ORTADOĞU’DA BARIŞ HAYALİ

ortadoguz- İslamofobia…

Batı’nın İslamofobi bağlamında duruşu son zamanlarda ana tartışma konularından birini teşkil ediyor. Batı’nın duruşunda 2 yön ön plana gelmektedir.

Birincisi; İslam’ın varlığı inançsal olarak değil onların var olan siyasal egemenliklerini tehdit eden boyutta görüldüğü için tehdit olarak algılanmaktadır. Nüfus artışı, ekonomik ve siyasi olarak güçlenme Batı tarafından en önemli tehdit olarak görülmektedir. Avrupa ve Amerika’da ikinci Endülüslerin farklı boyutta yaşanması uzak görünmüyor. Hıristiyan-faşist Batı, Müslümanların varlığını kendi varlıkları için belirleyici derecede tehdit olarak algılarsa çatışma kaçınılmaz olacaktır. Bu noktada belki farklı bir yol çizilerde Müslümanlar ile yaşama iradesini geliştirirler.

Avrupa ülkelerindeki Müslümanların çoğunluğu kenar mahallelerde suç örgütlüğü temelinde oluşturdukları ortamlar inşa etmeye başladılar. Yaşadıkları kimlik krizini ve ikilemini henüz aşamadılar. Avrupa halkı ile bütünleşemediler. Kendi gettolarında korunmaya çalıştılar.

İkincisi ise Müslümanların örneklik olarak insanlığa “emin” sıfatı taşıyacak vasıfta olmamalarıdır. Uzaktaki ve yakındaki Müslümanların elinden ve dilinden emin olmayan insanlar topluluğu olmalarından dolayı başka milletlerin güvenilmesi beklenemez.

Bu noktada Müslümanlar, insanlar neden bizlere güvenmiyorlar, korkuyorlar diye kendi durumlarını gözden geçirmeleri gerekmektedir.

 

z- İsrail’in değil Allah’ın güçlü olduğuna inandığımız an, İsrail’in sonu gelmiş demektir.

 

z- Filistin’in kurtuluşu; Amerika, İngiltere, Türkiye, Suriye, Irak,  Mısır, Arabistan, Rusya’nın ve Çin’in kurtuluşuna bağlıdır.

Dünya’daki zulm insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar birbiriyle içiçe geçmiş durumdadır.

Bir yerdeki zulmü ortadan kaldırmak, bütün dünyadaki zulmün ortadan kalkmasına vesile olacaktır.

 

z- Ortadoğu’da Büyük Oyun…

Savaşanlar bu toprakların insanları… Karşılarındakiler başka bir ülkeden gelmiş işgalci devletler değil… İşgalciler, askeri olarak çekilirken, ülkelerin güçlenmemesi- bağımsız olmaması için  ülke halklarını birbirine kırdırıyorlar.

Birbirlerini yemeleri için her dönem farklı bir çatışma sebebi icat ediyor.

Ulusçuluk- Kabilecilik- Petrolcülük- Mezhepçilik- Dincilik ile toplumlar birbirlerinin kanını döküyor, malını gasp ediyor, namusuna el sürüyor ve yurtlarının altını üstüne getiriyor.

Halklar- Örgütler bu gerçeğin farkına varıncaya kadar, bu kan- zulüm- gözyaşı devam edecek.

 

z- İsrail; halkıyla, oluşumuyla ve ideolojisiyle- siyonizm- dünyadaki en farklı ülkelerden biridir. Çıktıkları- sürgün edildikleri topraklara geri dönerken, yaşadıklarından ders alarak değil, sürgünlüklerinin sebebi olan fitnelerine devam ediyorlar.

Dünyanın en sevilmeyen halkı ve devleti olan İsrail, yalıtılmışlığı ve üzerine çektiği tüm nefretlere rağmen yoluna devam ediyor.

Elbet, bunların bir sonu var ve kaçınılmaz son onları gelip bulacaktır.

 

z- Suriyelilere Vatandaşlık verilmesi…

1- Suriye’nin içinin boşaltılmasına sebep olur.

2- Suriye krizinin daha uzun süreceği öngörülüyor.

3- Suriyelileri kamplarda değil şehirlerde yaşamaya götürecektir.

4- Türkiye çifte vatandaşlık verme yolunu seçmelidir.

5- Suriye, Türkiye vatandaşlığına geçen insanları Suriye vatandaşlığından çıkarabilir.

6- Türkiye koşullarına uyum gösteren halk, geri dönüşü düşünmemeye başlamıştı.

7- Yatırım yapan ve çalışmak isteyenlerin statüsü belli olmuş olacaktır. Ucuz işgücü olarak kullanımı kısmen engellenmiş olur.

8- Türkiye için büyük kazanım, Suriye için büyük kayıp olacaktır.

9- Suriye ile toplumsal derinlikli yeni dönem başlayacaktır.

10- Eğitim dili olarak Arapça’nın olması gerekir. Dillerini unutmalarının önüne geçilmelidir.

