz direnişi ile durdurdu. Türkiye ilk defa Avrupa’nın tecrübe ettiği bir değer olan demokratik duruşu, Avrupa’nın müdahalesine rağmen durdurdu. Türkiye bu noktadan kuşatmayı yarmıştır. 3. Viyana seferi; ilkeler ve idealler üzerinden olacaktır. İslami çizgideki demokratik tecrübe; Avrupa’nın en çok ihtiyaç duyduğu ve kurtarıcısı olacaktır. 15 Temmuz Millet devrimini koruyarak, geliştirerek ve kurumsallaştırarak Avrupa’nın dönüşümüne öncülük edebiliriz.

d- Mimaride gotik sanatı öne çıkıyor. Roma’nın sütun ve kubbe mimarisi eklenmiş.
Modern mimari dışardan bazı ilginç yaklaşımlar deniyor. Ama içeriye girdiğinde alelade bir yaklaşım ortaya koyamıyor.

d- Şehir merkezlerinde hiç AVM’lere rastlamadık. Sokaklarda elbise mağazaları yaygın.
AVM kültürünün Türkiye’de şehir merkezlerinde bu denli yer alması çok ilginç… Bunun hangi politikanın ürünü olduğunu bilmek gerekir. Ekonomik- kültürel olarak yaşama yansımaları nelerdir?

d- Sadece geldiğin yere ait değilsin. Aynı zamanda gittiğin ve gideceğin yere de aitsin.

 

Avrupa Notları- 6
Prag…

e- Doğuyu ihmal etmemeliyiz. Batıya doğru ilerlemeliyiz.

e- Prag hep baharı yaşıyor. Ne kışı ne de yazı yaşamıyor.
Her zaman yeni doğuyor gibi canlı, yeni ve heyecanlı…

e- Görmenin mucizesi…
İnsanın hayatında ilk defa bir şehri görmesi…
Belki bir daha göremeyeceği bir şehri görmesi…
Bir daha görmeyeceği insanları görmesi…
Gözün şahitliğinde yeryüzünde iz sürmek…
Gözün şahitliğinde insanlığın tecrübesine bakmak…

e- Şehirlerde eski yapılar, en erken 100 yıllık binalar ilgi çekiyor.
Ziyarete değer bulunuyor. Son yüzyıldan bu yana yapılanlar, gelecek yüzyılda bugün geçmişe verdiğimiz değer kadar, değer görebilecek mi?
Oysa asl olan şimdidir. Bugün, bu şehirde, bu zamana ait görmeye ve yaşamaya değer şeyler üretebildiğiniz kadarıyla güçlüyüzdür.

e- Avrupa- Batı insanı ile içtikleri ve yedikleri arasındaki ilişkiyi iyi incelemek gerekir.
İçki yaşamın temel içeceği halini almış. İçkili iken akletmek, hüküm vermek, yorumlamak doğru değildir. Batı insanı; içki içerek fıtraten içinde oluşan boşluğu kapatmaya, vicdanın onu sürekli sorularla bunaltmasını engellemeye ve varoluşsal kaygılarını gidermeye çalışıyor.
Her kesim için vazgeçilmez olan bu içeceği bırakmadıkça kendi hakikatini görmeyi ertelemeye devam edecektir.

e- Şehir merkezleri müzeye çevrildiği için insansız bir karaktere bürünüyor. Bir zamanlar yaşam merkezleri olan mekanlar şimdi otel- mağaza- cafe- lokanta ve müze olarak kullanılıyor. Gece olunca şehrin merkezleri ıssızlık içinde tarihsel aidiyetini arıyor.

IMG_2616

e- Hz.İsa insanlık için tüm acıları yüklendi. Batı, acıları Hz. İsa’ya bıraktı. Kendisi hazları en hızlı şekilde yaşamaya çalışıyor. Ne zamanki Hz. İsa gibi insanlık için adanmayı seçebildiğinde ve acı çekmeye hazır olabildiğinde kurtulmaya ve kurtarmaya başlamış demektir.

e- Prag’ı müzik eşliğinde geziyorsunuz. Her köşe başında, köprülerde, meydanlarda farklı kültürlerden müzik aletleri ile ortaya çıkan senfonik müzik ile geziyorsunuz.

e- Dilencilerin para dilenme biçimi çok farklı…
Secde eder pozisyonda yüzü yere bakıyor,
ön tarafa koyduğu şapkasına konulacak parayı bekliyor.

e- Marketlerde en farklı reyon; Su reyonu… Bizim tek çeşit aldığımız suyun suyunu çıkarmışlar! Sayabildiğim ondan fazla su çeşidi vardı. Farklı gazlarla ile yoğunlaştırılmış sular içinde normal suyu bulmak zorlaşıyor.

 

Avrupa Notları- 7
Berlin…

f- İslam’ın Avrupa yorumuna büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Var olan İslam yorumları, göçmenlerin kimlik korumacılığına yönelik içe kapanmacı, Avrupa’ya yabancı ve statik bir içerik taşımaktadır. Oysaki Avrupa tecrübesi İslam’ın Avrupa yorumunu zorunlu kılmaktadır.

İslam’ın Avrupa yorumu; yaşanan geçmiş ve günümüzdeki tecrübeyi göz önünde bulundurarak siyasal ve toplumsal gerçekliği ıskalamadan yapılmalıdır.

İslam’ın Avrupa yorumu yapılmadan Avrupa’nın dönüşmesi ve müslümanların bu tecrübeden faydalanmaları mümkün değildir.

f- Berlin: Kırılan gururun onulmaz tamiri… Avrupa’da Almanya hegamonya ve medeniyet iddiasını birleştirerek varlık mücadelesi vermeye devam ediyor. Bunun için son yüzyılda girdiği 2 büyük savaşı büyük yıkım ile kaybettiği halde her iki savaştan tekrar dirilmesini bildi. AB ile 3. mücadele- savaş denemesini yapıyor. İngiltere buna karşı ilk darbeyi vurdu. Bakalım Almanya 3. savaştan nasıl çıkacak?

IMG_2692

f- Berlin’de iki tane utanç abidesi var:
1- Berlin duvarı
2- Yahudi soykırımı abidesi
Berlin utanç duvarının utancını yavaş yavaş atlatıyor. Ama yahudi soykırımı utancı yahudiler tarafından sömürüye dönüştürüldüğü için utanç yerini öfkeye bırakacaktır.
f- Şehirler ikiye ayrılır:
a- İşgal- savaş görmüş şehirler.
b- İşgal- savaş görmemiş şehirler.
İşgal görmüş şehirlerde eskiye ait şeyler az, yeni şeyler fazla…
Şehir yeni inşa edilmiş gibi… İşgal görmemiş şehirlerde ise zaman sanki durmuş, hiçbir şey değişmemiş gibi duruyor.

f- Taş Medeniyeti… Medeniyeti temsil eden kalıcı eserler “taş”tan ve mermerden yapılmış.
Diğer geçmişte ahşap ve kerpiçten, günümüzde beton, çelik ve camdan yapılan binaların kullanışlılığı 100 yılı aşamıyor.

f- Avrupa’nın en büyük hastalığı; Kibir… Ortaya koyduğu medeniyet birikimi ile diğer toplum ve medeniyetlere karşı karşı konulmaz bir kibir yaşıyor. Bu kibir, onu eleştirilemez konuma götürürken, diğer taraftan elde ettiği medeniyet birikimini kendi dışındakilerle paylaşmaktan alıkoyuyor. Batının bu kibri belli bir aşamadan sonra onu saldırganlığa, sömürüye ve kaosa götürüyor. Bu kibir Batı’yı yıkacak! Çünkü bu kibir, kendi kendisini özeleştiriden yoksun kılacak.

Kibirlendikçe kirlenecek, kirlendikçe dağılacak.

f- Avrupa’nın en ihtişamlı eserleri kiliseler… Yalnız bu kiliselerin cemaati azaldığı gibi artık yeni kiliseler yapılmıyor. Toplum yeni kilise talebinde bulunmuyor. Yeni mabed olarak inşa ettikleri stadlar, konser salonları ve eğlence yerleri insanların varoluş sancısını azaltmıyor.

