TIMARHANE VE HAPİSHANE ARASINDA OKUL

hapishaneu- Okul bahçesi…

Beton duvar… Asfalt zemin… Beton zemin… En hareketli çağlarında hafif düşseler, bir yerleri yaralanacak. Ağaçsız, oturaksız, çimsiz bahçe… Ruhsuz, soğuk, yabancı bahçe…

Okul bahçesi… Sosyalleşmenin bahçesinde, ancak çarpışmalar oluyor. Oyun, oturma, saha, park, toplanma, kantin… Hepsi aynı yerde…
Okul bahçesi… Oyun oynayamazsın; ya çarparsın ya da çarpılırsın…
Gezemezsin; ya ezersin, ya ezilirsin…
Okul Bahçesi… Okulun sınıf kadar en değerli, ortak yeri…
Eğitimin çoğunu öğrenci bahçede tamamlar.
Bahçesi olmayan okullarda çoğaldı.
Dershaneler kapatılınca, okula dönüşen dershanelerin uyduruk bahçeleri var.
Normal okulların ise okul bahçesi yok. Beton ve asfalt alanı var.
Bu da mahkumların, izin verildiğinde volta attıkları alanlara dönüşüyor.
Okul bahçesi olmayan okul, okul değildir.
u- İlkokul- Ortaokul Ders Kitapları Çöplüğü…
Ders kitapları; dersin anlaşılması, anlatılması, konuşulması bakımından anahtar role sahiptirler.
Ders kitapları; içerik, dil, edebi üslup, anlatım, bilgi, ideoloji, anlam bakımından
pespaye, değersiz, içeriksiz, bilgi kirliliği, düşünce körlüğü barındırıyor.
Hazırlayanların; nitelikli- eleştirel- özgün- özgür olmaları gerekirken,
piyasa ve ihale merkezli olarak özentisiz- gelişigüzel- rastlantı icabı kitaplar yazdırılıyor.
Ders kitapları baştan ayağa bütün yönleri ile değiştirilmelidir. İhale mantığı yerine Eğitim anlayışı yer alabilirse tabii…

 

u- Testleri sınav sisteminden çıkarmak lazım.

Yakılacak şeylerin birinci sırasında. Eğitimin testler üzerinden şekillendiği, testlerin insan zihnine verdiği hasar ve algısına yaptığı müdahale diğer ölçülendirmelerden çok farklı. 1. sınıftan itibaren aşamalı olarak 3, 4 ve 5 şıklandırma ile insan zihni köşeleniyor. Benzerlikler yok ediliyor. Alternatif önermeler yok sayılıyor. Anlam’ın katledilmesine vesile olunuyor.
Öğretmenler sistemin işleyişine en iyi şahit olan ancak teşhis ve tesbitlerde çok yavan kalan, anlayamayan, sorumluluk alıp alternatif öneremeyen, düşünsel kısırlığını her geçen gün artıran bir durumdalar. Öğretmenler müdahil olmadığı müddetçe kısır döngü içinde yaşamaya mahkûmuz.

 

u- Özel okulda eğitim- öğretim gören öğrencinin psikolojisi nasıldır?

Devlet okullarında okuyan öğrencilere göre farkları nelerdir?

Yeni kuşak geliyor. Özel okullu öğrenciler kuşağı…
Sayısının oranı yıldan yıla hızlı bir şekilde artıyor.
Paralı eğitim sistemi; insanın ruhu, aklı, becerilerini nasıl şekillendiriyor? Her şeyin parasal karşılığını arar.
Onun için değer ve güç odur. Özel okul öğrencisi; dava adamı olmaz. Feda etmek literatüründe yoktur.
Feda ettiği karşılığında ne elde ettiğine bakar. İstediği herşey olduğu için, kibir budalasıdır.

 

u- Hepimiz Ahlaksısız!…

Teste dayalı sınav sistemini kaldırmadığımız müddetçe ne rezaletler göreceğiz.

Sınava dayalı olmayan sistemde de birbirimizin elinden ve dilinden emin değiliz.

Kayırma, not şişirme ve diğer yollarla, hepimiz ahlaksızlığın dibinde yaşıyoruz. Atama ve yerleştirmeler adalet, emanet ve ehliyete göre yapılmadığı müddetçe adil bir devlet ve toplumdan bahsedemeyiz.

