ŞEHİR ZİNDANINDAN NOTLAR…

gece-metropol

 

c- Şehir hayatında insan kendisi dışında herşey oluyor…

Çünkü kendi adına iradesinin belirleyici olduğu bir husus- durum- alan bırakılmıyor…

Yol, ev, ulaşım, yemek, zaman, eğlence…

Sana sunulmuş birer tercih gibi durur ama diğer taraftan büyük bir hegamonik anlayışla tercihten yoksun bırakılıyor insan…

Nihayetinde her daim itaat edilmek zorunda bırakıldığı şehir düzeni içinde aklını- kalbini- nefsini- ruhunu yitiriyor.

Şehirde yürürken durup insanları seyrediniz.

Yürüyen- itaat eden robotlardan farksız olduğumuzu anlarsınız…

 

 

c- Şehirlerinde Duyguları Vardır…

İstanbul; kibirli…
Ankara; soğuk…
İzmir; yabancı…
Bursa; karmaşık…
Adana; bunalım…
Antep; egoist…
Malatya; kendinden emin…
Diyarbakır; şüphe…
Van; yönsüz…
Kayseri; gururlu…
Trabzon; deli dolu…
Sakarya; kararsız…
Erzurum; hassas…
Elazığ; kompleksli…
Kocaeli; kimliksiz…
Eskişehir; yalnız…
Tunceli; düşkün…

 

c- Köylüye Ağa’nın elinden kurtulun, dediler. Getirip kapitalist- insan emeği sömürücüsü patrona köle yaptılar. Yapılması gereken hem Ağa’nın, hem de Patron’un köleliğinden kurtarmaktı. Türkiye’de devlet önce Ağa ile işbirliği yaptı, köyde onu ezdi ve kontrol altına aldı. Sonra da şehre çağırarak Patron’a teslim etti. Şimdi O kontrol ediyor.

Köy ve Şehir ile bildiğimizi iddia ettiğimiz şeyler Kapitalizmin bize yutturduğu ezberlerden oluşuyor. Kapitalizm şehirdeki fabrikasına işçi lazım olduğu için herkesi şehre çağırdı. Şehirleri yücelterek, köyleri küçümseyerek insanları hayali bir yaşam-konfor içine davet etti. Devlette yeni istihdam alanı olarak bürokrasiyi devreye koydu  İnsanlar şehre gittiklerinde ne değişti. 10 saat boyunca çalış. Aldığın asgari ücret, hiçbir şeye yetmez. İnsani yaşam adına hiçbir standardının hiç bir seviyesine uymayan bir hayat peşinde insan sömürüsü devam ediyor.

 

c- İnşaat projelerindeki en büyük eksik: Mezarlık.

Her gün her türlü imkan ve donanıma sahip inşaat projeleri sunuluyor.

Ancak insanların her türlü ihtiyacını karşılama iddiasındaki bu projelerde Mezarlık bulunmuyor.

En küçüğü bir mahalle büyüklüğünde olan projelerde artık içinde Mezarlık olması gerekiyor.

Mezarlığın olmadığı proje, hiçbir zaman ideal proje olmayacaktır.

 

c- Şehir Türleri:

Mü’min Şehir…

Müslüman Şehir…

Kafir Şehir…

Müşrik Şehir…

Fasık Şehir…

Münafık Şehir…

Tevhidi Şehir…

Zalim Şehir…

Mazlum Şehir…

Tağuti Şehir…

Müstekbir Şehir…

Siz hangi şehirde yaşıyorsunuz?

 

c- Bahtiyarlık; serin bir köy- yaz akşamında… evin damına serili bir yatakta… esen hafif bir rüzgar eşliğinde… gökyüzündeki yıldızlara bakarak… rüyaya dalmaktır.

 

c- Apartmanlar imkan mı? Tehdit mi? 

Apartmanlar modern zamanın ev tipi…

Birbirini seçmemiş insanların zorunlu komşuluğu…

Yakınlaştıkça birbirinden uzaklaşan insanlar topluluğu…

Birbirini imkân değil tehdit olarak gören aileler…

Karşı karşıya bakan kapılar sanki ayrı ülkedeler…

Otel- pansiyon evlerde inşa edilemeyen ailevi sosyal hayat…

Ya Apartman ilişkilerimizi gözden geçireceğiz.

Ya da alternatif ev tipi üreteceğiz.

 

c- Şehirde insanlar birbirlerine çok yakın bulunurlar, otururlar, gezerler, alışveriş yaparlar, yerler, içerler ama birbirleriyle ilişkilenmemek için müthiş hassasiyet gösterirler.

Çünkü şehirde herkes bir diğeri için potansiyel tehdit unsurudur.

Bu tehdite karşı her türlü tedbir alınmıştır.