İnsanlar ya yeniden kiliseye dönecekler ya da camiiye yönelecekler.

f- Avrupayı aşağılayarakta veya yücelterekte bir yere varamazsınız. Birisi inkar, birisi de taklit doğurur. Ama anlayarak bir yere varabiliriz. Avrupa insanlık tecrübesinin en önemli parçalarından biridir. Bu tecrübe diğer insanlık tecrübelerini de barındırır.

f- Dünyanın en güzel şehri İstanbul demeyin!
Tek şehir yaşadığım şehirdir demeyin!
Tek toplum yaşadığım toplumdur demeyin!
Gidecek başka bir yer yok demeyin!

Güzel bir şehir daha var!
Yaşanacak başka bir şehir daha var!
Tanınacak başka bir toplum daha var!
Gidilecek başka bir yer daha var!

f- Yol boyunca Hz. İsa ikonları ve minyatür kiliseler var. İnsanlar yolda durup buralarda dua ediyorlar. Yolda en çok ihtiyaç duyulan şey değişmiyor: Dua…

f- Otobanlarda rüzgarın ve olumsuz hava koşullarının arabaların hızını etkilememesi için
yüksek bariyerler yapılmış. Belki aynı zamanda bunlar otobana yakın yerlerde oturanlara araç seslerinin ulaşmasını engelliyordur.

f- Şehirlerde alışveriş merkezleri ve çarşılar yönünden Türkiye’ye göre çeşitlilik ve hareketlilik az… Ama Avrupa üretiyor ve kazanıyor. Biz ise sadece tüketiyoruz.
Patenti bize ait olan üretim biz de çok az. Türkiye’nin üretim anlamında montaj sanayiisi yanında kendi yerli üretimlerini ortaya koyması gerekir. Bunu yapmadan etkili olması ve rekabet etmesi çok zor…

IMG_2754

f- “Türkiye, Türklerindir.”
“Almanya, Almanlarındır.”

Bu sloganlar afişlerde Berlin sokaklarında bulunuyor. Seçim kampanyası için kullanılan afişlerdeki bu sloganlar Türkiye ve Almanya’daki ırkçılık- ulusçuluk hastalığının
ne kadar birbirine benzediğini gösteriyor. Halen ve gelecek zamanda bu soruların cevabı aranacaktır.
Cevap: ya Türkiye Türklerin, Almanya Almanların denilecek ve diğer ırklar ülkeden çıkarılacak. Ya da Türkiye Türkiyelilerin,
Almanya Almanyalıların denilecek ve ortak değerlerde buluşularak yola devam edilecek.

f- Ekmek için Almanya‘ya gelen Türklerin Almanya’ya tam entegrasyonu hem Almanya hem de Türkiye için büyük kazanç olacaktır. Türklerin Almanya’ya taşıyacağı birçok değer vardır.
Aynı şekilde Almanya’dan Türkiye’ye taşıyacakları birçok değer var.
Bu taşıyıcı rol, zor ama hayati bir roldür.Bu rolün gereği yapılmazsa herkes kaybedecektir.

f- Almanya’da Berlin’de bir tabela: Kadiriyye Tarikatı Mescidi…
Bu tabela gelecekte Türkiye’nin de karşılaşacağı realiteyi gösteriyor.
Alevilerin cem evleri, tarikat ve cemaatlerin ayrı ayrı mescitleri bulunuyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı bulunan mescidlerde var.
Çoğu kez bu mescitler bağlı bulunduğu cemaat ve tarikat müntesiplerince kullanılıyor.
Bu yönüyle bu şekildeki mescit anlayışının tehdit mi imkân mı olduğu tartışılmalıdır.
Bazen farklı bir mescit- cami cemaatinden birinin farklı bir mescit- camiye gitmesi yadırganabiliyor.
Gittikçe yerleşen ve yaygınlaşan bu cami- mescit kültürünün gerek içe gerek dışa dönük anlamı üzerinde durulmalıdır.
Cami- mescitler tüm Müslümanlara ve insanlara açık olacak şekilde bilinmelidir.

 

Avrupa Notları- 8
Amsterdam…

g- Amsterdam; kanalların böldüğü ve birleştirdiği şehir…
İnsani dehanın her adımında kendisini hissettirdiği şehir.

g- Avrupa dediğimiz zaman ilk akla gelen AB başta olmak üzere yönetimlerdir.
Halbuki devlet ve toplum olarak sadece yönetimlerle ilişkilenmek yerine
direkt toplum ile ilişkilenecek ve etkileyecek bir çalışma yürütülmelidir.
Toplum algısında etki edecek programlar ve projeler yürütülmelidir.

g- Avrupa’yı tanımak… Avrupa’yı tanımamak… Avrupa ile krizimizin temelinde bu var.
Sivil- akademisyen- aydın her kesimden insan bu krizi yaşıyor.
Giden de gidemeyen de bunu aşamıyor.
Bunu aşamayınca doğru bir tavır geliştiremiyoruz ve doğru bir şekilde ilişkilenemiyoruz.

g- Gezilerde mekanlar ön plana çıkıyor.
İnsanlar ile diyalog kurulamıyor.
Buna hem zaman hem de dil izin vermiyor.
Mekandan hareketle insanın izini sürüyoruz.
Mekanlardaki objeler, hayat akışı, yapı biçimleri bu tanışıklığa yardımcı oluyor.
Mekanların çoğunluğu geçmişe ait olduğu için geçmiş ile bugünü yargılamak ve anlamaya çalışmak insanı eksik veya yanlış algılara sevk edebiliyor.

g- Dünyanın en küçük tarım arazilerine sahip olup,
en yüksek verim ve kar elde eden ülke; Hollanda…

IMG_2950

g- Avrupalıların İslam medeniyeti ile tanışıklığı…
Birinci tanışma; Roma- Bizans ve Kurtuba tecrübesi…
İkinci tanışma; Osmanlı tecrübesi…
Üçüncü tanışma; 20 ve 21. yüzyıl göçlerle tanışma…
İlk ikisi karşılaşmalı, üçüncüsü içerden karşılaşmalı…
Avrupa’nın hidayet üzere olabilmesinin en büyük fırsatı yakalanmış bulunuluyor.
Bu fırsat değerlendirilmezse, bunun sonu yeni bir tehcir demektir.
Bu nedenle göçlerle gelen Müslümanlar Avrupa’nın tevhid üzere dönüşümü için öncelikle kendileri dönüşerek sorumluluklarının bilincinde olmalıdırlar.

g- Avrupa seyahatinde gözümüz- kulağımız Türkiye’de…

Darbe mücadelesi devam ederken Diyarbakır- Van- Elazığ bombalamalarını duyuyoruz.

Darbedeki tavrı ile Avrupa bizi hayal kırıklığına uğratmıştı.
Avrupa Türkiye’nin lehine olan şeyleri aleyhine yapılmış gibi algılaması devam ediyor.
Avrupa’nın Türkiye’yi zayıflatacak her adımı- örgütü desteklediği açıktır.

Avrupa’nın bu değişmeyen yaklaşımını değiştirmek için AB perspektifinin sürdürülmesi ve korunması gerekiyor.