11- Türkiye halkı bu süreçle birlikte Suriyelilere misafir değil ev sahibi olarak görmeye başlayacaktır.

12- Suriyeliler kendilerine kalıcı hedefler çizmeye başlayacaklardır.

 

z- Ortadoğu Barışı Ne Zaman?

Hz. Muhammed Ortadoğu Barışı’nı inşa ederken kabileciliği yıkarak ve ekonomik- siyasal eşitliği sağlayarak gerçekleştirmişti.

Bu barışı bozan Emevi aklı kabileciliği yeniden ihdas ederek, ekonomik- siyasal gücü bir elde toplamaya çalışarak bozmuştu.

Eyyubi, kabileciliği aşarak ev siyasal birliği sağlayarak Ortadoğu’yu geçmişine döndürmek isteyen, barışı bozmak isteyen Haçlıları yenerek barışı kurmuştu.

Osmanlı Ortadoğu Barışı’nı kurarken kabileleri destekleyerek -yarı özerklikler vererek-ekonomik olarak desteklemeyi sağlayarak ve siyasal katılımı sağlayarak gerçekleştirmişti.

200 yıldır Ortadoğu barışını arıyor.

Barış; topraklara çöreklenmiş aile- kabile asabiyetini aşarak, siyasal katılımı eşit hale getirerek, ekonomik paylaşım adil bir şekilde yaparak gerçekleşebilir.

Türkiye, Mısır ve İran kendi iç yapılarında bu barışı sağlayabilirlerse; sadece Ortadoğu’da değil Afrika ve Asya’da Barış’ı inşa edebilirler.

 

z- Müslümanların yaşadıkları ülkeler parçalanacakmış. Yeni devletler kurulacakmış.

Geç bile kalındı. Sınırları Emperyalistler çizmişti. Yeni Sınırlar Çizilecek.

Türkiye’nin sınırları da değiştirilmelidir. Bu sınırlar dar- düşman üreten- geri çekilmeyi yansıtan- ufuksuz sınırlar çünkü…

Yeni sınırlar tevhid ehli- adaletli- vicdanlı- ahlaklı müslümanlar tarafından çizilecek.

Herkes eline kalem- kağıt değil, ilkeleri- idealleri- tarihi- vicdanı- fıtratı alarak gelsin.

Yeni sınırlar çizelim. Arada mayınlı, diken telli, birbirine çevrili namluların olmadığı,

silahlı nöbetçilerin olmadığı, sınır kapılarının açık olduğu sınırlar…

Mevcut sınırları emperyalistler ve yerli işbirlikçileri çizmişti. Yeni sınırları ülkelerin halkları, yerlileri, özgür iradeleriyle etnik, hegamonyacı, kapitalist bir ruh ile değil tevhid, adalet ve özgürlük temelinde yeniden çizmelidirler. Halen kendi sınırlarımızı Misak-ı Milli ve AB temelinde ele alıyorsak zihinsel değişime çok ciddi ihtiyaç bulunmaktadır.

 

z- “Medeni Avrupa” teorisi yüz yıl önceydi. Çözülen, parçalanan, imana ihtiyacı olan, kimlik arayan ve kişiliğini yitiren Avrupa temel alınamaz. Bir gün gezerek ve de Avrupa tarihini okuyarak tanımak hayırlı olur. Avrupa medeniyeti, insanlık tecrübesinin bir parçasıdır. O tecrübeden faydalanacağız. Ama temel almak, bugün kendisinin düştüğü krizlere düşmemize yol açacaktır.

 

z- Kavganın Esas Sebebi Dini Değil Ekonomik ve Siyasi Sebeplerdir…

IŞİD merkezli gündemimizde süreci okuyanlar savaşın esas sebebini mezhebi- dini temelde ele almaktadır. Oysa ki esas sebep dini- mezhebi değil, ekonomik ve siyasi merkezlidir.

Afganistan’daki Mücahit denilen kişilerin mücadelesini sadece İslam cihadı üzerinden okuyan Türkiyeli Müslümanlar işin sonunda gerçeği görmüşlerdi.

Şimdi de Ortadoğu’da yaşanan mücadeleyi İslam mücadelesi olarak okumak yanlışlığı bizi başka yanlış tutumlara götürüyor.

Şii- Sünni- Selefi- Alevi- Nusayri- Kürt- Arap… Bunlar gerçekleri maskelemek için üretilmiş imajlardır. Ekonomik ve siyasal sebepler temelinden meseleyi okuyalım… Çözümü ise insani, islami, ahlaki ve tarihsel tecrübede arayalım.

Savaş; Ekonomik Din Savaşıdır. Mülkün paylaşımı… Piyasa ülkeler… Pazar Alanları… Enerji koridorları… Küresel şirketler… Yerel patronlar…

Savaş; Allah’ın mülkünü paylaşım savaşı… Başka bir şey zannedip kendinizi yormayın.

 

z- Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler, Süryaniler, Yezidiler, Aleviler, Ateistler, Laikler ve dahi kim varsa bu topraklarda başka din mensupları için ibadet edecek mekan ve zaman imkanları önündeki her türlü engel kaldırılmalıdır.

