ÖLÜLERİN SESLERİ

mezarliki- Yakında… Çok yakında… Kıyamet kopacak!

 

i- Cennet… ve Cehennem…

Bir adım, bir niyet, bir bakış, bir söz, bir duruş, bir tavır ötede…

Uzakta, Ufukta, Gelecekte, Meçhulde değil…

 

i- Vasiyetini yazdın mı? 

Yoksa zamanının daha çok olduğunu mu düşünüyorsun?

Bugün yazsaydın neler yazardın?

 

i- Nice
ölümü beklenenler dururken,
ölümü beklenmeyenlerin göçünü izleriz.

 

i- İnsanın cehennemi; 

olduğunu zannettiği şey olmaması,

hakikat olarak düşündüğü şeyin yalan olması,

uğrunda feda olduğu şeyin feda olmaya değer olmadığını görmesi,

gerçek adına sarıldığı şeylerin yalan olması,

aldandığının ve aldattığının farkına varmasıdır.

 

i- Hayat; OL! emri ile ÖL! emri arasında geçen imanın ve bu uğurda verilen emeklerin toplamıdır.

 

i- Ölüm…

Ticarette Ölüm…

Üretimde Ölüm…

Tüketimde Ölüm…

Siyasette Ölüm…

Kültürde Ölüm…

Eğitimde Ölüm…

Sanatta Ölüm…

Şehirde Ölüm…

Evde Ölüm…

Ölüm; algı, anlayış, kavrayış, teori ve pratiği hayatın her safhasında esas alınmadan Hakikat’i kavrayamayız.

 

i- Erdoğan Söyleminde Ölüm Vurgusu…

Erdoğan’nın birçok toplantısında önemle üzerinde durduğu kavramlardan biri; Ölüm’dür.

Cumhuriyet Dönemi siyasetçiler içinde Ölüm’den en çok bahsedenlerin başında Erdoğan geliyor.

Ölüm; vurgu modern zaman insanlığının en çok unutmak istediği kavramlardan biridir.

Siyaset alanındakiler için ise ölüm olgusu- algısını hayatlarında en son düşünmek istedikleridir.

Siyaset- Ticaret- Sanat dilinde Ölüm hakikati yerini buluncaya kadar, denge sorunu devam edecektir.

 

i- Ölmeyi bilmek demek;

Allah’a adanmaktır.

Her anın değerini bilmektir.

Zamanın ruhunu kavramaktır.

Her an yenilenmektir.

Yaşadıklarımızdan ders çıkarmaktır.

Hayata anlam katmaktır.

Bunları yapmıyorsak, ölümün varlığını bilsek bile kendisini inkar ediyoruz demektir.

 

i- Hazır mısınız?

Biraz sonra öleceksiniz.

 

i- Mezarlığa birisini defnetmeye giderken,

kendimizi mi, yoksa başkasını mı defnetmeye gidiyoruz?

 

i- Kim demiş Ölüm’den başka her şey Yalan…

Ölüm ne kadar gerçekse Yaşam da o kadar gerçek…

Yaşam’dan Ölüm’ü, Ölüm’ü Yaşam’dan ayıramayız.

Yaşam ile Ölüm, Hayat’ı oluşturur.

Bir bütünün parçaları olan Yaşam ile Ölüm’ü birbirinden uzaklaştırdıkça Şirk ve Kaos, yaklaştırdıkça Tevhid ve Adalet ortaya çıkar.

 

i- Ölüm’ü en güzel hatırlatanlar ve yaşatanlar ölülerdir.

Ölülere selam olsun.

O ölüler ki varlık sebeplerimiz…

O ölüler ki mirasımız…

O ölüler ki bizi bekleyen ev sahipleri…

O ölüler ki beklemektedirler bizi…

O ölüler ki hayatı onlarla birlikte inşa etmedeyiz…

 

i- Mezarlığında ziyaret ettiğin bir mezar varsa,

sen artık o şehirden sayılabilirsin.

 

i- Ölülerin sesleri…

Ölülerden- ölümlerimizden geriye kalan sesleridir- seslerimizdir.

Sesler, beynin ve kalbin içinde yankılanıp durur.

Bu sesler bazen kesilir gibi olur.

Bazen en derin uyku anında uyandıran ses gibi uyandırır.

Bazen seslerini özleriz, duymak isteriz.

Kulağımızı mezara yaklaştırır gibi yaklaştırırız.

Sesi derinden derine gelir.

Belli belirsizdir.

Bazen karşınızda son söylevini söylerken bulursunuz.

Onların sesleri doldurmuştur her yeri…

Sesler kaybolup gitmez.

En yüksek ve kalıcı sesler onların sesleridir.

Dinlemek isteyeni bulduklarında anlatacakları çok şeyleri vardır.

Ama insanlar dinlemeye dayanamazlar.

Biraz daha dinlerlerse kafaları çatlayacak hale gelir.

Sesler…

Ölülerin sesleri…

Duyuyor musunuz?

 

i- Kimin gözlerine baksam, gözlerinde ölüm okunuyor.

Yaşayan ölüler olmayalım. Öldüğümüzde yaşamaya fırsatımız olmayacak.

 

i- Ahirette, bu dünyaya geri dönmeyi istemek zorunda olanlar, bu dünyadayken ahireti unutanlar ve ahireti ciddiye almayanlardır.

“O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, “Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık»  diyecekleri zamanı bir görsen!” (Secde- 12)

Herkes, dönmek istemez. Şehitler ve mü’minler dönmek değil aksine bulacaklarına inandıkları vaad edileni zaten bulduklarından dolayı  mutmaindirler.

Dönmek isteyenler; yaptıklarından pişman olanlar, ahiret hayatının olmadığını iddia eden veya o gün Allah’ın affı geniş olduğunu düşünerek hayatlarını zulüm üzerine ikame edenlerdir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s