AB ile ilişkiyi ahlaki ve insani temelde adil bir müzakere olarak devam edilmelidir.

g- Volendam…
Tarım ve hayvancılığın teknolojik birikimle birlikte verimli üretimlere vesile olduğunu görüyoruz. İlçe büyüklüğünde bir yer, ülkeye büyük katkı sağlıyor.

g- Uyuşturucunun mariuhana çeşidinin resmi olarak serbest olduğu ve
pazarlandığı tek ülke…
Ama bu uyuşturucuyu Hollandalı yerliler pek kullanmıyor.
Özellikle turistlere pazarlanıp, gelir elde ediliyor.

g- Avrupa bize bir şeyi bir kez daha ortaya koyuyor:
İnsan yaratıcılığını her alanda gösteriyor.
Şehirler kuruyor. Evler yapıyor. İcat ediyor. Müziğin- heykelin- resmin- sinemanın eşsiz örneklerini sergiliyor.
Yeni kelimeler üretiyor.
Yollar, tüneller, köprüler inşa ediyor.
Doğayla mücadele etmenin ve birlikte yaşamanın yollarını arıyor.
Sayısız yaratıcılık örnekleri sergiliyor.
Ve bütün bunları Allah yapıyor.
Avrupa insani yaratıcılığın farklı nişaneleriyle dopdolu…
Allah’ın yaratıcılığının nişanesi olarak şükredenlere gösteriliyor.

g- Amsterdam, özgürlükler şehri olarak biliniyor.
Sahip olmayı özgürlük olarak nitelemek sorunludur.
Özgürlüklerin özü gürleştirdiğinin mi yoksa özü körleştirdiğinin mi farkına varmak gerekir.

g- Bir şey eksik ama ne?
Sistem işliyor!
İnsanlar çalışıyor!
İnsanlar eğleniyor!
İnsanlar kazanıyor!
Ekonomi dönüyor!
Herşey yolunda gözüküyor!
Ama eksik olan bir şey var!
Ama ne?

g- En güzel sınırlar su ile çizilmiş sınırlar…
Ülkeleri, şehirleri, mahalleleri ve hatta tarlaları birbirinden ayıran sular…
Hollanda da tarlaların sınırları su ile çizilmiş.

g- Şehirler kitapçılar ile başka bir anlam kazanıyor.
Amsterdam’da kitapçılar tarihi binaların içinde olunca farklı bir estetik kazanıyor.

Kitapçılarda Türkiyeli yazarları aradık.
Orhan Pamuk’un kitabı ve İstanbul yemeklerini tanıtan kitap vardı.

Gezi rehber ve ülke tanıtım kitaplarında Türkiye,
islami öğeleri taşımayan eserler seçilmiş ve öne çıkarılmış.
Kapadokya, Mardin, Nemrut ve Ayasofya gibi…

 

Avrupa Notları- 9
Brüksel…

h- Gelenek ve Modernlik arasında şehirler…
Brüksel dâhil Amsterdam, Berlin, Prag, Budapeşte, Viyana’da şehirlerin geleneksel dokusu muhafaza edilmiş.
Bunun anlamı çoktur: Geçmişe bağlılık, geleneğin geleceğe taşınması, tarihsel kalıbı koruyarak içi değiştirmek…
Normalde geçmişiyle kavga ettiği izlenimi veren Avrupa’nın geçmişine bu denli sahip çıkması şaşırtıcıdır.

Bu mekânlar sadece müze ve alışveriş yerleri olarak turistik bir amaç için muhafaza edilmiyor.

Avrupa’nın geçmişiyle kurduğu bu ilişkilenme biçimi üzerinde önemle durulmalıdır.

h- Restorasyon endüstrisi…
Şehir mekânlarının geleceğe aktarılması restorasyonu zorunlu kılıyor.
Avrupa’da restorasyon endüstrisi oluşmuş durumda.
Binaların aslına uygun restore edilmesi her yönüyle ayrı bir sanat, dikkat, malzeme ve kültür sorunudur.

Bu noktada bina restorasyonu adı altında bazen binanın yıkılarak,
muadilinin farklı bir teknik ve malzeme ile yapılması gerçekliğe ne kadar uygundur?

h- “De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır. Gerçekten Allah her şeye kadirdir.“(Ankebut 20)
Allah’ın ayetlerinin tecellisini görmek…
Yeryüzünü hikmet bakış açısıyla gezmek…
İnsanlığın büyük tecrübesine şahitlik etmek…
Bildiklerini yeniden bilmek…
Bilmediklerini öğrenmek…
Yanlış bildiklerini düzeltmek…

IMG_3120

h- Türkiye yönetim kültürü ve ahlakında ilk defa Avrupa’nın önüne geçti.
15 Temmuz devrimi ile insan- milletin yönetimdeki yeri ve gücü tescillendi.
Avrupa ise darbe sürecinde, sessiz kalarak ve dolaylı yoldan darbecilere destek vererek
Türkiye’nin gerisinde kalmıştır.
Türkiye’nin her alanda bu örnekliklerini çoğaltması gerekiyor.

h- Avrupa geçmişte islami- tevhidi tecrübeyi önce Hıristiyanlaşarak aldı.
Ancak Hıristiyanlığı kendi sistematiğine uydurdu.
Buna İslami tecrübeyi katarak Modernizm’i üretti.
Hristiyanlık- İslam tecrübesinden Modernizm’i üreten Avrupa yeni zorunlu bir ilişkilenme arıyor.
Çünkü Modernizm de sorunlarını- kaoslarını çözemiyor.
Bu noktada yeni Tevhid’i ilişkilenme alanı olarak İslam ile yeniden ilişkilenecektir.
Çünkü Hristiyanlığın yeni yorumlarını yapamıyor.
İslam canlı- diri ve yeni olarak var olmaktadır.
Şimdi bu ilişkilenmeyi doğru bir şekilde yapabilmesi için doğru bir yöntem için müslümanların teorik ve pratik olarak yön vermesi gerekiyor.

h- Avrupa insanı giyim zevki yönünden en geri durumda görünüyor.
Erkekler giyinik, kadınlar açık…
Beden her türlü endüstriyel, kimyasal müdahaleye açık durumda…
Ten var oluşun en büyük gücü…
Ten’den hazza bir ilişki biçimi ile insan ruhunun gerileyişini, nefsin büyük kibrinin gösterisine şahit olunuyor.
Bedenin her objesi batı kadını için dışa dönük var oluşun imkânı olarak görülüyor.
Doğu kadını, ten- beden merkezli değil örtünmenin estetik ve dini değeriyle var oldu.
Moda, insan tenini örtmenin değil açmanın mücadelesini verdi, veriyor.
Ve insanlık bir kez daha yeniliyor.
Ve kadının bedenini kim örtecek, ruhunu kim açacak?

h- Avrupa kimliği insana verdiği değer ile öne çıkıyor.
Başkasına verilecek engel veya tehdit durumunda en ağır şekilde cezalandırılıyor.
Türkiye’de insana verilen değer için 15 Temmuz yıldönümüdür.
Türkiye yönetimin insanlara ve insanların birbirine değeri ilk defa bu şekilde ifade edildi.

h- Özgürlükler ve kurallar birlikte yürüyor.
Kuralların ihlali caydırıcı cezalarla cezalandırılıyor.
Toplum bu kurallar sistematiğine uyuyor.
Devlet ve toplum ortak sözleşme üzerinden yaşıyor.

h- Brüksel’de bir mescit…
Gezilerde namaz kılmak için mekân sıkıntısı yaşanıyor.
Artık Avrupa şehirlerinde mescidler- camiler hızla artıyor.
Mescitler cemaatin ülkesine ve cemaatine göre ayrılıyor.
Henüz belediye planlarında müstakil yer ayrılmadığı için daha çok binaların altı mescide dönüştürülmüş.
Çevresi de genellikle o ülke insanlarından oluşuyor.
Yeni kuşakların mescid ilişkili olması ve inancını oluşturma önemlidir.
Yeni kiliseler açılmazken, eski kiliseler cemaat yönünden azalıyor.
Mescidler İslam’ın diğer din mensuplarına tanıtılması ve tanıştırılması açısından önemlidir.

 

Avrupa Notları- 10
Paris…

i- Paris… 
Sanat, devrim, moda, estetik ve edebiyatın şehri…

i- Şehir ve sanat yan yana gelir mi?
Gelir ama bir araya getirecek akıl ve ruh lazım.
Paris; sokakları, binaları, ağaçları, meydanları, iş yerleri…
Şehre dair akla gelen ne varsa bir sanat ruhu ve inceliğiyle dokunulmuş ve şekillendirilmiş.

i- Avrupa- Batı medeniyeti,  temel anlamda Doğu- Asya’nın bakış açısıyla şirk- kötü- lanetli medeniyet değildir.
Avrupa medeniyeti öncelikle insani bir medeniyettir.
Bu insani medeniyetin şeytani-şirk yönleri olduğu gibi rahmani- tevhidi yönleri de bulunmaktadır.
Avrupa’nın elde ettiği kazanımlar, icatlar, birikimler, iyilikler, güzellikler insanlığın ortak malıdır.
Ne Avrupa bunları sadece kendisine mal edebilir ne de dışardakiler bunlara sırt çevirebilir.

i- Avrupa 3 alanda büyük boşluk yaşıyor:
1- Allah boşluğu
2- Anlam boşluğu
3- Aile boşluğu
Avrupa ne yaparsa yapsın bu boşlukları dolduramıyor.
Avrupa’ya bir şey söylenecekse bu üç alanda söylenebilir.
Bu boşlukları dolduracak teorik söylemler
ve pratik örneklemler oluşturulmalıdır.