 

z- Ortadoğu’nun özgürleşmesi için;

1- Ulus-kabile devlet anlayışından vazgeçilmelidir.

2- Mezhep devlet anlayışı hiç düşünülmemelidir.

3-  Demokratik-Şura anlayışı yönetimde esas olmalıdır.

4- Yeni İslam anlayışı inşa edilmelidir.

5- Ekonomik kaynaklar adil bir şekilde paylaşılmalıdır.

6- Yahudi ve Hıristiyanlar başta olmak üzere farklı din anlayışına sahip insanların can, mal ve din emniyeti sağlanmalıdır.

 

z- Dünya İnsanlık Topluluğu…

Aynı elbiseleri giyen…

Aynı arabalara binen…

Aynı evlerde oturan…

Aynı kitapları okuyan…

Aynı filmleri seyreden…

Aynı şeylere gülen…

Aynı yemekleri yiyen…

Aynı diplomalara sahip olan…

Aynı dilleri bilen…

Aynı dinlere inanan…

Aynı müzikleri dinleyen…

Bu aynılıklar; Tevhid merkezli olarak mı? Şirk merkezli olarak mı? oluşuyor.

Tevhid merkezli olursa Adalet, Şirk merkezli olursa Zulüm, hâkim olacaktır.

 

z- Ne Amerika ile… Ne Amerikasız…

Bir taraftan krizlerin çözümünde yana yakıla Amerika’nın müdahalesini beklemek… Bir taraftan Amerika’nın hiç bir şekilde ortada görünmesini istememek… Dünya düzeni içinde Amerika ve diğer güçlü ülkelerin oluşturduğu sistem aşılamıyor.

Bazen onların oluşturdukları kriz alanlarında, yine onlarsız çözüm bulunamıyor.

Bazen oluşan sorunlarda onların müdahalesi olmadan sorun aşılamıyor.

Dünya güç dengesinde adil bir şekilde sürece müdahale edecek güçlere ihtiyaç var.

Yeni güçlere, mevcutlar izin vermiyor. Halklar ancak bu oyunu bozabilir. Onlar da çabuk oyuna geliyorlar.

 

z- Ortadoğu Türkiye sesi radyosu… Ses var… Görüntü yok…

Muhafazakarlara- İslamcılara göre Ortadoğu; Ortadoğu ile ilgili devlet yetkililerinin demeçlerini dinleyince; ordu müdahale edecek, mazlumların yanında savaşılacak gibi bir izlenim ediniliyor.

Oysaki, bakıyoruz ki bütün bu iddialardan- sözlerden murad; ABD ve AB başta olmak üzere devletlerin müdahale etmesi  için davetiye göndermekmiş.

Laiklere- CHPlilere- Kemalistlere göre Ortadoğu; buraya hiç ilişmeyin. Ne halleri varsa görsünler.

Milliyetçilere göre Ortadoğu; Türk kökenli vatandaşlara bir şey olmasın. Diğerleri de mümkünse ölsün.

 

z- Ortadoğu’da Barış Hayali…

Ortadoğu ve Barış kelimeleri arasında büyük bir uçurum var.

Herkes ayrılmaktan- çarpışmaktan bahsediyor.

Kürtler, yeni egemenlik alanlarının tanınmasını istiyor.
Bilmiyorlar ki verilmiş özgürlük, köleliktir.

Araplar, geleneksel egemenliklerinin korunmasını istiyor.                                                           Bilmiyorlar ki, hâkim olsalar da bu tavırları- anlayışları ile adalet gelmiyor.

Şiiler, kazanmış göründükleri egemenliklerini muhafaza etmeye çalışıyorlar.                   Bilmiyorlar ki, insan mezhepten ibaret değildir.

Sünniler, kaybedilmiş egemenliklerinin kazanılmasını istiyor.
Bilmiyorlar ki, kazandıkları bir şey yoktu ki kazanacakları bir şey olsun.

Kime sorsan temiz… Kime sorsan haklı… Halbuki hepsi de kirli… Hepsi de Haksız…
Oynanan oyunun figüranı olmayı seçiyorlar. Ve bunu eksiksiz yerine getiriyorlar.

Cehalet… Asabiyet… Faşizm… İllüzyon… Halüsinasyon… Şirk… Çıkarlar… Korkular… Taşlaşmış gelenek… Yalanlar… Bir bir, grup grup ölerek- öldürerek bitecekler…
Ancak o zaman yeni toplum doğacak…

 

z- Halepçeler Artık Bitmelidir…

Ortadoğu’da her an yeni Halepçeler yaşanıyor…

Halklara düşen uzun bir ağıt yakmak düşüyor…

Ortadoğu’da yaşamak; hayatı Ağıt’la içiçe kılmaktır…

Zalim Yöneticiler, İlkel Milliyetçilikler, Küçük menfaatler karşılığında idealleri satmalar, Uydurma Mezheplerin arkasından savaşlar, Birbirine tahammülsüzlükler…

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s