 

c- İnsanın her daim gidebileceği bir Hira’sı olmalı…

Yaşanan kaosa, zulme, akışa yeniden başka bir gözle bakabilmeli…

Varlık alemindeki yerini yeniden belirleyecek bir vakte sahip olabilmeli…

Verdiği söze bağlılığını yenilebilmeli…

Yaşadığı hayata dair kendi iç gözlemlerini yapabilmeli…

Bir Hira’sı olmalı insanın…

Yoksa şehirlerin köleliğe davet eden sisteminde,

Kitle iletişim hegamonyasının altında,

Alışverişe, biriktirmeye, mülkleştirmeye ayarlı zihinler içinde,

Bilincin yok edilmeye çalışıldığı ortamda,

İnsan her an yok olmaya- yok etmeye devam edecek…

 

c- İnsan şehirde yapılan herşeyin merkezine insan ve teknolojiyi koyuyor. Yapan- eden- eyleyen- sahip olan insan ve teknolojidir.

Tabiat ile başbaşa kaldığında ise bütün bu unsurları yaratanın- düzene koyanın- sebep olanın Allah olduğunu hatırlıyor.

Şehirlerin Tanrıları; İnsan ve Teknoloji…

Geriye kalan varlık alemin Tanrısı ise Allah…

Bu kavga her daim zihnimizde- kalbimizde devam ediyor.

 

c- Uçakta yolculuk yaparken, o büyük ve büyülü olduğunu düşündüğümüz şehirlerin
küçüklüğünü görüp, insanı ise hiç göremez olunca,
İnsanın büyük kibrinin kime ve neye karşı olduğunu anlayamıyor.

Hiç bitmeyecekmiş gibi görünen İstanbul, birden bir mahalleye dönüşüyor.

 

c- Yasaklar Şehri…

Yüksek sesle türkü söylemek yasak… Oturmak- uzanmak- yatmak yasak… Göğü seyretmek yasak… Yemek yemek yasak… Allah’ı anmak yasak… Bağırmak yasak… Akletmek ve hissetmek yasak… Bakmak yasak… Nefes almak yasak… İnsan tanımak yasak…

 

c- Toplumun Hakikati; Evde, Mabedte, Fabrikada, Büroda değil, Sokak’ta görülür.

Şehrin; ara, ana ve arka sokaklarında gezenler, toplumun gerçek hakikatini görürler.

Türkiye’nin ana, ara ve arka sokaklarında ne görüyorsunuz?

 

c- Organik Müslüman Şehirler inşa etmeliyiz.

Organik Müslüman şehir; İnsan- Hayvan ve Bitkilerin bir arada yaşadığı şehirdir.

Modernist Şehir’de insanlar kendilerinin kontrolü dışında olan hiçbir şeye müsaade etmiyorlar.

En çok kontrol ettiklerini zannettikleri ise çok sevdikleri eşyalarıdır.

Eşya’ya hükmettiklerini zannederler ama aslında Eşya onlara hükmeder.

Hayvan ve Bitkiler ise insana hükmetmek istemez, hizmet ve hürmet etmek isterler.

 

c- Şehirler bütün insanlar için yaşanılır kılınana kadar insanşehirler olmayacaktır. Bugün şehirde su, elektrik ve ulaşım gibi hayati önemdeki hizmetlerden yararlanmak için paranın olması lazım… Paran yoksa tuvalete bile gidemiyorsun. Maddi imkanları az veya olmayan insanlar şehirlerde yaşamaktan yoksun haldeler. Onlar maddi imkanlara sahip olamadıklarında yapılan teklif şehri terk etmeleridir…

Şehir hayatı ile köy hayatı birbirine eşitlenmelidir. İnsanlararası eşitliği arıyorsak mekanlararası eşitliği de aramalıyız. Şehir hegamonyası adına yalanlara inanmaktan kendimizi kurtarmalıyız.

Şehir’de yaşam adına yaşadığımız rezaletlere gözümüzü kapatıyoruz. Şehir yaşamı çürümüşlük, yozlaşmışlık, haramın helalleştirilmesi, insan başta olmak üzere herşeyin satılık hale gelmesi, trafik içinde en değerli gücümüz olan zaman kaybı, yakınken yaşanan yabancılaşma, her türlü el ve dil eminliğinden uzaklaşma, apartman dairelerinde dört duvar beton içinde yaşanan zindansı hayat, kirlilik, sağlığın elden gitmesi, makinanın insan ruhunu ele geçirmesi… ve yüzlerce şey… bunları şehirleri terk edelim iddiasıyla yazmıyorum. bunları yaşadığımız- alıştırıldığımız yalanları bir önce görmek ve yeni bir şehir tasavvuru oluşturmak gerekliliği üzerine yazıyorum…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s