IMG_3302

i- İnsan ülkeler ve şehirleri gezerken bir yandan da kendi içinde büyük bir yolculuğa çıkıyor.
Çıkılan yollar insanın içinden geçmiyorsa, gidilen yol beyhudedir.
Görülen mekânlar, insanların gözleri, geçirilen zamanlar, altından geçilen gökyüzü ve üzerinden geçilen köprüler; insanın içinden ta en içinden geçmelidir.
İçe alınan ne kadar çok şey olursa o kadar çok şeyimiz olacaktır.
İçe açılan kapıları açın, öyle yola çıkın.

i- Din ve özgürlük ilişkisini doğru bir şekilde oturtmak, istikametimizi belirler.
Avrupa bu özgürlükleri Allah’tan bağımsız algılayarak, insanlığı köleleştiriyor.
Doğu ise Allah’ın insanlara verdiği özgürlük sınırlarını yine Allah adına insanlardan geri alarak köleleştiriyor. Bu iki anlayışı aşacak olan ise İslam’dır.

i- İnsanlığın en hızlı ve ortak iletişim dili; gülüşleri ve ağlayışlarıdır.

i- Göçmen müslümanların yaşadıkları şehirlerdeki örneklikleri için olumlu yansımalar az.
Uyuşturucu ve mafya başta olmak üzere şehirlerde yeraltı işlere tevessül edenler bir hayli fazla.

i- Avrupadaki müslümanlar, yaşadıkları şehirlere henüz İslam’ı taşımaktan uzaklar.
İslam’ı oluşturdukları gettolarda bir korunma çeperi olarak yaşıyorlar.
Şehri yerli sakinlerine ulaşmak ve ilişkilenmekten uzaklar.
Yaşam alanını gettolara sığdırdıkları için
toplum içi etkileşimi güçlü kılmıyorlar.

i- Batı var oluş arayışını ve sancısını sanat ve edebiyat ile ortaya koyuyor.
Resim, müzik, heykel, dans, şiir, roman ile ifade ediyor.
Paris her adımında bunların ruhunu yansıtıyor.

i- Paris, bir İslam şehri olmanın imkanlarını barındırıyor.
Temizliği, insana güven verişi, mescidleri, işleyişi, trafiği ve yönetimi ile bir İslam şehri olmaya adaydır.

 

Avrupa Notları- 11
Barcelona- Andorra

k- Avrupa karşısında tutunamayanları oynamak…
Avrupa- Batı hem içerde hem dışarda büyük bir kuşatıcı ve dönüştürücü irade sergiliyor.
Avrupa’ya göç eden ve yerleşenlerin çocukları başta olmak üzere Avrupa kültür- ahlak- din ve yaşam biçimini benimsiyor.
Avrupa’ya karşı tutunamıyor.
Çünkü bu kültür; çalışma biçimi, üretim, tüketim, müzik, spor, eğlence, moda başta olmak üzere tüm argümanlarıyla kuşakları kuşatıp, dönüştürüyor.

Avrupa dışındakileri de aynı şekilde kuşatıp, dönüştürüyor.
Direndikçe yıkılıyor, kabul ediyor ve teslim oluyor.

Artık Avrupa karşısında tutunamayanları değil tanıma, aşma ve inşa iradesi ile insanlık için yeni bir diriliş- çıkış yakalanabilir.

k- Türkiye dahil müslümanlar modernizm eleştirisinden önce Hristiyanlığı tüm tarihsel süreçleri ve değişimleriyle birlikte kritik edecek bir bilgiye sahip değiller.
Ne yazık ki kulaktan dolma, sloganik bir kaç söz kalıbından öte bir eleştiri getirilemiyor.
Avrupa ile hesaplaşma Eski Yunan-Hristiyanlık üzerinden yapılmalıdır.
Çünkü günümüz Avrupası bu iki temele dayanmaktadır.

k- Türkiye’de “devlet yapsın, devlet versin.” sözü aslında Avrupa için söylenebilir.
Devlet herşeyin sahibi ve gücü olarak algılanıyor.
Bireylere düşen, kendi bireysel hayatını tahkim etmek ve sisteme uymaktır.
Birey, aile de dahil diğer tüm alanlardaki sorumluluğu devlete yüklüyor.
Devleti her şeyden sorumlu tutuyor.
Sivil alandaki faaliyet dedikleri şey, zamanın doldurulmasına dönük yapılan çalışmalardır.

k- Kurulmakla bir türlü kurulmayan,
yıkılmakla bir türlü yıkılmayan,
yapılmakla bir türlü yapılmayan
bir ülke; Türkiye…

k- Avrupa kendisine bazı proje adacık devletler oluşturmuş.
Andorra- Monaco- Venedik…
Bu ada devletler proje devletçikleri…
Andorra, vergi yok, kara para aklama…
Venedik, din adamları ile Avrupa’nın yönünü ve ilerleyişini tayin etme…
Monaco, kumar endüstrisi…

k- Barcelona veya Avrupa’nın kimlik arayışı…
Avrupa önce ulus merkezli kimlik inşa etmeye çalıştı.
Hangi ırk- etnik yapı varsa devletleri olmalıydı.
Şimdilerde Barcelona merkezli Katalanlar bu talebi dillendiriyor.
Belçika’da Flamanlar, İngiltere’de İrlanda ve İskoçya…
Son ulus devlet arayışları…
Öncesinde 2. dünya savaşı sonrası Sosyalist cumhuriyetler gibi ideolojik birliktelikler vardı.
Avrupa Birliği modernizm ile ortaya çıkan ulus devlet anlayışı yerine değer- ideoloji- din merkezli yeni birlikteliği pratize etmek istedi.
Ulus devlet olunca rekabet ve çatışma olacak.
Her biri ordusunu kuracak.
Bölgesel birliktelikler ile çatışma yerine işbirliği hedefleniyor.
Ama onun da grup içi mücadeleleri oluyor.
Örneğin, İngiltere güçlü bir devlet olarak AB içinde etkisizleştiğini düşünerek ayrıldı.
Bazı zayıf devletler grup içinde güçlülerin finanse etmesi ile ayakta duruyorlar.
Asalaklaşıyorlar ama karar vermede aynı konumdalar.
Yeni ayrılmalar mı gelecek yoksa bu birliktelik güçlenecek mi?

k- Avrupa ilişki krizi:
Erkek- Erkek, Erkek- Kadın, Kadın- Kadın…
Avrupa insanı yeni var oluş alanları arıyor.
Haz’da Hız’ını alamayanlar, aklın bütün sınırlarını zorlayarak yeni ilişki biçimleri deniyorlar.
Özellikle erkek- erkek ilişkisi bazı ülkelerde resmiyet kazanmış.
Ve bir çok ülkede de kabul ettirilmeye çalışılıyor.
Var oluşun, kayb oluşa dönüşmesi ile kriz derinleşiyor.

k- Barcelona’da bir mescit: Tarık Bin Ziyad Mescidi…
Bir şehirde mescidi bulmaktan daha büyük bir sevinç yok.
Şehirde kaybolmuşsun da evini bulmuş gibisin.
Mescidler yavaş yavaş bazı ülkelerde binaların bodrum katından çıkıp,
müstakil mekanlara dönüşmelidir.
Estetik varlığı iyi bir şekilde ortaya konmalıdır.
Şehirlerdeki müslümanların varlık ve aidiyet anlayışı yerleşmemiş.
Mescidlerin İslam’ın tanınırlığını ve bilinirliğini artıracak ortamlara dönüşmesi gerekir.
Şehri ziyaret eden müslümanların kolayca bulabilmesi için tur operatörlerinin bilgilendirilmesi önemlidir.

k- Avrupa sadece geçen zamana değil bugüne ait bir çok şeyi müze kültürü içinde sunuyor.
Hem tanıtım, hem de kazanç elde ediyor.
Yeni üretimlere de kapı aralıyor.
Bizim için maliyetli olsa da müze zamanın şahitliğini aktif bir şekilde üstleniyor.

k- Barcelona veya Futbol…
Futbol markası olarak Barcelona endüstriyel bir kimlik kazanmış.
Fanatizm öyle boyutlardaki stad müze haline getirilmiş,
fanatik ziyaretçilerden bazıları çimlerden yolup yiyebiliyor.
Buna Katalanların bağımsızlık talepleri de eklenince Futbol ideolojik bir ruha da bürünüyor.

