ALLAH’A SORMAK İSTEDİĞİNİZ BİR SORU VAR MI?

soruu- Erkek- Kız, Kadın- Erkek, Anne- Baba ilişkilerini Kapitalizm etkilemektedir.

Kadın- Erkek ilişkilerini, İnsani- psikolojik- sosyolojik- ekonomik- kültürel- sanat temelleri olan inançlar- düşünceler- ideolojiler- gelenekler- piyasalar belirliyor.

Bugün bu ilişkileri, Kapitalizm ruhu- aklı- piyasası yönlendiriyor.

Müziği- edebiyatı- evi- giyimi- yiyeceği- kutsalları- tarzı ile Kapitalizm hakim olmuştur.

İlişkiler Kapitalizm üzerine bina edildiği için Kadın ve Erkeğin birlikte inşa ettiği ilişkiler Kapitalizme hizmet ediyor.

Kapitalizm demek sadece üretim- tüketim ilişkilerinden ibaret değildir. İnsan ruhu- aklı- psikolojisi- sosyolojisi- huzuru yani bütün bir hayatı çepeçevre saran bir ideoloji ve dindir.

u- İzleri takip edelim.

Alındaki secde izi… Gözdeki anlam izi…

Bunlar insanın hal kimlikleri…

Rabbim varlık aynasında; bizi özü- sözü- gönlü- aklı- nefsi Tevhid olanlardan eylesin.

Alnımızda secde izini ve Gözümüzde anlam izini her daim var kılsın.

u- Kendi kendinizi, Ailenizi,  İşinizi, Arkadaşlarınızı, Dininizi, Dünyayı, Ahireti, Hakikati, Dertleri, Şehri, Kitabı İHMAL ediyor musunuz?

Bir an önce ihmali kaldırıp, ikmal ve inşa çabasına girişilmelidir.

u- Dede- Nine- Teyze- Dayı- Amca…

Kim ve nerede?

Aile- Akrabalık hukuku içinde yer alan insanlar, artık Aile’den sayılmıyorlar.

Sadece Miras sözkonusu olduğunda hatırlanıyorlar.

Ek olarak düğün ve cenaze…

Hayat içinde onlara yer yok.

Yeni kuşaklar bazılarının isimlerini bile bilmiyor.

Akrabalık sorumlulukları, en son hatırlanan sorumluluklara dönüştü.

Aile, Akraba ve Komşu…

İnsanların her daim var olan sosyal yaşam parçaları…

Bunlar ile sağlıklı bir ilişki kurulmadan, inanç- toplum inşa edilemez.

Aile, Akraba ve Komşuluk ilişkileri; yeni konum, yeni zaman ve yeni şartlara bağlı olarak yeniden inşa edilmelidir.

u-İnsanlar ikiye ayrılır: Hakikatte kendisine düşen payı alanlar ve almayanlar…

u- Yılın günlerini An’larından soyutlayarak iç içe geçmiş birikimini soyutlayarak yaşamak… Dini günler… Milli günler… Sosyal günler… Yıl geçmesin ki her güne yeni bir gün ekleniyor… Her kesim kendine kutsal günler ihdas etmeye, kapitalizm ise bunları sermayeye çevirmeye devam ediyor. Günleri çoğaltarak mesajı zayıflatmaya, sömürüyü çoğaltmaya devam ediyoruz.

Günler Allah ile insanlar arasında pay edilmeye başlandı… Kutsal günler, kutsal geceler, kutsal aylar… Bu kutsallık belirli bir güne sığdırılan, onun dışındaki günler ve gecelerde soyutlanılan bir pratiğe dönüştü… Oysaki günlerden maksat her zaman ve gün olması gerekiyor.

Cuma günü; ey Müslümanlar bugün gibi toplanın, paylaşın, danışın…

Ramazan ayı; ey Müslümanlar her ay ramazan’daki gibi arının, merhamet ehli olun, sabre edin…

Hac günleri; evinizde- yurdunuzda kardeşlerinizi unutmayın. Bir olana her daim yönelin…

Bayram günleri; ibadetlerin ruha verdiği sevinç ve huzuru paylaşma…

u- Allah’a sormak istediğiniz bir soru var mı?

Sorularımızı öncelikle Allah’a yöneltmeliyiz.

Herşeyi bilen O’dur.

Allah kullarının sorduğu soruları cevapsız bırakmaz.

Allah’a soru sormanın belli bir adabı vardır.