Anasınıfından başlayarak, öğrencinin her boyutuyla değerlendirildiği yerleştirme sistemi
gerçekleştirmediğimiz sürece bu saçma sistem devam edecektir.

 

u- Türkiye’de, Edebiyat, Felsefe, Psikoloji ve Sosyoloji yerlerde sürünüyor!

Git gide geçmiş kazanımları tüketmekten öteye gidemiyor. Esaslı ve kalıcı ürünler veremiyor.

Çünkü bunun en önemli sebeplerinden birisi; ne kadar  zeki, becerikli, akıllı beyin varsa; tıp ve mühendisliğe yöneliyor- yönlendiriliyor.

Sosyoloji, Edebiyat, Felsefe ve Psikoloji bir şey yapamamışların, sonuçları tüketmişlerin tutundukları ve tercih ettikleri alan oluyor.

Üretim kapasitesi dar, zeka seviyesi ileri olmayan, zoraki bir bölüme tutunan öğrencilerden  bir şey çıkmaz.

İnsan için hayati öneme sahip bu alanlar bir gün tıp vb. bölümler kadar değer kazanırsa yeni bir dönemin başladığına inanabilirsiniz.

 

u- Okullar; Tımarhane ve Hapishanelerin estetize edilmiş halidir…
Öğretmenim ve gün geçtikçe öğrettiklerimden nefret ediyorum…

Öğrencilerin her sabah okul kapısından girdikleri ve çıktıkları ana dek onlara çektirdiğimiz işkenceyi görüyorum…

Öğrencilerin gözlerine bakın anlarsınız…
Çözüm? Önce var olan-yapılanları tüm gerçekliği ile görmek.

Hayır! demek, diyebilmek.

Yapmak istediklerimizi gerçekleştirmek için mikro- makro planda, teorik ve pratik alanda savunmak ve ortaya koymak.

Düşünce- inanç- felsefe planında var olduğunu ispatlamak. Tasavvurumuzu tüm insanlığı kuşatacak çerçeve ile düşünerek hareket etmek.

Geçmiş örneklikler, yaşanan gerçeklikler ve yarına dair hedefleri harmanlayan bir insan ufku yakalamak.

 

u- Türkiye’de insanların tarih noktasında büyük talihsizlikleri vardır. 
Okula başlar, devlet bir tarih öğretir.
Liseye gelince bakar ki öğrendiği şeyler; yanlış- eksik kalmıştır.
İnsanlar bunu fark edebilirlerse telafi etmek için çaba gösterirler.
Edemezlerse bir ömür boyu edindiği tarih anlayışının hasta ettiği- sakat bıraktığı anlayışla
yol almaya devam ederler. İdeoloji mensupları ise tarihten ideolojilerini kanıtlayacak- destekleyecek argüman ararlar.
Tüm tarih unsurlarını taraftar olmanın fanatizme dönüşerek körelttiği zihinle bakmayı alışkanlık edinir.
Farklı kaynaklar okuyabilirse, düşünebilirse, tartışabilirse üstü örtülen hakikate yakınlaşacaktır.

 

u- Türkiye’de siyaseten bir çok şey değişmeye devam edecek.

Yalnız; yolsuzlukları, cehaleti, sahte korkuları, akıl kısırlıklarını, kalbi duyarsızlıkları, adaletsizlikleri, zulümleri, eşitsizlikleri, keyfilikleri, fitneleri, yalanları, sahtekârlıkları, oyunları üreten bir eğitim sistemimiz oldukça aslında değişen çok şey olmayacak.

Değişen bir şeyler varsa bu eğitim sistemine rağmen var olabilenlerin katkısıyla olmaktadır.

Değişime karşı çıkan ve Allah’tan başka güçlere tapınanları ise mevcut eğitim sistemi ortaya çıkartmıştır.

 

u- Soru: Suç kimde? Cevap: Öğretmendedir.

Sürekli olarak öğrencilerin öğretmenlerine karşı tutumları tartışılıyor.

Burada en büyük sorumluluk kimde?

Öncelikle öğretmendedir. Bir öğretmen sınıfı derse hazırlamalıdır. Bir öğretmen öğrencilerinin bu şekilde davranmasına izin vermemelidir. Sözünün ve kişiliğinin değerini korumalıdır.