IMG_3672

k- Kristof Kolomb’un heykeli önünde…
Kolomb parmağı ile Amerika’yı işaret ediyor.
Yola çıkmak için hazırlanmış.
Modern zamanlara gelenek oluşturacak yeni sömürü, inkar ve imha kültürünü başlatacak.
Vardığı yerdekiler ilk anda niyetini anlayamayacak.
Süslü kelimeler ile büyük vaadlerde bulunacak.
Ardından mülklerine el koymaya, direnenleri yok etmeye başlayacak.
Kolomb’un izinden gidenler şimdi kendileri gitmeden, Kolomb’un ayarttığı adamlara aynı işleri gördürüyorlar.
Bir gün, Kolomb’un gemileri yakılıp, içindekiler de utanç içinde geri gönderilecek mi?

 

Avrupa Notları- 12
Cannes- Nice- Monako…

m- Avrupa’nın kutsalı- tanrısı İnsan…
Avrupa herşeyin başına ve sonuna insanı koyuyor.
Kaynak insan, güç insan, ruh insan, bilen insan, gören insan…
İnsan; yegâne yaratan, öldüren, dirilten, rızık veren, azaltan, çoğaltan…
Allah’ın isimlerini Allah’ı dışarda bırakarak hepsini insana yükleyen bir akıl…
Allah’a ihtiyacı olmadığını düşünüyor.
Ama bu insan; kendi ırkından- ülkesinden olan insan…
Diğer insanları kendi insanları ile eşit görmüyor.
İnsanın güçlerinin kaynağına inmiyor.
O gücün kaynağını doğadan aldığını düşünerek, bunu evrimsel bir sürece mal ediyor.

m- İnsanlık dolaşımda…
Her geçen gün insanlar farklı ülke, insan ve medeniyetlerle tanışma ve tanıma fırsatı buluyor.
Kalıcı olarak yer değiştirenler arttığı gibi adına turistik dediğimiz niyetle dolaşanlarda artıyor.
Turistlerin tercihlerinde öncelikle güvenlik yer alıyor.
Bu nedenle son dönem terör saldırıları turistleri ve dolayısıyla dış ülkeleri etkilemek için yapılıyor.
Turistler belki bir yerde kalıcı olmuyorlar ama gördükleri ve duydukları ile kültür- din- dil- medeniyet aktarımında rol oynuyorlar.

m- Festival ve eğlence ile zamanın ve ruhun ikamesi…
Avrupa’da şehirlerde gün geçmesinki konser, parti, festival ile geçen gün olmasın.
Dans, içki ve müzik eksenli eğlence anlayışı yaşamın vazgeçilmez öğesi olmuş durumdadır.
Eğlence kültürü yeni varyasyonlar ile kendisini yeniliyor.
Eğlence yöntemleri insanları tatmin etmemeye başlıyor.
Avrupa insanı eğlence ile sorularını ve sorunlarını unutmaya çalışıyor.
Eğlence çıldırmanın anaforunda insanları yutmaya devam ediyor.

m- Türkiye Avrupa’nın sadece devletleri ile değil halkıyla da ilişkilenmeli… 
Halk olarak sadece göç eden Türkler değil diğer müslüman halklar, toplumda dışlananlar, alt gelir grupları, akademisyenler ve diğer toplum kesimleri ile aktif ilişkiler geliştirmesi gerekir.
Devlet kurumları ile sınırlı ilişki kalıcı ve sağlıklı olması beklenemez.

m- Cannes… Sinemanın Avrupa Holywood’u… Avrupa sineması Amerika kadar güçlü ve etkili olmasa da üretimlere devam ediyor.
Türkiye Sineması’ndan Yol, Uzak ve Kış Uykusu filmlerinin de ödül aldığı şehir sinema imajıyla öne çıkıyor.

IMG_3824

m- Nice’te terör saldırısının yaşandığı caddedeyiz. Terör saldırısı ile ölenlerin anısına konulan notlar, çiçekler, hatıra notlar…
84 silahsız, sivil, çocuk, kadın, yaşlı ölü…
Müslümanlığa kendileri atfeden örgütlerin, İslami anlayışla hiçbir şekilde uyuşmayan mücadele metodu…
Her geçen gün buna benzer özellikle ortadoğu’da yaşanan katliamlar ile insanlar empati kurabiliyor mu?
Batı bu empatiyi yitirmiş durumda…
Kendisinden olmayan sivillerin ölümü için vicdanı dahi harekete geçmiyor.
Savaş bile ahlak gerektirir.
Sivillerin öldürülmesi değil korunması gerekirken,
ahlakını yitirmiş insanların savaşının sonuçları buna benzer oluyor.

Devletlerin tutumu bu iken halkının tutumu acaba nasıl?
Televizyon, gazete ve internet sitelerinde ne kadar yer buluyor?

m- Avrupa’dan IŞD ve benzeri örgütlere ciddi bir katılımdan söz ediliyor.
Avrupa’da gettolara sıkışmış, yerli toplum tarafından kabul görmeyen, kabul görülmek için sınıf atlaması beklenen, kimliğini koruma adıyla saldırganlaşan, öfkesini biriktirip hiç bir ölçü gözetmeksizin bunu kitlelere boşaltan bir göç çocukları kuşağı var.

Göç çocukları kuşağı, babalarının yaptığı ekmek mücadelesi yanında özgürlük ve eşitlikte talep ediyorlar.

Yerli halk bu kuşaklarla sorunlu bir ilişki geliştirmiş durumda.
Kalıcı olduklarını kabul etmek istemiyorlar.
Kalıcı olup gelecekte sayısal çoğunluğu elde etmelerini tehlike olarak görüyorlar.
Bu tehlike ile birlikte ırkçı akımlar gittikçe güçleniyor.

m- Dışardan gelen veya dışarda yaşayan bir insanın direkt kendi ülkesiyle karşılaştırma yapmasının riskli ve mahzurlu yönleri bulunmaktadır.
Her ülke ve medeniyeti kendi geleneği ve arayışı içinde değerlendirme yapmak gerekir.
Diğer türlü birini yüceltmek ve diğerini aşağılamak şeklinde keskin iki tavır belirir ki,
bunun da kimseye faydası yoktur.

m- Avrupa bir imaj medeniyetidir.
Şehirler, heykeller, elbiseler, renkler, arabalar, yiyecekler, içecekler…
İmaj’ı reklam ile besliyor. Sinema ile büyütüyor. Zenginler ile pazarlıyor.
İmaj’ı yapılan şey;
birden insanlar için vazgeçilmez, cazibeli, renkli, hareketlidir.
Cannes’in kırmızı halısının insanlar üzerindeki etkisi,
imajın küresel kuşatıcılığına şahitlik ediyor.

 

Avrupa Notları- 13
Roma- Pompei

n- Vatikan’da Cuma Namazı… Bir gün İnşaallah!

n- Vatikan… 
Hristiyanlığın en büyük mezhebi olan Katolikliğin ana merkezi…
Roma putperestliğinin Hristiyanlık ile kutsandığı tapınak…
Bir dini mekandan ziyade resim, heykel ve tarih müzesi gibi…
Tapınağın ziyaretçilerini kapsayan belli ritüeli yok.
Bazı bölümleri müze halinde… Biletli…

Vatikan Kilisesi’nden çıktıktan sonra yol üzerinde mezar tarzını andıran kubbeli yere doğru geçtim.
Yaklaşınca Sinagog olduğunu gördüm.
İç yapısı Kilise’den çok farklı değil.
İlahiler, dualar, kutsal metinde okumalar…
Yine ayakta dinliyor ve ibadet ediyorlar.