Hakikat arayışında olanların sorularını; fıtrat ile, Akıl ile, Ayetler ile, Varlık âlemindeki şahitlik ile, Kıssa- tarih ile, Olaylar ile, Tecrübe ile, İnsanlar ile cevap bulmalarını sağlar.

Hz. İbrahim ve Hz. Musa, Allah’a soru sormuştu.

Ama Allah’a soru soranlar ve cevabını O’ndan bekleyenler çok az…

İnsanların çoğunluğu her şeyi bildiğini, çözdüğünü, anladığını iddia ediyor.

Çoğunluk, Allah’a soru sormaya bile tenezzül etmiyor.

Veya bazıları haşa Allah’a soru sorulur mu? diyerek sanki Allah’a zahmet vermek istemezmiş gibi davranıyor.

u- Değiştirmek istediğin bir şey var mı?

Kendini… Çalışma şartlarını… İş yöntemlerini… Aileni… Akrabanı… Arkadaşlarını… Şehrini… Ülkeni… Dünyayı… Değiştirmek istiyor musun?

u- Meselemiz…

Meseleyi anlamak için; Önce uzay boşluğundan dünyaya bak. Sonra dünyaya yaklaş. Dünya’yı kıtaları ve denizleri ile tanı. Sonra ülkene yönel. Ülkenin şehrine… Şehrinden mahallene… Mahallenden sana var.

Meseleleri değerlendirirken; içten dışa, dıştan içe doğru geliş- gidiş halinde olmalıyız.

u- Kime sorsan yoğunum diyor.

Şehir, öyle bir hayat ki; farklı bir yere gitmeyi, yeni bir insanla tanışmayı gerekli kılmayan, çizilen sınırlar dışına çıkma cesareti vermeyen, gelecek korkusunun içine hapseden, iş saatleri ile ev arasında insanı boğan haldedir.

Ve yoğundur, insan. Yoğunum dediği şey bunalımıdır.

u- Bütün mesele: Taraf Olmak…

Taraflar kimdir?

Taraflar kimin adına hareket ediyor?

Taraflar hangi tarafta duruyorlar?

Bertaraf etmeye çalıştığımız taraf kimler ile birlikte çalışıyor?

Bizi taraf olmaya zorlayanların tarafına neden geçiyoruz?

u- Sağlığımızı Düşünelim! dediğimizde hemen akla gelen sadece beden sağlığımız oluyor.

Oysa ki sağlığımızın çok boyutlu bir yapısı vardır.

Dikkat Etmemiz Gereken Sağlık Alanları: 1- Akıl Sağlığı 2- Kalp Sağlığı 3- Nefis Sağlığı 4- Beden Sağlığı

Bu dört alanda sağlığımızı koruyabilir, geliştirebilir, güçlendirebilir isek, hayatta Allah’a kulluğu, adaleti, hakikati yakalamış- yaşamış olacağız.

u- Hangi damarınız aktif?…

İyilik damarı… Kötülük damarı…

Doğruluk damarı… Yalan damarı…

Adalet damarı… Zulüm damarı…

Tevhid damarı… Şirk damarı…

Güzellik damarı… Çirkinlik damarı…

Marifet damarı… Cehalet damarı…

Kanınız(İman- Hikmet- Akıl- Vahiy- Tecrübe) hangi damardan akıyorsa, o damarınız aktif olacaktır, size ve hayatınıza hükmedecektir.

u- Nerde kalmıştık?

Yaşadığımız imtihanımızda…
Okuduğumuz kitapta…
Yürüdüğümüz yolda…
İnşa ettiğimiz yapıda…
Söylediğimiz sözde…
Mücadelemizde…

Nerde kalmıştık?

u- İnsanoğlu bu!

Yanlışları- Eksikleri- Günahları- Kayıpları için,
Kendinden çok; Şeytanı, Anne- babayı, Atalarını,
Çevresini, Öğretmenlerini, Siyasi iktidarları, Sermaye sahiplerini,
Kaderini, Allah’ı ve Şartları suçlar.

u- İnsan, sesini en çok kendisine duyuramıyor.

İnsan konuşuyor ama aklı duymuyor.

İnsan konuşuyor ama kulakları sağırlaşmış.

İnsan konuşuyor ama kalbi katılaşmış.

İnsan sesini kendisine duyurabilse onu herkes duyabilecek.

Ama daha kendisine sesini duyuramayan insan, insana- insanlığa sesini nasıl
duyuracak?

Duy ki, duyurasın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s