Maalesef, öğretmenler sınıf yönetme iradelerini yitirdiği zaman, öğrencilerin bunu istismar etmesine kapı aralamaktadır.

Önce öğretmen düzelsin, Diğerlerinin düzelmesine sıra gelecektir.

 

u- Çocuk Kanalları’nda Allah neden yok?

TRT Çocuk ve Yumurcak TV, yerli yapımlarla izlenirliği olan çocuk kanalları oldular.

Yabancı Çocuk kanallarına ve yapımlarına karşı yerli üretimlerle öne çıktılar.

Pepe- Keloğlan- Niloya- Hezarfen- Canım Kardeşim gibi çocukların ilgi ile izlediği yapımlar yapıldı.

Ancak; Bu çizgi filmlerde Allah anlayışı ve Peygamber örnekliğine hiç yer verilmiyor.

Çocuk dimağına uygun söylem ve üretimler konulmuyor.

Bunda 1- Acaba insanlar ne der, izleyici kaybeder miyiz? 2- Bu anlayışı çocuk benliğine koyacak söylemi üretememe, etkili oluyor.

Çocuk- Allah ilişkisi kurulmadan İnsan- Allah ilişkisi doğru bir şekilde oluşturulamaz.

 

u- Sınıf duvarlarına mahkum eğitim…

Bir çocuk kanalında amerika menşeli bir program vardı.

Çocuklar basit, gündelik araç- gereçlerle bilimsel deneyler yapıyorlardı.

Bir programda ortalama 10-15 deney yapılıyor.

Türkiye’deki okullarda 12 yıllık mecburi eğitim süresi içinde okullarda toplam 5 deney bile yapılmaz.

12 yıllık eğitimde binlerce test çözdürülür, ancak görerek/ yaşayarak/ deneyerek yapılan eğitim etkinlikleri 10’u geçmez.

Sadece bu yönüyle; Türk milli eğitimi; beyinleri körelten, geri zekalaştıran, ahmaklaştıran, mankurtlaştıran, test endüstrisisinin köleleri haline getiren bir sistemdir.

 

u- Türkiye’de her yer dershaneleşti.

Öğrenciler otobüste, evde, kütüphanede durmadan soru çözüyorlar.

Konuştuklarında herkes günde kaç soru çözdüğünü konuşuyor ve yarışıyor- yarıştırıyor.

Artık konuşmalarda seçenekli olmaya başladı.

Konuyu, meseleyi, durumu anlama, yorumlama, tartışma, eleştirme ve değerlendirme ameliyesi hoş görülmüyor.

Örneğin sınıfta ders anlatmaya ve konuşmaya başladığınızda hemen “Hocam, bunların bize faydası yok. Test çözelim” diyorlar.

Testleri ellerine aldıklarında herkes birbirinden cevap çalmaya çalışıyor.

Hayat akışında sabitesi, ahlakı, anlayışı, duruşu olmayan insan yetişiyor.

Bunun yerine sürekli tercih etmesi için seçenek bekleyen insanlar oluyor.

Kendisi olmayan tercihler arasında tereddütlü şekilde dolaşıp duran,

kendisine sunulan tercihler dışında tercih ihtimaline yer vermeyen,

doğruyu bulduğunu zannedip sürekli hayal kırıklığına uğrayan,

bu hayal kırıklıkları için ruh- akıl yorgunluğu çeken insan karşımızda oluyor

 

u- Hayatın Büyük Öğretmenleri:

1- Allah, 2- Akıl, 3- Peygamber, 4- Kitap- lar, 5- Aile, 6- Okul, 7- Meslek, 8- Tarih, 9- İdealler, 10- Hayvanlar, 11- Bitkiler vd…

 

u- Eğitim düzeyi yükseldikçe neler yükseliyor?
Neler azalıyor?

Eğitim düzeyi yükseldikçe çocuk sayısı azalıyor.

Eğitim düzeyi yükseldikçe, yoksulluk artıyor.

Eğitim düzeyi yükseldikçe, CHPli sayısı artıyor.

Eğitim düzeyi yükseldikçe, asker sayısı azalıyor.

 

One response to “TIMARHANE VE HAPİSHANE ARASINDA OKUL

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s