Böyle bir mekanda Kabe’yi düşünüyorum.
Kapısı inananlarına açık… Her gelenin geldiği hangi saat olursa olsun açık olduğu, her an bir ibadet ritüeli ile ibadet edebildiği Kabe…
İçerisi ve dışında Hacer’ül Esved dışında bir şeyin eklenmediği ve olmadığı Kabe…
Yalnız Kabe’yi diğer dinlere inananların ziyaret edebildiği bir şekilde açmak lazım…
İslam ana yönü, mekanı ve ruhu olan Kabe’yi tanımalılar.

IMG_4134

n- Pompei yada Avrupa’nın Helakı…
Geçmiş kavimlerin inkar, sapma ve zulümlerinden dolayı toplu helakları
peygamberlere inen metinlerde sıkça geçer.
Kur’an’da Nuh, Ad, Semud, Lut kavimleri, Firavun orduları, Nemrud’un kendisi…

Yeni helak var mı?
Kur’an’da helakın şartları ve sonuçları bildirilir.
Son peygamberden sonra yeni helak olmayacak mı?
Deprem, sel, savaşlar ile oluşan helakın bir çeşidi midir?

Pompei, Lut kavminin işlediği günahı işlediği için bu şekilde Pompei yanardağının patlaması ile helak olduğuna inanılır.

Bugün Avrupa’da Lut kavminin günahı devletler tarafından resmi olarak kabul ediliyor.
Toplum içinde de giderek yaygınlaşıyor.
Pompei’nin kalıntılarını ziyaret edenler, bunlardan ders çıkarıyor mu?
Bu durumda Avrupa helak olacak mı?
Vatikan’ın yanı başında Pompei helak ihtimalinin varlığını her daim hissettiriyor.

n- Avrupanın varlığını sömürü ve işgallere bağlamak büyük bir ezberdir.
Avrupa öncelikle kendi iç eleştiri- çatışma- arayış- kavgasını vererek var olmuştur.
Kendi sistematiği kurup güçlenince bunu hegamonyaya dönüştürmek istedi.
Kırılma noktası burası oldu.
Paylaşmak yerine sömürüyü seçti.

n- Türkler, 21. yüzyılda Avrupa’ya ne getirdi?
Her kültürün ülkeden ülkeye, kıtadan kıtaya kolayca ve hızla taşındığı çağdayız.
Türkler, Avrupa’ya 1950’den sonraki göçlerle sadece bedeni- işgücünü taşımadı.
Kültür ve dini yapı ve araçları da taşıdı.
Bunlar; Mescid, Kebap, Döner, Beko ve Çiğköfte…
Medeniyet imkan ve gücü taşınabilir araç ve yapıların çeşidine göre ifade edilir.
Türkler kendi medeniyet birikimlerini daha fazla taşımalıdırlar.

n- Türkiye’de Avrupa- Batı tavırları:
1- Avrupa müslüman değildir. Hiçbir şekilde ilişkilenilmemelidir.
2- Avrupa çağın gerektirdiği medeniyettir.
Tümüyle taklid edilmeli, uygulanmalıdır.
3- Teknolojisini alalım. Ama ahlakını almayalım.
Bu üç tavırda eksiktir.
4. tavırı geliştirmeliyiz.

n- Roma Barışı- Osmanlı Barışı…
Ulus devlet öncesi imparatorluk mirası…
Farklı din, dil, ırkları bir arada tutabilme gücü…

n- Collesium…
Avrupa’yı sadece saldırgan, zulmeden, sömüren, aşağılayan yönüyle tanımaya çalışırsak,
buna imkan verecek delil çoktur.
Aynı derecede Avrupa’nın iyi, güzel, doğru, adil yönüyle de tanımalıyız.
Ancak o zaman Avrupa gerçekliği hakikati bulabiliriz.
Ama biz genellikle birinci yönüyle tanıyoruz ve tanımaya çalışıyoruz.
Böyle olunca adil bir düşünce tutumu olmadığı için kendimize zulmediyoruz.

n- Çan ve Ezan…
Her dinin ibadete çağrı biçimleri var. Bunlardan dünyada en yaygın olan Çan ve Ezan’dır.
Çan; sözlerden oluşmayan, demir metalik sesini yansıtan, insana huzuru değil tehlikeyi anımsatan, irkiltici bir sesi olan bir çağrı…

Ezan; insanın sesine dayanan,
bedeninden ruhunu yansıtan, sözlerinin tümüyle bir kurtuluş çağrısını yansıtan, beş vakitte zamanı ve mekanı kuşatan bir çağrıdır.

 

Avrupa Notları- 14
Floransa- Pisa…

o- Floransa ve İslam Rönesansı…
Rönesans’ın ana merkezlerinden biri…
Avrupa’nın büyük dönüşümü için ilk adımlar bu şehirde atılmıştı.
Rönesans; kaynaklara dönüş ve yenilenme idi.
Bunun için özgürlük, sermaye, özgünlük ve devrimci bir tutum zorunluydu.
Modernleşme süreci bu şekilde başlamıştı.
Müslümanların modernleşme tecrübesini yaşamaları için İslami Rönesans’ı yaşamaları zorunludur. 200 yıldır bu çabalar var.
İslami Rönesans aynı zamanda tıkanan Rönesans sürecinin önünü açacaktır.
İslami Rönesans’a daha inançlı bir şekilde devam…

o- Pisa…
Avrupa’nın resmi…
Temeli sağlam değil…
Yapısı eğik, duruşu yamuk…
Bu (Avrupa)binayı ne yapmalı?
Yıkmaya kimse kıyamıyor.
Düzeltmeye kimsenin gücü yetmiyor.

IMG_4271

o- Avrupa İnsanı nasıl yaşar?
Sosyal medya üzerinden sorguladık.
İnternet- sosyal medya bilgilenme ve bilgilendirme merkezli…
Ülkenin veya dünyanın siyasal- sosyal- ekonomik krizlerine ilişkin paylaşım ve tartışma olmuyor.
İnsanlar günlük hayatlarında bunları tartışma konusu etmiyor.
Bu tür konu ve tutumları yöneticilere havale etmiş durumdalar.
Onların bileceği ve yapacağı iş olarak görülüyor. Bir nevi iş bölümü…
Yönetici tercihini seçimden seçime kullanıyor. Bir daha seçime kadar bir daha gündemine almıyor.
Dünyanın diğer ülkelerindeki sorun ve haberlerde aynı şekilde gündemine gelmiyor.
Avrupa insanı için asl olan bireysel yaşam alanı… Maaş, harcamalar, eğlenceler, hediyeler, partiler, etkinlikler, giyim, araba, gezi, yemek…

Çocuklar üniversite dönemi başladığında aileden kopuyor.
Devlet her türlü eğitim desteğini veriyor.
Gençler evlilik ve iş hayatını kendileri belirleyip yaşamına devam ediyor.

o- Medeniyet; Mana(Anlam- Teori) ile Madde(Araç- Alet)‘ten oluşur.
Bunlar bir bütündür.
Bugün Türkiye, medeniyet kimliği yönünden Mana’sı eksik, Madde olarak ise neredeyse hiçtir.
Avrupa’nın ürettiği modern kültürün hem mana hem de madde yönünden istifade edip,
kendi İslam merkezli mana- maddeyi inşa etmeliyiz.
Türkiye’de montaj ve ithal madde- araç- alet kültürüyle medeniyet inşa edemeyiz.
Ne zamanki mana- madde birlikteliğini yakalarsak medeniyet kimliğine ulaşmış olacağız.

o- İnsanlık tarihinde yeni bir evrilme ile karşı karşıyayız.
Artık bir ülkenin yıkılmasını kolay kolay istemeyecek durumdayız.
Bugün küresel piyasa Çin’in yıkılmasını istemez.
Bugün kimse Avrupa’nın yıkılmasını istemez.
Devletler birbirlerine birçok yönden bağımlı hale geldi.
Devletler birbirlerine gün geçtikçe daha fazla müdahale edebilir hale geldi.
Çıkarlar, ilkeler ve korkularda birçok ortak yön bulunmaktadır.
Birinin yıkılmasını istediğini, diğeri ayakta tutmaya çalışıyor.
Burada ilişkilere kimin yön verdiği önem kazanmaktadır.
Gruplar, olgarşik yapılar, CEOlar, şirketler vd. gibi halkın müdahil olmadığı müdahaleler süreci daha karmaşık hale getirmektedir.

o- Giden yoldan geriye ne kaldı?
Geçen ömürden geriye ne kaldı?

o- Yolculuk boyunca Elmalılı Muhammed Hamdi’nin tefsirini okumaya çalıştım.
Tevafuken, yanıma aldığım 3. ciltte Maide suresinde Ehl-i Kitab’dan Hz. İsa’nın mücadelesi yer alıyordu.
Bugün halen devam eden gayr-i tevhidi anlayışlara yönelik red, eleştiri ve tashihler vardı.
Kur’an’daki Hz. İsa tasavvuru Batı’da dinamik bir şekilde savunulmalıdır.
Batı’daki Putperest anlayış, Kur’an ve tarihsel gerçeklik ile tartışılmayı bekliyor.

o- Avrupa’da Yunanistan ve Makedonya’da mezarlıklar göze çarpıyordu.
Ama Avrupa’nın diğer ülkelerinde hiç göze çarpmıyor.
Avrupa’da ölüler ağırlıkla yakılarak defnediliyor.
Yakılan ölünün külü gömülüyor.
Bu şekilde mezarlık teşekkül etmiyor.
Cesedin hakikati ve mezarlığın gerçekliği gözden kaçıyor.
Ölümü hayattan dışlayan bir anlayış büyük krize davetiye çıkarmış oluyor.

o- Sanat, bir devrimin gücü olur mu?
Avrupa devriminin en ana gücü sanat olmuş.
Floransa bu sanatsal ruhun inkişafının en güzel şehirlerinden biri…
Halen modernleşme sanat üzerinden yürüyor.
Silahlar ile girilmeyen şehirler, sanatın farklı türevleri aracılığıyla tek tek işgal ediliyor ve teslim alınıyor.
Sanat tarihsel dönüşümde hiç olmadığı kadar etkili bir güç, imkan, ruh, silah, devrim niteliği kazanmış durumdadır.

 

Avrupa Notları- 15
Venedik…

r- Venedik: Bir şehir mucizesi…
Denizin ortasında kanallarla birbirinden ayrılmış bir şehir kurmak…
Sokakları, meydanları, okulları, işyerleri, mabedleri olan bir şehir…
Estetik ruhundan bir şey kaybetmeden halen canlı bir şehir…
Allah’ın şehir mucizelerinden bir şehir: Venedik…

r- Venedik veya Avrupa’nın maskesi…
Venedik’te veba hastalığı günlerinden kalan yüz maskeleri, bugün hazzın maskelenmesi için kullanılıyor.
Avrupa, her an farklı bir maske kullanıyor.
Maskeleri indirecek şuuru uyandırmak lazım.
Aksi halde Avrupa’nın taktığı maskelere inanarak;hem aldanacağız, hem de aldatacağız.

r- Avrupa- Batı;
Roma’nın ihtişamı ve imparatorluk gücü,
Hz. İsa’nın acıları ve hüznü ile
modernleşmenin akıl ve isyanının bileşkesidir.

r- Gidelim arkadaşlar!
Gitmeden varılmaz!
Gitmeden görülmez!
Gitmeden bulunmaz!
İki kapılı(İpsala- giriş ve Kapıkule- çıkış kapıları arasında) bir handa gidiyoruz
gündüz gece!

IMG_4525

r- Üç anahtar kavram:
Avrupalaşmak- Batılılaşmak- Modernleşmek
Bu üç kavram zihnimizin algısını etkileyecek temel kavramlar…
Bakış açımızın netleşmesi için bu kavramların birbiriyle ilişkileri ve ayrıldıkları noktaları iyi görmek gerekir.
Avrupalaşmak; kıtadaki tecrübenin taklidine dayanır.
Batılılaşmak; kendini inkar ve tek doğru olarak Batı’yı görerek değişmeye çalışmaktır.
Modernleşme ise Avrupalılaşma ve Batılılaşma ile yakından ilişkilidir.
Ancak temel ayrım olarak; bunu insanlık tecrübesi olarak görüp tevhidi damara yaslanan uygulamalarını görüp, bilip ve uygulamaktır.

r- Avrupa neresidir?
Avrupa’nın kendisini konumlandırdığı yerleri en basit olarak; Avrupa Kupalarına katılan ülkelerin sınırları ile düşünebiliriz.
Bakıldığında Batıda Atlas okyanusu ile başlayan sınır, doğuda karmaşıklaşıyor.
Örneğin İsrail, Rusya, Kazakistan gibi ülkeler Asya kıtasında ama Avrupa kupalarına katılıyor.
AB, İngiltere kazasına uğramasaydı,
yavaş yavaş farklı sınırları zorlayacaktı; Gürcistan, Ukrayna ve Ermenistan gibi…

r- Avrupa’nın Müslümanlara yasakları…
Avrupa normalde çok renkli, kültürlü görünse de aslında aklında tekçi bir modeli barındırmaktadır.
Müslüman kimliğe ilişkin yasaklar sürekli gündemde…
En son Fransa’daki haşema ile denize girme yasağı gündeme geldi.
Avrupa diğer kimlikleri kendi içinde eritebiliyor.
Mesela uzakdoğu, asya, amerika veya afrika kıtalarından gelen İslam dışındaki dinlere mensup kişiler farklı taleplerle gündeme gelmiyorlar.
Ama müslümanların; mescid, helal gıda, giyim ve ezan gibi hususlar başlangıç olarak tartışılıyor.
İslam bu anlamda dinamik, dönüştürücü ve birleştirici iradeye sahip,
tevhidten sapmış modernleşmenin tek alternatifidir.
Bu noktada müslümanların yerli halk ile işbirliği yapmaları gerekir.
Kamuoyu oluşturma ve hak arayışında yerli imkanlar çok iyi değerlendirilmelidir.

 

Avrupa Notları- 16
Ljubljana(Lübyana)…

s- Şehre gece girmek: Ljubljana(Lübyana)…
Gecenin aydınlığı gündüzden daha fazla…
Gece ansızın tanımadığın birinin kapınızı çalması gibi…

s- Şehir senfonisi… 
Ljubljana kalesine çıkıp şehre seyre daldığınızda sizi şehrin farklı noktalarından, garklı sesler ve müziklerin birlikte oluşturduğu şehir senfonisi dinlersiniz.
Şehir senfonisinin mekanı salonlar değil şehrin meydanları, sokakları, caddeleri…

s- Ljubljana; AB’nin desteklediği Erasmus gibi öğrenci değişim programının yoğun olduğu bir ülke…
AB, bir Avrupa kimliği oluşturmak için bu programları çok önemsiyor.
Gençlerin birikimi üzerinden kendi yaşam modelini merkez edinerek bir uyum ve değişim hedefliyor.

s- Avrupa modernleşmesini öncelikle müslümanların çok iyi bilmesi gerekir.
Alimler- aydınların tanıması ise zorunluluktan öte zorunluluk taşımaktadır.
Avrupa modernleşmesini tanımayan- bilmeyen aydın- alim eksiktir.
Bu eksikliğini tamamlamadan zamanı şahitliği görevini tam anlamıyla gerçekleştiremez.
Ne yazıki müslümanlara önderlik konumunda olan alimler- aydınlar ve kanaat önderleri Avrupa modernleşmesini tanımıyorlar.
Avrupa’ya ilişkin tasavvurlar sloganlara sıkışmış eksik, isabetsiz ve yanlış birçok yorumdan öteye gidememektedir.
Avrupa’da bulunma imkanı yakalayan bazı aydınlar ise Avrupa modernleşmesini “pagan medeniyet” olarak tanımlayıp toptan mahkum etme yoluna girmektedir.

IMG_4601

s- Avrupa’nın cehalet ile imtihanı…
Avrupa; bilgi, bilimsellik, gerçek arayışı akla gelir.
Aynı şekilde Avrupa denilince Cehalet’te akla gelmelidir.
Özellikle kendi dışındaki toplum, tarih, coğrafya, din ve kültür hakkında cehaletten geçilmiyor.
Bu cehalet ideolojik bir kisveye de büründürülmüş.
Adına da Oryantalizm denilmiş.
Avrupa, Oryantalizm’i aşmadıkça kendi kendisini inkar etmekte de ısrar ediyor, demektir.

s- Neyi kaybettiğini hatırla!
Bulduğun, aradığın değil!

s- Şehirde canından ve malından emin olmak…
Özellikle de yabancı bir şehirde iseniz güvenlik- eminlik birinci planda gelir.
Bir şehirden emin değilseniz, o şehir müslüman değildir.
Müslüman şehir insanların, elinden ve dilinden emin olduğu şehirdir.

 

Avrupa Notları- 17
Belgrad…

t- Osmanlı’dan sonra Belgrad…
357 yıl hükmedilen Belgrad’ta ve çevresinde 250 cami olan şehirde şu anda bir cami ibadete açık…
Bir medeniyetin iz bırakması…
Bir medeniyetinin izlerinin silinmesi…
Yaşanan mücadele hep bunun için…

t- Suların birleştiği şehir: Belgrad
Yeryüzünün Sava ve Tuna nehirlerinin buluşma noktası…
Biri berrak, biri bulanık…
Karışarak arınıyorlar.
Buluşmanın ve birleşmenin kavşak noktası…
Sular birleşirken insanlar ayrışıyor, savaşıyor, sürgün ediliyor, soykırıma uğruyor…
Tabiatın örnekliği, insanlığın körlüğü…
Bunlar buluşunca hakikat ortaya çıkacak.

IMG_4683

t- Kur’an-ı Kerim’in Avrupa yorumu…
En büyük zorluklarımızdan biri geçmişi islami geçmişe dayanan bir topluma ve sisteme karşı okuduğumuz- konuştuğumuz- yazdığımız- yaşadığımız
Kur’an yorumunun aynısını
İslami geçmişe genel anlamda dayanmayan ve farklı kodlarla inşa edilen Avrupa’ya yönelik olarakta kullanmamızdır.
Türkiye veya Ortadoğu toplumları merkezli yorumun Avrupa toplumları ve sistemleri karşısında yeri vardır ama dönüştürücü iradeye yetmez.
Kur’an’ın Avrupa merkezli meali- tefsiri- yorumu zorunludur.
Müslümanlar henüz bu aşamada değiller.

t- Bir ülkeyi, bir şehri gezerken yanınızda iki kaynak olsun:
Birincisi, Kur’an-ı Kerim. Kur’an ve mealini okuyarak şahit olunacak mekan, zaman ve insana anlam verilmesi mümkün olacaktır.
İkincisi; o ülkenin tarihi ve bugünü ile birlikte ülke ve şehirleri anlatan kaynakları okumak.

t- Dillerin senfonisi… 
Şehirlerde farklı sesler, farklı diller birbirine karışıyor.
Allah’ın dilleri birbirleri ile tevhid oluyor.
Anlaşılmayacak zannedilen diller birden berrak bir hal alıyor.

t- Avrupa siyasal- sosyal- ekonomik yapısının işleyişinde görünür ve görünmez oligarşik egemen emperyal bir sistem bulunmaktadır.
Burada en büyük soru:
Mülk kimin?
Mülk kimlerin elinde toplanıyor?
Kişi başına düşen milli gelir dışında servetin toplandığı sermaye sahipleri kimlerdir?
Piyasa halka açık gibi görünüp kapalı bir işlev mi görmektedir?
Evet! En önemli soru:
Mülk kimin?

t- Şehirler Allah’ın mucizesidir.
Allah’ın elinin insanların eliyle yarattığı…

 

Avrupa Notları- 18
Sofya…

y- Avrupa yıkılacak!
Yıkılacak ama yerine konulacak, boşalttığı alanı dolduracak bir başka güç, medeniyet ve anlam olmadığı müddetçe yıkılmayacak.
Avrupa medeniyetinden daha iyi bir şey- model- işlev- pratik- teori ortaya koymadığınız
müddetçe yıkılması üzerine temennilerin- iddiaların geçerliliği yoktur.

y- Avrupa’nın İslam’a Daveti…
Avrupa halkını uyandırmak lazım.
Avrupa’nın değişimi halklarının değişiminden geçiyor.
Avrupa egemenleri halklarına zulmediyorlar.
Gerçekleri halktan saklıyorlar.
Halkın verdikleri yetkiyi kötüye kullanıyorlar.
Halkın algılarıyla oynuyorlar.
Televizyon, basın, internet oligarşik yapıların elindedir.
Halka konfor verip, teslimiyetini satın alıyorlar.
Halkı açık veya gizli yalanlarla uyutuyorlar.
Halkın meseleleri tartışmasına açık planda izin vermiyorlar.
Gerçeği gizlemek için terör kimliğini oluşturuyor ve tehdit ediyorlar.

IMG_4529

y- Hristiyan ve Yahudilerle dostluk ve ilişkilenme…
“Ey iman edenler! Yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar.
Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.”
(Maide-51)

Bazı müslümanları hristiyan ve yahudilerler oturan, konuşan, antlaşma yapan, yaşayanları onlarla dost sayarak propaganda yapmaktadırlar.
Bugünlerde İsrail ile antlaşma olayında olduğu gibi…

Kur’an’da müslümanların yahudi- hristiyanlara ilişkin yaklaşımları bizim bugünkü yaklaşımlarımızdan farklıdır.
Kur’an yahudi ve hristiyanlara ilişkin önce dayandıkları kaynak ve tarihe ilişkin yaptıkları tahrifi tafsilatlı ortaya koyar.
Tartışmaya bu noktadan girer.
Bugün müslümanlar Kur’an’daki bilgiler ve tarihsel birikim ve kaynaklar ışığında yahudilik ve hristiyanlığı altını üstüne getirmeleri gerekiyor.
Ve onları kaynaklarına çağrı yapılması ve kaynakları ile hükmetmeye çağrılmalıdır.
İlk çağrı İslam’a ve Hz. Muhammed’e iman etmeye çağrı olmamalıdır.
Hz. İsa ve Hz. Musa’nın şeriatındaki tevhidi temel ortaya çıkarılmalıdır.
O tevhidi temel İslam’ı kabul etmeyi zorunlu kılacaktır.
Hz. Muhammed; yahudi ve hristiyanlarla beraber yaşamış, onlarla beraber Medine Devleti’ni kurmuş, onlardan borç istemiş, ticaret yapmıştır.
Recm ve anlaşmaya ihanet eden yahudilere ilişkin olayda Kur’an hükmüne göre değil Tevrat’ın hükmüne göre hükmetmiştir.

Yahudi ve Hristiyanlar ile antlaşmalar yapılabilir, komşuluk olabilir, birlikte devlet kurulabilir, ticaret yapılabilir ve birikimlerinden faydalanılabilir.
Dostluk ise; bunların dinlerini, yaşayışlarını, kötülüklerini taklid ederek veya inanarak yaşamaktır.

 

Avrupa Notları- 19

Türkiye’ye dönerken…

z- İçinden geçtiğimiz şehirler bizi unutmayacak!
Çünkü o şehirleri biz unutmayacağız.

z- Geriye dönerken biriktirdiğin
hatıralara, anlamlara, sözlere, değerlere ve güzelliklere bak!

IMG_4727

z- Bir yolculuk bitti; Elhamdülillah!
Bir yolculuk başlıyor; Bismillah!

z- Rabbim, bana bu şehirlerin hikmetini öğret!
Rabbim, bana bu insanları tanıma gücü ver!
Rabbim, bana insanlığın bu sistemlerini tanıt!

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s